Altyapı Üstyapıyı Belirlerken

Cemil Meriç Türk modernleşmesinin temel problemini anlatmak için “Avrupa’nın meyvelerini koparıp kendi ağacımıza astık.” diyor. Avrupa’nın meyveleri? Yani demokrasi, insan hakları ve özgürlükler. Batının meyvelerini diktik, gelişip serpilmesi için zaman gerekiyor deseydi daha iyimser bir yorum olurdu elbette. Avrupa’nın meyveleri neden bizde yetişmiyor ya da yetişmiyordu? Sorun sadece demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi soyut kavramların ortaya çıkmaması değil. İnternet, çip ve yapay zeka teknolojilerinin üretilememesi de benzer sebeplere dayanıyor. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi büyük meselelere geçmeden önce günlük hayatın içinde ekonomi ve üretim biçimlerinin kültürü nasıl etkilediğini görmek daha kolay.

Neden Kadıköy’de daha çok Vespa kullanan insan görürüz de Anadolu şehirlerinde ya da ilçelerinde çok daha az görürüz? Neden köylerdeki kahvehanelerde hep erkekler oturur? Manevi kültür yani hayatı yaşama şeklimiz şüphesiz ki maddi kültürün yani teknoloji, üretim araçları ve ekonomik yapıdan etkilenir hatta onlarca belirlenir. Tarım, sanayi ve hizmet teknolojilerinin hepsine birden teknoloji diyebiliriz kısaca. Bu anlamda teknoloji kültürü belirler. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş büyük aileden çekirdek aileye hatta farklı aile tiplerine geçiş başta olmak üzere kültürü derinden etkiledi. Bireyin davranışları da bu değişimin gerekliliklerine uygun hale geldi. Yani kültür, ekonomi ve üretim biçimlerini etkilemiyor. Kültür, ekonomi ve üretim biçimlerinin çıktısı olarak hayatımızda yer alıyor.

Marxistlerin altyapının üstyapıyı belirlemesini daha politik bir bağlamda ele alsalar bile bu görüş zenginleşerek başlangıçtaki açıklarını yamamayı başarmıştır. Devletin yönetim biçimini ekonominin ve ekonomik gelişmelerin belirlediğini söylemek o kadar kolay değildir. Genellemeler ise her zaman yapılabilir. Örneğin hammadde zengini ülkelerin otoriter yönetimlere zemin hazırladığı söylendiğinde hammadde zengini olmayan ama otoriter yönetimlerce yönetilen ya da hammadde zengini olduğu halde demokratik şekilde yönetilen ülke örnekleri verilebilir. Varmak istediğim nokta altyapının politik yapıdan daha çok kültürü etkilemesiyle ilgilidir ve altyapı üstyapıyı belirlerken üstyapı bazen toplumsal dinamizmin artırılması bağlamında altyapıyı etkileyebilir. Altyapısı için hazırlık yapılmayan ve önlemler alınmayan üstyapı unsurları zamanla yozlaşacak ya da yok olacaktır.

Neden köy kahvelerinde kadınlar, Afganistan’da insan hakları yoktur?

“Neden köy kahvelerinde kadınlar yoktur?” , “Neden gelişmiş semtlerde kahve yok denecek kadar azken daha az gelişmiş semtlerde sayıları fazladır?” ve “Neden insan hakları, demokrasi ve özgürlükler İran’da yoktur ama İngiltere’de vardır?” Bu soruların ortak bir cevabı olabilir. Dahası köye Starbucks açıldığında (ekonomik boyutu bir yana) bu kahveci değişecek ya da kapanacak, İran’a demokrasi, insan hakları ve özgürlükler geldiğinde anlamları değişecek ya da yok olacaktır. Köy kahvesini ve Starbucks’ı ortaya çıkaran altyapı anlaşılmadıkça üstyapı öğelerini var etmeye çalışmak yararsızdır. Bir toplumsal yapıyı eleştirmeden önce onu ortaya çıkaran altyapı unsurlarını anlamak gerekir. Üstyapı unsurunu görmezden gelmek eleştirmek ya da aşağılamak bir işe yaramayabilir. “Parayı izle” olarak özetlenebilecek parola budur.

Demokrasi ve despotizm için de aynı durum geçerlidir. Kadınların köy kahvelerine girebilmeleri için daha eşitlikçi bir topluma ve kadının iş yaşamına erkekler kadar katılmasına ihtiyaç vardır. Üretim araçlarını ya da ekonomik şekillenmede etkin olan tarafların taleplerinin artması ve seslerinin yükselmesi sosyal kurumların değişmesine yol açabilir. İş yaşamına daha çok katılan ve artık ekonomomik olarak ciddi bir güç olan kadınların taleplerinin siyaset ve sermaye tarafından dikkate alınmaması uzun vadede mümkün değildir. Şehirli çalışan kadınlar kahve talep edip parasını ödeyecek güce sahipse kahvehaneler de üçüncü nesil kahvecilere dönüşür. Eski üretim biçimlerinin kalıntısı olan kurumlar ise üretim biçimleri değiştikçe yok olmaya başlar. Benzer şekilde bir ülkede şehirli orta sınıf altyapı unsurlarının gereği olarak ortaya çıktığında üstyapı olan demokrasi, insan hakları ve özgürlüklere olan talep artabilir.

Altyapı unsurları yani teknoloji yani toplumun üretim biçimlerinin karmaşıklığı üstyapıyı zorlar ve yeni kavramlar üretilmesini zorunlu kılar. Örneğin transhümanizm teknolojileri transhümanizm kavramını ve bu kavramın hayatımıza getireceği yeni kültür öğelerini dayatır. Bu daha basit bir şey de olabilir. İnternet ve sosyal medya; görüldü atma, çalışma saatleri dışında offline olma hakkı ya da siber zorbalık gibi sözcükleri hayatımıza sokmuştur. Teknolojik altyapı kültürü belirlemiştir. Evlerin boyutlarının küçülmesi, misafirliklerin değişimi, çocuk sahibi olma gibi insan hayatının en önemli davranışları ekonomik üretim biçimlerine bağlı olarak değişmiştir.

Altyapı unsurları üstyapıyı büyük ölçüde belirliyorsa eğitime ve devlete düşen rol nedir? Bu konu kendi içinde açmazı olan bir meseledir aslında. Devlet altyapı unsurlarının bir öğesi olarak ortaya çıkmışsa altyapıyı nasıl değiştirecektir? Bu boşa kürek çekmek değil midir? Sanırım devletin başlıca rolü sahip olduğu teknolojiyi geliştirmek en mükemmelini ülke geneline yaymaktır. Bu da belki illerden ilçelere ve köylere doğru sistematik bir bütünleştirme politikasıyla yapılabilir. Son olarak, konu bir yazıda ele alındığından ama çok ayrıntılı olduğundan indirgemelerle dolu gibi görünebilir ama ana fikri anlatabilmişimdir umarım.

2 yanıt

  1. Bilal Kayi avatarı
    Bilal Kayi

    Elinize sağlık, uzun süredir okuduğum en ufuk açıcı yazılardan. İlgim var bu konulara aslında ama zaman bulamadığım için okuma yapamıyordum. Bu şekilde içerik üreterek muhteşem bir iş ortaya çıkartıyorsunuz. Uzun yıllardır takip ediyorum sizi ve sabrınıza hayran kaldım açıkçası. İstikrar en büyük keramettir. Teşekkürler

    1. Nazik yorumunuz için ben teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Diğer 1.069 aboneye katılın