Açık Kültür, Şirazi

Bülbül Yok Ve De Gül Yalan

Bülbül yok ve de gül yalan. Bu harika cümle senaryosunu Hakan Günday’ın yazdığı Şahsiyet dizisindeki bir şarkıdan. Ne demek bu. Bülbül yok ve de gül yalan. Çıkmış artık yazandan, okuyan ne anlarsa o. Bülbül de yok gül de. Bu yokluk ve varlık ile ilgili bir konu mu yoksa gerçeklikle mi ilgili…Değil muhtemelen. Simurg hikayesindeki güle olan aşkını hatırladığı için yoldan ilk dönen kuş olan bülbül bu. Yine de varlık, yokluk ya da gerçek üzerine düşündürüyor cümle.

Matrix gerçeğin görünen olmadığını göstermişti. Görünenin altında bir gerçek daha vardı. Neticede gerçek oradaydı ama görünmüyordu. Hz. Muhammed’in “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” hadisindeki gibi. Gerçek perdenin arkasında gizliydi. Descartes bülbülden, gülden hatta kendi varlığından bile şüphe ediyordu.

Gerçek kaç katmandır?

Stanislaw Lem daha farklı bir şeyden bahsediyordu Gelecekbilim Kongresi kitabında. Gerçek kaç katmandır? Baş karakter 2039 yılındadır ve gelecekte kimyasalların hayatın merkezinde olduğ bir gelecekte bulur kendini. İnsanlar istedikleri gibi görünür ve istedikleri gibi hissederler. Her yer cennet gibidir. Napolyon gibi ya da başka biri gibi hissetmek mümkündür. Alınan kokular sayesinde neşeli, üzgün ya da kavgacı olabilirler. Her yerde insanlığın hizmetinde olan tür tür robotlar vardır.

Baş kahraman burayı benimseyemez bir türlü. Çok lüks bir restoranda yemek yerken bir sistemin içindeki birinden (bir gerçek bilimcidir o, sonuçta birilerinin düzeni sağlamak için gerçeği bilmesi gerekmektedir.) vücudundaki kimyasalların etkisini yok edecek bir kimyasal alır. Kimyasalı alınca lüks restoranın aslında derme çatma, insanların tahta masalarda tıkış tıkış yemek yediği bir yer olduğunu görür. Yediği sülün ise aslında biraz yulaf ezmesinden başka bir şey değildir. O güzel insanlar kuyrukları çıkmış, sırtları yeşilleşmiş sağlıksız bedenlere dönüşürler. Öyle ki çıktıkları asansör değil tırmanma kafesidir. İnsanlar tırmanıyordur.

Arabalar ortadan kalkar, ellerinde direksiyonlarla yürüyen insanlar vardır. Güneş bile güneş değildir, bir yeraltı şehrinde yaşamaktadırlar. Gökyüzü çoktan kaybolmuştur. Tek gördüğü binlerce robotun insanlara sürekli, hayal görmesi için kimyasal püskürttüğüdür. Bülbül yok ve de gül yalandır.

Baş karakter kimyasalı alınca gerçeğin kendisiyle karşılaşır fakat bir zaman sonra bir kimyagerin yaptığı yeni bir gerçek gösterici eline geçer. Bu yeni kimyasalı kokladığında ise durum eskisinden de beterdir. Ne yeraltı şehri vardır ne de robotlar. Gerçek bir doktor bile yoktur. Nüfus söylenenenden çok daha fazladır ve dünya yeni bir buzul çağının etkisine girmiş, kıyamet beklenmektedir. Sistem kurucunun amacı insanların son zamanlarını mutlu geçirmeleridir. Gerçeğin altında bir gerçek daha vardır.

Gerçek ve hiç

Bülbül yok ve de gül yalan ama var olmak nedir ki. Bülbül de gül de araba da aslında atom. Derinlerine indiğimizde atom da bir şeylerden oluşuyor. Daha derinlere inersek neyle karşılacağız bilmiyoruz. Sonu olmayabilir ya da “hiç” i bulabiliriz. Her şey atomsa belki de sahnedir her şey. Kim olduğunu sana gösteren ya da kim olduğunu seçtiğin, kendini izlediğin bir ayna. Yerde bulduğun parayı alıp cebine mi atacaksın? Belki de ne para var ne cebin. Rüya gibi, sen var sanıyorsun. Fakat olaylar ve durumlar gerçek olmasa bile bu düşünce bir yere varmamızı sağlamaz. Gerçek ya da hiç bir şeyler oluyor.

Westworld dizisinde yatırımcı robotlardan birine gerçek misin yoksa robot mu dediğinde robot, “Ayırt edemiyorsan ne fark eder?” demişti. Bu kadar basittir belki de. Gerçek de hiç de bir tanım sadece. Gerçek ya da hiç değil yaşama etkisi önemli olan. Bülbül yok ve de gül yalan. Hissediyoruz bir yerlerde bunu ama elden ne gelir? Gerçek ya da hiç tanımlarının uzağında bazı anlar vardır belki.

3 Comments

  1. Remi

    Gmail hesabından takip ettiğim tek kişisiniz. Makalelerinizi okumaktan zevk alıyorum. Yazmayı hiç bırakmamanız temennisiyle. 😊

  2. Didem

    Aslında kaşık yoktur.. Matrix

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén

%d blogcu bunu beğendi: