Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Buyur Edilmiş Fikirler Üzerine

Bourdieu televizyon üzerine yazarken acelecilikle düşünme arasındaki zıtlığa dikkat çekmek için Antik Yunan anlayışını hatırlatır. Düşünmek için beklemek gerekir, durmak gerekir. Acelecilik halinde düşünülemez. Düşünmek uzun zaman ister. Sokrates ile ilgili bir hikaye hatırlıyorum. Sokrates gece bir davete giderken aklına bir mesele gelir ve düşünmeye başlar. Olduğu yerde kalır. Sabah olduğunda hala aynı yerde dikilmektedir.

Meseleler üzerine düşünürken Sokrates kadar özenli olmasa da söz konusu meseleler hakkında uzun uzun düşünmek gerekir. Her mesele üzerine böyle uzun uzun düşünemeyeceğimiz için mantığımıza uyan hazır düşüncelerden birini seçip devam ederiz. Özellikle çok da alanımız olmayan ya da uzaktan takip ettiğimiz konularla ilgili. Eğitim üzerine, ekonomi üzerine, yapısal reformalar, hukuk ve demokrasi üzerine belli başlı düşünceleri taşırız kafamızda. Ne kadar temel ya da güncel bir konu olursa olsun.

Burada Flaubert’in “buyur edilmiş fikirler” sözündeki buyur edilmiş kelimesi dikkatlice seçilmiş bir kelimedir. Bu buyur edilmiş fikir herkes tarafından kolayca kabul gören ve başkalarına da kolayca aktarılabilen fikirlerdir. Bu fikirler üzerinden toplumun ya da zümrelerin örtük bir mutabakatı vardır. Burada sorun olarak görülebilecek nokta buyur edilmiş fikirlerin yeni bakış açılarını engelleyeceği için ilerlemenin önüne geçmesi ihtimalidir.

Günlük yaşamda buyur edilmiş fikirler

Buyur edilmiş fikirler hayatın her anında farkında bile olmadan bize yapışabilir. Aileden gelen fikirler, atasözleri ve deyişlerden gelen fikirler buyur eidlmiş fikirlerdendir. Bir toplumun uzun süredir aynı deyişleri benimsemiş olması ve bu deyişlerin nesillerce devam etmesi o toplumun değişim karşısındaki beceriksizliğinin ya da artık düşünmüyor olduğunun göstergesi kabul edilebilir sanırım.

Günlük yaşamdaki diğer bir buyur edilmiş fikirler kaynağı ise geleneksel ve sosyal medya olabilir. Yeni tanıştığım biriyle ülke sorunlarıyla ilgili konuşurken ikimizin de aynı şeylerden bahsettiğini ve neredeyse birbirimizin cümlelerini tamamlayacağımı fark ettim. Bu kadar okuduklarımdan ve yaşamdan rafine ettiğim bilgilerin karşı tarafta da eksiksiz şekilde bulunmasına şaşırdım. Belli ki bir şeyler öğrendiğim, bir fikre vardığımı sandığımda aslında propagandaya maruz kalıyordum. Propaganda ile yalnız başımıza karşılaştığımızda belki de onun propaganda olduğu ihtimalini göz ardı ediyoruzdur. Özellikle günlük siyaset ile ilgili fikirler büyük ölçüde buyur edilmiş fikir olmalıdır.

Buyur edilmiş fikirler gerçekten sorun mu?

Buyur edilmiş fikirler üzerine düşününce aslında bu bana tehlikeli bir şeymiş gibi görünmedi. Bir fikrin buyur edilmiş fikir olduğunu anladığımızda neredeyse hiç tehlikenin olmadığını düşündüm. Bir fikri buyur etmemizi için öncelikle bize mantıklı gelmesi gerekiyor. Üstelik insanların çoğunun aklı benzer çalışıyorsa bundan doğal ne olabilir? Yılların bilgeliğini, zaman süzgecinden geçmeyi başarmış bir takım fikirleri kabul etmek sorun olmayabilir. Belki de sorun bu tür fikirlere üstten bakmaktır. Binlerce akıldan süzülen fikir belki de o kadar fena değildir.

Bir fikrin buyur edilmiş fikir olduğunu anlayınca ona o kadar sıkı sıkıya bağlı olmamaya başlarız. Buyur edilmiş fikirler, buyur edilmiş olmalarından bağımsız olarak gerçekten iyi ya da kötü fikirler olabilirler. Bir fikrin buyur edilmiş fikir olduğunu anladıktan sonra hangi fikirleri seçeceğimiz konusunda zihinsel bir elek kullanmak faydalı olabilir.

Bir fikir duyduğumda onu kendi zihin eleğimden her insan gibi ben de geçiririm elbette ve bir fikri buyur ederken özellikle dikkat ettiğim iki şey var. Biz diyenlerin, biz ile başlayan cümleler kuranların fikirlerini çoğunlukla ciddiye almamam gerektiğini fark ettim. Biz şöyleyizdir. Bizim milletimiz vicdanlıdır, biz bu konuda şöyle düşünüyoruz vs. Herhalde fikrin kendisi zayıf ki ancak kalabalıklara dayanarak ayakta durabiliyor.

Diğer dikkat ettiğim şey ise fikrin fikir sahibi tarafından anlatılabilmesidir. Bir başkasının fikrini söyleyen kişinin sözü açmasını ve konuyla ilgili sorularıma cevap vermesini beklerim. Fikri kendi cümleleri ve argümanlarıyla ifade edemiyorsa fikrin sahibi değil emanetçisidir. Emanetin emanetçisi olmak istemem.

1 Comment

  1. Adil kılıçaslan

    Yüzyıllarca süzgeçten geçmiş fikirler değişime uğramıştır. Kolaycılığa kaçarız.
    Fikirlerde çok değişkenli matematik formülleri gibidir. Değişkenlerden birisi değişince çözme yöntemi aynı olsa da formülün cevabı yanlış olur. Doğru cevap için değişkenleri sabite çevirmek gerekir. Her insanın sabiti farklı olunca karmaşa oluşur.
    Bence değişkenleri sabitleşmiş guruplar mutluluk yaşayanlardır. Çünkü çözülmemiş problem kalmamıştır. Bunun için gurup içi formül çözümü anlatılmalı ve gurup üyeleri çözümü anlamış olmalı.
    Bu görev ebeveynlere düşmektedir. Babam çözümü öğretti, bende özümsedim. Her ne şartta olursa olsun çözüm yöntemini biliyorum. Problemleri çözülmüş bir yaşam sürüyorum.
    Yazınız yoluma güvenimi arttırdı. Teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: