Açık Kültür

Black Mirror Dizisinin Adı

Bir dizi olarak “Black Mirror” bilindiği üzere önce Channel 4 kanalında yayınlanmaya başlayan, daha sonra da Netflix’e geçen İngiliz yapımı bir dizidir. Black Mirror ilk olarak 2011 yılında yayınlamaya başlamış, 2017 yılında ise tüm haklarını Netflix satın almıştır. Bu dizinin en büyük özelliği her bölümün farklı bir mekânda, farklı bir tema ekseninde ve farklı oyuncularla çekilmiş olmasıdır. Ayrıca her bölüm farklı bir yönetmek tarafından çekilmiştir. Black Mirror’ın distopyasına ve görmemizi istediği gerçeklere geçmeden önce bir isim analizi yapalım.

Black Mirror ismi bilinçli olarak seçilmiş ve aslında ismiyle de bize neyi amaçladığını göstermiştir. Siyah ayna anlamına gelen bu ismin hikâyesi 17. yüzyıla dayanır. 17. yüzyılda yüzeyi genellikle siyah renkte ve hafif dışbükey forma sahip küçük bir ayna çoğu ressam tarafından kullanılmış.

Genellikle cepte veya çantada taşınacak kadar küçük olan bu aynalar, yansıyan manzarayı, soyutlayıp renklerin gerçekliğini azaltmaya yaramıştır. Bu durum da ressamlara kaliteli bir görüntü sağlamıştır. O dönemlerde “claude glass” denen bu kara aynalar gerçeği değil gerçeğin yansımasını göstermektedir. Dizinin asıl amacı da tam bu noktada gerçeği değil gerçeğin yansımasını izleyiciye vermesinde gizlidir. 

FAH 275 Landscape & Art, Claude Mirror | FAH 275 Landscape &… | Flickr

Teknolojiye spot ışıkları altındayken değil kara aynadan bakmak

Dizinin değişen hikâyesi, değişen karakterleri ve değişen temaları zor anlaşılır bir algı yaratabilir, ancak Black Mirror’ın tüm bölümlerinde ortak olan tek şey dünyayı kontrolü altına almış olan teknolojinin tehlikeleridir. Dizinin en önemli temaları teknoloji etrafında şekillenen suç, internet mafyası, arttırılmış gerçeklik, gözlenme ve mahremiyetin azalması, sanal gerçeklik ve yapay zekâdır. 

Black Mirror dizisi bize teknolojiyi ve bir teknoloji bağımlısı olarak kendimizi sorgulamamızı istemektedir. Bu sorgulama farkındalığını alevlendirecek bir kıvılcım olmayı hedeflemiştir. Dizinin yapımcısı Charlie Brooker teknolojiyi bir uyuşturucu olarak nitelendirmekte ve teknoloji bağımlılarını ise birer uyuşturucu bağımlısı olarak görmektedir. Eğer teknoloji bir uyuşturucuysa muhakkak ki bu uyuşturucunun yan etkileri de vardır. Dizinin asıl amacı bu yan etkileri sorgulamaktır.

Şu anda herkesin iş yerinde, evinde, odasında veya cebinde, elinde, çantasında, kolunda taşıdığı bir telefon, bilgisayar, akıllı saat vs vardır. Bunların hepsi aslında 17. yüzyılda ressamların kullandığı “claude glass” yani “black mirror” yani kara aynadır. Şimdi telefonlarımızı, bilgisayarlarımızı, tabletlerimizi kapatalım ve bakalım. Ne görüyoruz? Evet, kara bir ayna. Öyle bir kara ayna ki gerçekleri değil gerçekliğin yansımasını gösteren bir ayna. 

“Black Mirror” sert bir distopyadır ancak dizinin gözler önüne serdiği şey günümüzde aşina olduğumuz teknolojinin yakın gelecekteki halleri olabileceği için daha yumuşak olarak algılarız. Günümüzde biraz daha hafif olan teknolojinin hayatımıza girmiş olması dizi de sert gerçekçilik kuramına göre verilir. Teknoloji her şeydir aslında. O olmadan yaşanamaz duruma gelinmiştir. 

Dizide dikkat çeken en önemli noktalardan biri de eskiye dair yani teknolojisiz hayata izin verilmemesidir. Burada da ince bir düşünce hâkimdir, çünkü insanlar teknolojinin içinde doğup büyümüşlerdir. Bundan dolayı içinde bulundukları dünyayı hiçbir zaman yadırgamaz, geçmişi bilmedikleri için de geçmişe özlem duymazlar. Günümüzde bazı orta yaşlı veya yaşlı insanlar teknolojiyi tam olarak benimseyemez, teknolojiye tam anlamıyla uyum sağlayamazlar. Ancak gençler her yeni teknolojiye anında uyum sağlayabilirler çünkü onlar teknolojik bir dünyada doğmuş ve büyümüşlerdir.

Dizi yapımcıları da çizdikleri karakterleri böyle bir dünyada yaratmıştır ve bundan dolayı teknolojisiz hayatı bilmezler ve hallerinden şikâyet etmezler. Hatta günlük teknolojik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için saatlerce sabit duran bir bisikletin pedallarını çevirmek zorunda kalsalar bile. 

Dizide dikkat çeken bir diğer olgu da ölümsüzlüktür. Daha doğru bir ifadeyle teknolojik ölümsüzlük. Her şeyi depolayan bilgisayarlar bir nevi ölümsüzlük vadetmektedir. Bilginin gerçek güç olduğu bir çağda bilginin depolanması da bir nevi ölümsüzlüğü getirecektir. Teknolojik nostalji, teknolojik ölümsüzlük, teknolojik güç, teknolojik itibarsızlaştırma, teknolojik bağımlılık, teknolojik zeka, teknolojik ölüm, teknolojik hayat, teknolojik dünya, teknolojik intihar, teknolojik başkaldırı bu diziyle birlikte sorgulanan kavramlar olmuştur. Bu dizi bir de bu gözle tekrar izlenilmeye değerdir.

Bir Cevap Yazın