Sosyal Bilimler

Batılılar Müslümanlar Hakkında Ne Düşünüyorlar?

Batılı toplumların Müslümanları nasıl gördüğü konusunda kesin bir şey söylemek tabii ki mümkün değil. Birden fazla Batılı çevre var ve bu görüşler olaylara ya da zamana göre değişebiliyor. Tüm Müslümanlara aynı gözle bakmakları da söz konusu değil muhtemelen. Türkiye’ye bile bakışın çok da olumlu olmadığını İngiltere’nin Brexit oylaması sürecinde gördük. Neredeyse tüm propaganda “Türkler gelecek!” korkusuna dayanıyordu. Yine de Brexit çok az oy farkıyla kabul edildi. Bunun gözden kaçırılmaması gerekiyor.

ABD’de ve daha yaygın olarak Avrupa’daki akademik ve diplomatik çevrelerde Müslümanlarla ilgili görüş pek olumsuzdur. Bernard Lewis’e göre bu düşüncenin özeti şudur:

Bu insanlar demokratik bir toplum kurmaktan acizdir ve insani değerlerle ilgilenmedikleri gibi, kapasiteleri de yoktur. Onlar her halükarda kokuşmuş despotlar tarafından yönetilecektir. Onlara doğru yolu göstermek, hele onları değiştirmek Batı’nın işi değildir; Batı yalnızca despotların Batı çıkarlarına düşman değil dost olmasını sağlayabilir.

Bu açıdan bakıldığında, mevcut düzenlerle uğraşmak tehlikelidir ve kendileri ve ülkesi insanları için daha iyi yaşamlar isteyenlere itibar edilmemeli, hatta aktif bir biçimde bu kişilerin cesaretleri kırılmalıdır. Baş belası bir despot yerine söz dinler bir despotu geçirmek daha basit, daha ucuz ve daha güvenlidir; hele bu değişiklik özgür bir seçimle kendini ifade eden halkın iradesiyle gerçekleştirilebilirse çok daha iyi olur.

Bernard Lewis / İslam’ın Krizi

Batının bu tutumunun biz Müslümanlar da çoğu zaman farkındayız. Fakat burada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor. Batı kendi çıkarlarına zarar gelmediği sürece Müslüman devletlerde meydana gelen insan hakları ihlallerine ses çıkarmıyor. Diktatörler binlerce ve yüzbinlerce insanın ölümüne neden oluyor. Bu devletler erkekleri ve kadınları insan haklarından yoksun bırakabiliyor.

Batı Çıkarlarının Peşinde Olsa da Kamuoyunu demokrasi söylemleriyle ikna edebiliyor.

Bütün bunlar, bırakın Brüksel’den boykot, tecrit ya da kınama gibi herhangi bir cezayı, Batı’daki liberal medya ve kuruluşlardan kayda değer hiçbir tepkiyle karşılaşılmaksızın olur. Diplomatik tavır kisvesi altında Arap hükümetlere karşı bu yaklaşım gerçekte Arap halklarına acıyla bilincine varmaya başladıkları büyük zararlar veriyor. Birçok Ortadoğulunun gördüğü gibi, Avrupa ve Amerikan yönetimlerinin temel tutumu şudur: “İhtiyaçlarımızı karşılamak ve çıkarlarımızı korumakta işbirliği yaptığınız sürece, içeride kendi halkınıza ne yaptığınız bizim umurumuzda değil.”

Bernard Lewis / İslam’ın Krizi

Bernard Lewis’in bir Batılı olarak söylediği bu cümleler önemli. Batı kamuoyunda yaşanan bu insan hakları ihlallerine son verilmesi gerektiğine inanan çevreler var.

Yukarıda sözünü ettiğim ciddi çelişki burada başlıyor. Batılılar ve Müslümanlar burada ayrışıyor. Bir Ortadoğu ülkesine müdahale edilirken Batılı çevreler bu işi hem kendi ekonomik çıkarları hem de insan hakları adına yapılan bir hamle olarak görüyorlar muhtemelen. Müslümanlar ise bu müdahaleleri tamamen bir işgal planının parçası olarak görüyorlar. Bu müdahaleler Batılıların ve Müslümanların gözünde farklı anlamlara geliyor.

ABD Irak’a Demokrasi Getirdi mi?

“ABD Irak’a demokrasi getirdi.” Bu cümleyi okuduğumuzda içimizden gülüyoruz. İşin aslının Irak petrolleri, Irak’tan pay alma ve Ortadoğu’daki güç mücadelesinin kazanılması için bir hamle olduğunu düşünüyoruz. Demokrasinin ne ABD’nin ne de başka bir Batılı ülkenin umurunda olduğuna inanmıyoruz. ABD ise kendi kamuoyunu aynı cümle ile müdahaleye ikna ediyor. Irak’a demokrasi götürme ve oradaki insanları Saddam’dan kurtarma fikri onlara saçma gelmiyor. Bu anlayış farkı sanırım Ortadoğu meselelerinin kavranılmasını biraz zorlaştırıyor.

Bir Batı koalisyonunun demokratik olmayan bir Ortadoğu ülkesine müdahalesi veya halk hareketlerine destek vermesi yüzbinlerce insanın ölümüne neden olabiliyor. Bu müdahale sonrası da demokrasi işlemeye başlamıyor. Demokrasi kolay sahip olunan bir şey değil.

Türkiye’nin bile Tanzimat’tan bu yana gösterdiği çabalarla elde ettiği bir anlayış. Batı müdahalesi demokrasi anlayışının gelişmesi için bir kıvılcım mı, yoksa sadece diktatör değişmesine neden olan bir eylem mi? Bu soruya cevap verirken sanırım şu sözü hatırlamak gerekiyor: Yumurta içeriden kırılırsa yaşam başlar, dışarıdan kırılırsa yaşam son bulur. Batılılar ve Müslümanlar arasındaki mevcut durum bu.

Not: Görsel rastgele Google’dan bulunmuştur. Konudaki yorumlarla ilgisi yoktur.

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén