Bazı Müslümanlar ABD’yi Neden Sevmez?

Müslümanlar tabii ki tamamen aynı düşüncede olan insanlar değillerdir. ABD’yi seven ve sevmeyen Müslüman devletler vardır. Bu devletlerin içinde de herkes aynı fikirde değildir doğal olarak. ABD karşıtlığı ise bir gerçekliktir. İran ABD’ye büyük şeytan diyecek kadar karşıydı. Peki bazı Müslümanlar ABD’yi neden sevmez?

Bu sorunun cevabını verirken Bernard Lewis’in İslamın Krizi isimli kitabından yaptığım alıntıları kullanacağım. Bu sebepler tüm sebepler değil bazı temel sebeplerdir ve bütün Müslümanlar için geçerli değildir. Fikirler ise tabii ki görecelidir. Bu hatırlatmayı bir kez daha yaptıktan sonra bu temel sebeplere bakalım.

1- ABD köksüz, yapay bir ülkedir.

Saddam Hüseyin gibi Arap yöneticiler bu argümanı dile getimişlerdir.

Anti-Amerikancılığın bileşenleri arasında Avrupa kaynaklı belli entelektüel etkiler vardır. Bunlardan biri, Amerika hakkındaki olumsuz fikirlerin Rainer Maria Rilke, Oswald Spengler, Ernst Jünger ve Martin Heidegger gibi farklı yazarların dahil olduğu bir düşünce okulu oluşturduğu Almanya’dan gelmektedir.

Bu anlayışa göre, Amerika kültürsüz medeniyetin nihai örneğiydi; zengin, rahat, maddi olarak ileri ama ruhsuz ve yapay; bir araya toplanmış ya da en iyi halde kurulmuş ama olgunlaşmış olmayan; organik değil, mekanik; teknolojik olarak karmaşık ama Almanların ve öteki “otantik” halkların köklü, insani, ulusal kültürlerindeki maneviyat ve canlılıktan yoksun bir medeniyetti. Alman felsefesi ve özellikle eğitim felsefesi 1930’larda ve 1940’ların başında Araplar ve diğer bazı Müslüman entelektüeller arasında azımsanmayacak bir cazibeye sahipti ve bu felsefi anti-Amerikancılık verilen mesajın bir parçasını oluşturuyordu.

2- Amerikan hayat tarzı şeytanidir.

Daha da aydınlatıcı olan Seyid Kutub’un Amerikan hayat tarzına -günahkârlığı, yozlaşmışlığı ve cinsel edepsizlik olarak gördüğü şeylere düşkünlüğüne- karşı tepkisiydi. Kutub Doğulu maneviyatçılıkla Batılı maddiyatçılık zıtlığını bir veri olarak alıyor ve Amerika’yı İkincinin özellikle aşırı bir biçimi olarak betimliyordu. Ona göre, Amerika’da her şey, din bile, maddi bakımdan değerlendiriliyordu. Orada birçok kilise olduğunu söylüyor ama okurlarını kilise sayısının gerçek dini ya da manevi duyguların bir ifadesi olarak yorumlanmaması gerektiği konusunda uyarıyordu.

Amerika’da kiliseler, diyordu, müşteri kapmak ya da daha fazla adını duyurmak için birbiriyle yarışan ve müşteri ya da izleyici çekmek için mağaza ve tiyatrolarla aynı yöntemleri kullanan işyerleri gibi çalışıyordu. Bir kilisenin rahibi için, tıpkı bir işyerinin ya da bir tiyatronun yöneticisi gibi, önemli olan başarıdır ve başarı da miktarla -büyüklük, sayılar-ölçülür. Müşterileri kendine çekmek için, kiliseler utanmazca reklam yapar ve Amerikalıların en çok aradıkları şeyleri -“iyi vakit geçirme” ya da “eğlence” (Arapça metninde bu sözcüklerin İngilizce orijinallerini kullanıyordu)- sunar. Rahipler işi dansı azdırmak için ışıkları kısmaya kadar vardırmıştır.

3- Amerikan yozlaşmışlığı İslam için bir tehdittir.

Ama bütün bunların içinde en şiddetli suçlama Amerikan yaşam tarzının yozlaşmışlığı ve sefahati ve İslam’a karşı yönelttiği tehdit konusunda yapılmaktadır. Seyid Kutub’un tanımladığı bu tehdit İslamcı fundamentalistlerin söyleminin ve ideolojisinin ve özellikle de İran Devrimi edebiyatının düzenli bir parçası haline gelmiştir. Son dönemlerinde Ayetullah Humeyni’nin ABD için söylediği Büyük Şeytan yakıştırmasının nedeni budur. Kuran’daki Şeytan ne emperyalist ne de sömürücüdür; O bir ayartıcı, “insanların kalplerine kötülük aşılayan bir yoldan çıkarıcıdır”

Bu sebepler bazı Müslümanların Amerikan karşıtlıklarının teorik sebepleri olsa da dönemim siyasal olaylarından bağımsız düşünülemez. Filistin Meselesi gibi Müslüman coğrafyanın tamamını ilgilendiren ya da sadece bir ülke ile ABD arasındaki sorunlar bu sebeplerin unutulmasına ya da daha çok dile getirilmesine neden olmaktadır.

Ülkemiz özelinde ise 15 Temmuz sonrası ABD’nin tutumu ve Doğu sınırlarımızdaki düşman oluşumlara destek vermesi, sürekli hale gelmiş tehditler (Papaz meselesi, s400 meselesi, Doğu Akdeniz’de gaz arama çalışmaları gibi) ABD karşıtlığını yükselten sebepler. Güncel siyasetin meseleleri yukarıdaki nedenleri unutturabiliyor ya da gündeme yeniden gelmesini sağlayabiliyor. Bernard Lewis’in sunduğu sebeplerin aslında ikincil olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. En azından ülkemiz özelinde.

Alıntılar Bernard Lewis’in İslam’ın Krizi kitabındandır. Kısaltılmıştır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz. Peki Batılılar Müslümanlar hakkında ne düşünüyor?

Admin hakkında 307 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın