Yazar: Admin

Homo Ludens Eleştirisi

İnsanın ne olduğuyla ilgili tanımlardan birisi de Homo Ludens. Yani oyun oynayan insan. Toplumun oyun oynamak üzerine kurulduğuyla ilgili bir Huizinga teorisi. Bu teori 1938 yılında ortaya atılmış fakat kitapla ben yeni karşılaştım. Daha önce gelişim psikolojisi çalışırken oyun kuramlarıyla ilgili seyreltilmiş metinler okumuştum. Seyreltilmiş de olsa güçlü argümanlar okuyanı ikna etmek için yeterli olabiliyor. […]

Being There : Yaşam Bir Algılama Biçimidir

Being There aynı isimli bir romandan uyarlanmış 1979 yapımı bir film. Romanı okumadım fakat nedeni kolaycılık değil. Filmin bende uyandırdığı düşünceleri yeniden ele almak istemedim. Filmin türü politik komedi ve siyasi hiciv olarak geçiyor fakat filmdeki bazı sahneler bende filmin bundan fazlası olduğuyla ilgili bir izlenim uyandırdı. Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa ile ilgili bir […]

Akılla Bir Konuşma

Hayyam güçlü bir zeka ve güçlü bir kalem. Aklın her bilginin temeli olduğunu ve yol gösterici olması gerektiğini söylüyor fakat insan olmanın çok da akılla ilgisi olmadığını biliyor. En azından ben böyle anlıyorum onu okurken. Hayatı anlamaya çalışırken en alta neyi koyacağız? Akıl diyor Hayyam. “Sen ki her bilginin temelisin bana yol göstermelisin.” Hayyam aklı […]

Doğu Batı Tuzağı

Doğu’nun ve Batı’nın kendine özgü halleri olduğu ve aralarında keskin bir ayrım olduğu kabulü güçlü bir argümandır. Bu argüman ülkemiz özelinde de güçlüdür. Mazimiz Doğu ve Batı üzerine ayrımlar üzerine kuruludur. Sezai Karakoç’un Masal şiiri nasıl unutulabilir ya da mabed bekçisinin Doğu ve Batı üzerine o güçlü sözleri. Ya da Aliya’nın değerlendirmeleri. Doğu ve Batı […]

Sosyal Sermaye ve Sohbet

İnsanın varlığı yani kendisi onun zamanından başka bir şey değildir. İnsan sahip olduğu zamana eşittir ve bu dünyada sahip olduğu zaman elindeki en değerli şeydir. Zamanı boşa harcamak insanın varlığını da boşa harcaması anlamına gelir. Harcanan sadece zaman değil insanın varlığıdır. En azından bir görüşe göre. Bir görüşe göre de insan dünyaya ziyan olmak için […]

Bilimkurgu ve Tanrısalın Üç Biçimi

Bazı bilindik yapımlardan örneklerle, bilimkurgunun Tanrısal anlayışı üzerine değerlendirmelerin olduğu bu yazı İnsanca Pek İnsanca ve Lambda yazısının devamıdır. İlgili yazının okunması bağlamı anlamak açısından yararlı olacaktır. Felsefenin en zor problemlerinden biriyle karşı karşıyayız yine. Güçlü olan ister mi? İstemek acizlik değil midir ya da hareketi doğuran şey istemekse o zaman hareketin her türlüsü acizlik […]

İnsanca Pek İnsanca ve Lambda

Metafizikle uğraşmak bir noktadan sonra sonsuz olasılığa açık olduğu için gökkuşağının battığı yeri aramakla aynı şey. Gökkuşağının bittiği yerde altın olmadığı gibi metafizik bilmece çözülse bile altından bir şey çıkmayacak gibi görünüyor. En azından bilmece bizim için değil gibi görünüyor. Öyle ya hakikat sizin neyinize? Onulmaz bir yaşamın pençesi altında varoluş sancıları çekmenin bize bir […]

İstek ve Hareketin Metafiziği

Spinoza’nın “Havaya atılan bir taş eğer konuşabilseydi yere düşerken kendi isteği ile yere düştüğünü sanırdı.” sözü meşhurdur. Özgür irade üzerine söylenmiş bu sözle filozof ne demek istiyor emin değilim fakat karmaşıklık dediğimiz şeyin üst üste binmiş basitlikler olduğunu bilmek bu sözün anlamına bizi götürebilir. Steven Pinker bunu açıklamak için pembe rengin karmaşık göründüğünü ama aslında […]

Türkiye’nin Maarif Davası – Nurettin Topçu

Türkiye’nin maarif davası nasıl sürdürülmeli onu anlatmış yazar. Kitap farklı bölümlerden oluşuyor ve konferanslardan derleme olduğu için birbirini tekrar eden bölümler ve düşünceler var. Herkes eğitim sistemini düzeltmkten bahsediyor şu günlerde. İşte bir rehber, işte maarif davası. Her biri tek başına uzun uzun düşünülmesi gereken konular. Eğitim sistemimizi her boyutuyla derinlemesine ele alan yazarın tespitleri […]

Nezaket, Zayıflık Olarak mı Görünür?

İnternette nezaketin ve kibarlığın kalabalıklarca zayıflık olarak görüldüğüyle ilgili çok sayıda yorum var. Bu tür şeyleri internette dile getirmek daha kolay sanırım. Ayı olanın, kaba saba davrananın daha ciddiye alındığı ya da sözünün daha çok dinlediği doğru olabilir mi? Bu tür soruları ben çok severim. “Hayır elbette.” demek ve buna inanmak isteriz. Son cümleyi bu […]