Başıbozuk Yeniçerilerin (Giyim) Tarzları

Zaman zaman değişik giyim ve tarzlar gündemi meşgul edebiliyor. Bu tarzlar arasında çoğunluğun tepkisini çeken tuhaf sayılan tarzlar da var. Günümzde böyle ama bu işler eskiden nasıl oluyordu? Eskiden herkes Beyoğlu’nda takım elbise ile dolaşıyordu tabii. Peki daha eskilerde? Yazı yeniçeri giyimi hakkında fakat o bildiğimiz geleneksel kıyafet hakkında değil.

Osmanlı’da uç denilebilecek bir tarz var mıydı? Bu soruya sanırım güçlü bir şekilde evet demek gerekiyor. Cesaret ve fazilet örneği olan Yeniçeri teşkilatı devşirme sisteminin bozulması gibi nedenlere sorun olmaya başlamışlardı. Bu dönemde pekçok başıbozuk, kendisini yeniçeri sayıyor ve toplumsal düzene zarar veriyorlardı. Bu başıbozuk yeniçerilerin öyle bir tarzları vardı ki bugün tepki çeken giyimler bizde takım elbise etkisi uyandırabilir.

İşte başıbozuk yeniçerilerin giyimlerinin anlatıldığı bölüm. Bu alıntı Reşat Ekrem Koçu’nun Yeniçeriler kitabındandır. Çizimim kuvvetli olsaydı da şu tarife göre bir çizim eklemek isterdim.

Hangi ortaya mensupsa koluna ve baldırına o ortanın nişanını dövdürtürler, güya görenler çekinsin, korksun diye de kolları sıvalı ve baldır bacak çıplak ve itlikten kinaye yalınayak dolaşırlar, başlarına da bir endazeden uzun acayip bir sarık sararlardı.

Yeniçeriler arasında bilhassa “Cezayir kesimi” denilen bir hayta kıyafeti pek moda olmuştu. Yazın beyaz dimiden, kışın da yine beyaz kaba çuhadan, çulakiden, paçaları dizkapağının bir karış üstünde gayet kısa diz çağşırı, belde muhakkak kırmızı şal kuşak, narçiçeği necef taşından düğmeleri asla iliklenmeyen bez veya bürüncük gömlek; göğüs, her iki meme başları görünecek şekilde üryan…

Sine Perçemi…

Göğüs kılları usturayla tıraş edilir, iki meme arasında yalnız sekiz on kıl bırakılır, bunların ucuna da küçük hurda inciler geçirilip düğümlenir, tam ortadaki kıla da bir mavi nazar boncuğu takılırdı, bu acayip püsküle de “sine perçemi” adı verilirdi. İtlik, bıçkıncılık yollarında yeni yeni yürümeye başlamış mürahik veya şabbı emredler ise “ayine misali sinelerine bir katır boncuğu keşide ederlerdi”; (Görseldeki boncuk) başlarına bir endaze şal sarık dolayanlar üst üste kenarları oyalı Kandilli veya Selanik işi rengârenk yazma yemeniler veya işlemeli grepler sarardı.

Tekrar ediyorum, yaz ve kış, sine üryan, kollar sıvalı, baldır bacak çıplak, yalınayak, uzakça bir yere gidilecekse çıplak ayağa bir Galata yemenisi çekilirdi. Bu yemeninin hususiyeti evvela kırmızı sahtiyandan kesilmesi, sonra üstünün gayet kısa olmasıydı, öylesine ki, içindeki çıplak ayağın parmak enleri, dipleri muhakkak görünmeliydi; yemeni ayağı parmak uçlarından ve arka tarafında da topuğu hemen bitimine yakın şöyle bir tutardı.

İşte başıbozuk yeniçerilerin giyim kuşamları bu şekildeymiş. Yeniçeri giyimi hakkında biraz farklı bir yazı oldu. Bugün bile uçuk görünen bu tarz kim bilim o dönemin insanları arasında nasıl bir izlenim uyandırıyordu? Bir toplumun böyle bir kültür üretmesi mümkün olabilmişti. Bugün bile marjinal sayılacak bu tarz belki de gelecekte yeni moda olarak karşımıza çıkar. İtlik ve bıçkınlık yolunda sine perçemi bırakan gençler görürüz sağda solda.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın