Sinema, Sosyal Bilimler

Büyük Öteki ve Kurban Filmi

Büyük öteki kavramı Lacan’cı psikanalizde kendimize yetemememizin sonucu olarak bizden öte, üstün olan ve erişmeye çalıştığımız arzu kaynağıdır. Hem arzumuzun kaynağıdır hem de onun tarafından arzulanma isteği söz konusudur. Bu içinde hiçbir eksik barındırmayan kusursuzdur. Millet, İsa, Tanrı, vs. özne için büyük öteki olabilir. Tuhaf olan şudur ki büyük öteki simgesel düzeyde yani zaten bir arzu nesnesi olarak varolduğundan gerçekte yoktur Lacan’a göre. Büyük öteki hayali bir babadır.

“Büyük Öteki ilahi bir otorite, büyük bir zihin, bir gerekçeler listesi, bir komplocu, vb.’dir. Tüm ıstıraplarımızın suçunu üzerine attığımız, itaat etmek istemediğimiz tüm buyruklardan sorumlu olduğuna inandığımız şeydir. Gerçekte var olmayan Büyük Öteki zihnin bir ürünüdür. Gene de işe yarar ve yaşadığımız dünyayı düzenler.”

Filmlerle sosyoloji / BÜLENT DİKEN

“Öznenin kuruluşunda büyük öteki ile karşılaşması zorunludur. Ancak bu sayede simgesel düzene dahil olabilir. Büyük öteki simgesel sisteme ait belirleyicilerin toplamıdır belki ama merkezindeki boşluk düzenin bütünlüğünü temsil eden, “yasa, babanın adı (otorite), devlet, tanrı ve psikanalizde analist” tarafından doldurulur.”

DR. cAN GÜNGEN

Büyük öteki gerçekte yoktur, öznenin arzu nesnesi olarak vardır ve sanaldır. Bir boşluğu doldurur, bu yüzden özne onu var etme gayretindedir. O varmış gibi davranışlarda bulunur. Fedakarlık jestlerinde bulunabilir ya da bir ritüeli tekrar etme eğiliminde olabilir. “Eskiden Doğu Akdeniz’de herkes bir insanın gerekli ritüellere uyarak intihar ettiği takdirde sevdiği bir kişinin hayatını kurtarabileceğine inanıyormuş; onun hayat gücü yaşayan sevgiliye geçiyormuş.” Richard Sennett’e göre.

Kurban Filminde Büyük Öteki Kavramı

Kurban filminin girişi ritüelleri anlatan şu hikayeyle başlar:

Bir zamanlar, çok uzun yıllar önce bir Ortodoks manastırında yaşlı bir keşiş yaşarmış. Adamın adı, Pamve’ymiş. Bir ağacın yamacına kuru bir ağaç dikmiş. Aynı bunun gibi. Genç bir öğrencisi varmış. Öğrencisinin adı Ioaan Kolov’muş. Ona bu ağaç canlanıncaya kadar her gün buraya gelip sulayacaksın demiş. Ioann, her sabah erkenden bir kovaya su doldurup manastırdan çıkarmış. Dağa tırmanır ve suyu kurumuş ağacın dibine dökermiş. Akşam olup karanlık çökünce de manastıra geri dönermiş. Bu üç yıl sürmüş. Günün birinde yine dağa tırmanmış ve ne görsün koca ağacın her yanında çiçek açıyormuş. Ne dersen de, bir yöntemin, bir sistemin kendine göre meziyetleri vardır.

Bazen kendi kendime şöyle derim eğer biz de her gün tam aynı saatte bir ayin yapar gibi belirli bir davranışı hiç değiştirmeden sistemli olarak yinelersek dünya çok farklı olur. Bir şeyler değişirdi. Değişmesi gerekirdi. Bir kişinin her sabah aynı saatte kalktığını düşünelim. Mesela saat tam 7.00’da. Banyoya giriyor musluktan bir bardak su dolduruyor ve suyu tuvalete döküyor. O kadar!

Filmin devamında ise karakter 3. Dünya Savaşı’nın çıktığını görüyor. Sorumlu hissediyor. İnsanın her şeyde biraz sorumluluğu olduğuna inanıyor ve dua ediyor. Bu savaşı bitirmek ya da geri almak için her şeyi feda edeceğini söylüyor. Önce cadı dediği bir kadınla ilişkiye giriyor ve ardından çok sevdiği evini yakıyor kimse yokken. Çok sevdiği evini feda ediyor ve kendi üstüne düşeni yapıyor. Uyandığında savaşın hiç başlamadığını görüyor. Yaptıkları işe yaramış gibidir. Fakat evini yaktığı için ve tuhaf davranışlarından dolayı deli gömleği giydirilip götürülüyor ailesinin yanından.

Büyük öteki gerçekten yok mu?

Tarkovsky Mühürlenmiş Zaman kitabında sanatın diyalektik çelişkiyi bir arada barındırması gerektiğini söyler. Karakter yaptığı fedakarlıkla, tüm insanlığa karşı sorumluluk duyan ahlaklı bir adam olarak ritüellerle Hz. İsa gibi insanlığın kurtarıcısı mı olmuştur yoksa alenen bir deli midir? Bu sorunun cevabı net değildir filmde. Karakterin deli olduğu ya da yaptıklarının gerçekten işe yarayıp yaramadığının kararı izleyiciye bırakılmış gibidir. Mektup her zaman sahibine ulaşır.

Büyük öteki için yapılan bu fedakarlığın bir ilişkiyi de içermesi filmde durumu daha da karmaşıklaştırmaktadır. Karakter kendi arzularını, büyük ötekinin isteği olarak görmek istedi yorumunu yapabiliriz fakat bunu yapmasını ona söyleyen kişi postacıdır. Fikir karakterden çıkmamıştır.

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén