Açık Kültür

Ben, Öteki ve Ötesi – İbrahim Kalın

Ben, Öteki ve Ötesi kitabında İbrahim Kalın İslamın gözünde Batıyı, Batı’nın gözünde İslamı ve iki medeniyetin birbiriyle olan ilişkisini geçmişten günümüze örneklerle ele alıyor. Batı medeniyetinin köklerine inen yazar Hristiyanlığın ağırlığının ilişkilerimize nasıl yansıdığını anlatıyor. Hristiyanlığın İslamiyete yaklaşımı dışlayıcıdır. Bir çatışma söz konusudur. İslamı ve Hz. Muhammed’i kabul etmez Batı. Müslümanlıkta ise Kur’an ve sünnetle çelişmediği sürece her şey kabul edilebildiğinden esnek bir yapı vardır. Çatışmanın kaynağı İslamiyet değildir. Batı İslamiyeti dini ve kültürel bir medyan okuma olarak görür. Hz. Muhammed’in kendisini ziyarete gelen Hristiyanların kendi ibadet ettiği yerde ibadet etmelerine izin vermesi ve Kabe’de ki putlar yıkılırken Hz.Meryem ve Hz. İsa figürüne dokunulmasına izin vermemesi İslamiyetin Hristiyanlığa karşı yaklaşımını göstermektedir.

Batı’nın İslamiyeti reddi Batı’lıların yazdıkları eserlerde sürekli (Dante’den Derrida’ya) dile getirilmektedir. Dante’nin İlahi Komedya’sı (Başta Miraçname olmak üzere İslami eserlerden esinlenmiştir Dante) İslama karşı düşmanca yaklaşımın bir tezahürüdür. Zamanının bu ünlü kitapları Batı toplumlarının İslamiyete olan dışlayıcı tutumunun oluşmasında etkili olmuştur. Bugün bu etki devam etmektedir. Ben, Öteki ve Ötesi Müslümanlar ile Batılıların bir araya geldiği zamanlar anlatmış. Haçlı seferleri ve Selahaddin Eyyübi, Harun Reşit ve Bizans zamanındaki etkileşimler kitaba konu olmuştur. Endülüs Müslümanları da Batı İslam yakınlaşmasının ender bir örneği olarak Ben Öteki ve Ötesi kitabında anlatılmıştır.

Günümüzdeki birçok tartışmanın kaynağının geçmişteki medeniyet çatışmalarının bir sonucu olduğunu okumak çok ilginç. İslamiyet kılıçla yayılan, insanın şehvet ve vahşet duygularına hitap eden bir din midir? İslamiyet ilerlemeye engel midir? İslamiyetin olduğu yerde çağdaş bir uygarlık kurulması mümkün değil midir? İslamiyette bireyin olmadığı ve olamayacağı sadece cemiyetlerin olabileceği tartışmasının çıkış noktası nedir? Ve farklılıkların İslam toplumlarında ortaya çıkmasının (yani demokrasinin) imkansız olduğu doğru mu? Halife sadece Kureyş kabilesinden mi çıkar? Günümüze kadar gelmiş bu tartışmaların aslında eski dönemlerin siyasi yansımalarını olduğunu Ben, Öteki ve Ötesi kitabında açıkça ortaya koyuyor yazar. Neden var bu tartışmalar? Çünkü Batı’nın İslamiyeti dışlayıcı tutumu, İslam medeniyetinden çıkmış her şeyi yok saymaya itti Batıyı. Oryantalizm denilen indirgemeci bir anlayışla yaklaştılar İslama.

Barbarları bekleyen Batı barbarlar gelmediğinden bugün ne yapacağını bilmiyor.

İslam düşünürleri sadece Yunan mirasını Avrupa’ya taşımadılar onu yaratma ve ahiret ekseninde ele aldılar. Bu gibi gelişmeler görmezden gelindi. Kimi Müslüman filozofların gizli Hristiyan olduğunu söylediler. Çünkü İslamiyetin olduğu yerde düşünce üretilemezdi.  Batı kaynaklarında Sokrates ve Platon Felsefe kategorisinde incelenirken Müslüman filozofların söyledikleri Oryantalizm kategorisinde değerlendirildi. Batı’nın İslamiyete bakışı tehdit algılarıyla ilişkili oldu. Kimi zaman Avrupa tarihiyle Türk tarihi arasında bağ kurulmaya çalışıldı. Fatih İstanbul’u aldığında Hristiyanlık teklif edildi Papa tarafından. Türkler’in Truvalıların soyundan geldiği ve İtalyanlarla akraba olduğu tartışmaları gündeme geldi. Cem Sultan’da Türkler ile Batı arasında bir birbirini tanıma vesilesiydi. Reform zamanında ise Batılı düşünürlerce İslamın sadeliği ve akla yatkınlığı övülmüştür. (Kilise baskısına bir tepki olarak)

Daha sonraki zamanlarda oryantalistlerin masa başında ürettiği Müslüman imajı Bayan Montagu, Lamartine, Pierre Loti gibi seyyahların yazdıkları ile değişmeye başlar. Bu kişiler kitaplarında Müslümanlar hakkında çok olumlu şeyler yazarlar ve Avrupa’da okunurlar. Bizden de Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet gibi Avrupa’ya giden seyyahlar olur ve oradan etkilenirler. Daha sonra ilk yurt dışı gezisine çıkacak padişah olan Sultan Abdülaziz Avrupayı gezer. Büyük bir teveccüh vardır ona karşı. Avrupa ile Tanzimat’tan sonra yakınlaşmanın boyutu artar fakat bu ne şekilde olacaktır? Bunun tartışmaları başlar ülkemizde. Nurettin Topçu, Cemil Meriç ve Peyami Safa gibi isimler bu sorulara cevap ararlar. Batı ile ilgili eleştirilerini yazarlar. Guenon gibi Müslüman Batılıların da ciddi eleştirileri vardır Batı’ya karşı. Ben, Öteki ve Ötesinde bu düşünceler ve tartışmalar çok öz bir şekilde anlatılmıştır.

Peki bugün durum nedir İslam ve Batı ilişkilerinde? Pek farklı değil. Bugün İslamiyetle ilgili değerler İslamı ötekileştirmek için kullanılıyor. Medyada ve filmlerde İslamın terör ile ilişkili olduğu fikri yayılıyor. Yükselen islamofobi gözden kaçıyor. Kendini Müslüman olarak tanımlayan birinin şiddet eylemine İslami terör denirken aynı işi yapan bir Batılı aşırı sağcı olarak tanımlanıyor. Batı kendi sorunlarını çözmek yerine İslamı ötekileştirerek sorunlarından kaçıyor. Sosyal ve ekonomik sorunlarını, dünyada kaybettiği ivmeyi konuşmak yerine halklarını Müslümanlar ile korkutuyor. Bu korkutma işi “demokrasiye tehdit” kılıfı altında itirazlardan kurtulmayı beceriyor.

BARBARLARI BEKLERKEN

Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazar yerine?
Bugün barbarlar geliyormuş buraya.
Neden hiç kıpırtı yok senatoda?
Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün.
Senatörler neden yasa yapsınlar?
Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar.

Ünlü konuşmacılarımız nerede peki,
Neden her zamanki gibi söylev çekmiyorlar?
Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
Onlar pek aldırmazlarmış güzel sözlere.

Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)
Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,
Neden herkes dalgın dönüyor evine?

Çünkü hava karardı, barbarlar gelmedi.
Ve sınır boyundan dönen habercilere göre,
Barbarlar diye kimseler yokmuş artık.

Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.

Ben, Öteki ve Ötesi tam bir kaynak kitap. Tarihle ilgili, Batı ile ilişkiler tarihimizde bilmemiz gereken her konunun yer aldığı iyi bir derleme. Hem Guenon’dan Hem Arabistanlı Lawrence’dan bahseden ve geçmiş ile günümüz arasındaki aşamaları anlamamızı sağlayan güzel bir çalışma. Kitabı buradan inceleyebilirsiniz.

1 Comment

  1. Comment by post author

    Admin

    28.03.2017 tarihli bir haberde yazarın kullandığı ifade dilen şu sözler kitaptaki temel savlarla yakından ilgili :

    “Maalesef cumhurbaşkanı ve Türkiye’yi kendi iç sorunlarının yansıması olan uzaktaki ve hayali düşman sıfatıyla ötekileştiriyorlar. Aynaya bakarak kendi iç yansımalarını görmemek için ‘Türkiye sorusunu’ gündeme getiriyorlar. Hem kendilerini iyi hissetmek hem de yabancı düşmanlığı, işsizlik, eşitsizlik, toplum içi şiddet, bencillik, ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı, sınıf çatışması, çok kültürlülük ve Avrupa’nın genel olarak zayıflaması gibi gerçek sorunlardan kaçmak için kafalarında ‘barbarlar’ diye nitelendirdikleri çarpık Türk imajını kullanıyor.”

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: