Şirazi

Büyülenmiş Adam Ya Da Muazzam Lamba

Bu yazı Francisco Goya tarafından yapılmış bir resim hakkında. Bir aşırı yorum. Resmin adı Büyülenmiş Adam. Tablo Antonio de Zamora’nın bir oyununu resmetmektedir. Büyülenen kahraman Don Claudio, hayatının bir lambanın yanmasına bağlı olduğuna inandırılmıştır.* Tedirgin bir halde lamba sönmesin diye sürekli yağ dökmektedir.

La lámpara del Diablo

Hayatının bir lambanın yanmasına bağlı olduğuna inanan bir adam. Düşündükçe içine çeken bir fikir. Sanatçının muhayyilesiyle şüphelendiği ama açıklamaya muhtaç bir durum mu bu? Resimdeki en göze batan nokta sönmesine asla izin verilmemesi gereken lamba. Aslında sönse hiçbir şey olmayacak. Günlük hayatın gözüyle baktığımızda bu sönerse hayatımızdan olacağımızı düşündüğümüz lamba ne olabilir? Batıl inançlar ya da ulus devlet mi? Duygular, gelenekler, maddi hedefler (ev, araba, tekne) ya da tabloda açıkça ifade edildiği gibi yaşama isteğinin kendisi mi?

Büyülenmiş bu adam kimdir ve onu kim büyülemiştir? Kendi hayatlarımızda sürekli yanmasını sağlamak zorunda olduğumuz muazzam olduğuna inandığımız bir lambanın etrafında olabilir miyiz? Lamba her neyse sönmesine izin verdiğimizde hayata denk bir şeyleri kaybedeceğimize inandırılmış bireyler olduğumuzu düşünelim. Lamba ne olurdu? Peki büyüleyen kim olurdu? İnsan üstü bir varlık ya da insan üstü bir varlık olarak toplum.

Büyülenmiş adam, bir noktada, muazzam lambanın aslında muazzam olmadığından şüphelenebilirdi fakat insan üstü bir varlık olan toplum da eğer lamba sönerse hayatın sonlanacağı düşüncesini paylaşıyorsa yani mağarada başka büyülenmiş adamlar varsa bu şüpheye varmak belki hiç mümkün olmayacaktı. Kollektif bir yanılgıdan kurtulmak bireysel bir yanılgıdan kurtulmaktan çok daha zor olacaktır.

Büyülenmiş adamın işi neden zordur?

Muazzam lambanın ne olduğu üzerine düşünceler tablonun biraz daha yüzeydeki anlamıyla ilgilidir fakat tablodaki asıl mesele büyülenmiş adamla ilgilidir. Resmin daha derinlerde anlattığı bir şeyler olmalıdır.

Büyülenmiş adamın kuruntusu toplum tarafından paylaşılıyorsa işi daha zor olabilir demiştik fakat onun işi çok daha temel bir sorun nedeniyle zor olmalıdır. Büyülenmiş adam kendisini büyüleyene karşı zaten geride başlamıştır oyuna. Endişe etmesi gereken bir hayatı vardır. Kaçınılması gereken bir ölüm ve onun kaçınılmaz olan korkusu vardır. Lamba aslında burada korkunun kaynağı değildir, büyülenmiş olmak da sorun değildir. Sorun ölümün kendisidir.

Büyülenmiş adam bir uçurumda bir dala tutunarak hayatta kalmış olsa ve hayatta kalması bu dala sıkıca tutunmuş olmasına bağlı olsa yine aynı içgüdüyle hareket edecektir. Tabloyu çarpıcı yapan şey buradadır. Büyülenmiş adamın derdi büyülenmiş olması değil bir adam yani bir insan olmasıdır. Ressam problemi imgenin arkasına saklayarak söylemek istediğini açığa çıkarmıştır.

Büyülenmiş adamın problemi yaşamaya dair kuvvetli isteğidir bu istek çok güçlü olduğu için yaşamanın da ölümün de üstüne düşünememektedir. Yaşamın ne olduğunu hazmedemediği için ateşi beslemek konusunda böyle isteklidir. Yeni araba alan birinin kendini arabanın sahibi olduğuna ikna edebilmek için arabayı sert kullanması gibi ya da sevgilisi olan bir liselinin sürekli mesajlaşması, aşktan bahsetmesi gibi. Hazmedilemeyen şeyler aşırı tavırlarda kendini gösterir.

Büyülenmiş adam lamba neyi temsil ediyorsa etsin sönmesine izin veremez çünkü lamba istencin kendisidir ve ona sırtını dönebildiğinde onu aşmış olursun. Aştığın bir şeyle yola getirilemezsin. Öyleyse her türlü aşırı isteklilik ve heyecan halinin bir hamlık olduğu ve o şeyin maliki olmadığımızın işareti olduğunu kabul edebilir miyiz? Bunu iddia edenin ne çetin tartışmalara girmesi gerekirdi!

Büyülenmiş adam ve gerçek

Resmin bir başka yönü de mekan ve büyülenmiş adam dışında her şeyin uydurma olmasıdır. Lamba muazzam değildir, şeytanlar gerçek değildir. Sahnenin kendisi bir oyundandır yani bir kurmacadan alınmıştır. Uydurma olmayan bir şey de büyülenmiş adamın kafasının içinde olup bitenlerdir. Büyülenmiş adam büyülendiğine inandıktan sonra artık gerçek ve hayal arasında fark kalmamıştır. Hayali gerçek yapmıştır, artık onun için gerçektir her şey. Gerçek hayal tarafından yeri alınabilen bir şey ise gerçek ve hayal arasındaki ayrım buharlaşır. İnsan biraz da bu olmalıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: