Kategori: Sosyal Bilimler

Platon’un Mağarası 3.0

Baştan uyarayım, bu yazı anlaşılması için biraz ön bilgi gerektiren bir tartışmayı içeriyor. Platon varlıkların ideaların bir yansıması olduğunu ve bu varlıkların asıllarının idealar dünyasında olduğunu söylüyordu. Platon’un meşhur mağara alegorisi ideaları somutlaştırmak içindi. Aristo ise ideaların yani formların, biçimlerin bir idealar dünyasında değil varlıkların içinde olduklarını söylüyordu. Bu tartışma üstünde fazlaca durmayı gerektiren bir […]

Organizmayı Aldatmak

Yaşamın bir hissetme durumu. Koşullardan daha önemli olan bizim koşulları algılama biçimimiz. Birinin kendini boş yere üzdüğünü düşünmek ya da başkasının yerine utanmak gibi duygular olayların organizmalar arası yorumlanış farklarıyla ilgili. Bunlar organizma için göreceli durumlar olsa da tüm organizmalar için kaçınılmaz durumlar da var. Acı, üzüntü, kaygı ya da korku gibi. Bilimkurgularda insanlar duygularını […]

Transhümanizm: Kavramdan Yeryüzüne

Bir kavram olarak transhümanizm bilimkurgu ve gelecekle o kadar iç içe geçmiş halde ki onu yaşamın içinde düşünmek zor. Cyberpunkvari bir evren kurmadan transhümanizmden bahsedilemezmiş gibi. Bu yüzden transhümanizm sadece bir kavram olarak aklımızda. Daha önce yazdığım Transhümanizm ve ötesi başlıklı yazı da aynı anlayışın bir uzantısı. Transhümanizmi daha sonra düşündüğüm zamanlarda bu kavramı bu […]

İnsanın Algoritması ve Felsefi Zombi

Yazıya başlamadan önce, bu yazının konusunun temelini oluşturan Canlılığın Algoritması ve Algoritmanın Sınırı yazısına bakmak yararlı olacaktır. İnsanın bir algoritma olduğunu ve bazı alanlar için onun biricikliğinin bir mit olduğunu kabul etmemizi için bazı sebepler olabilir. En azından bu biricikliğin sandığımız nedenlerden ötürü değil, biyolojik ve sosyal bazı nedenlerden geldiğini kabul edebiliriz. Hayatın biricikliği kesindir […]

Sosyal Bilimler ve Kuramlar

Sosyal bilimlerde kuram üretmek meseleleri formülize etmek ve kolay öğrenilmesini sağlamak dışında çok az işe yarıyor olabilir. Ekonomi, siyaset, yönetim ya da psikoloji ile ilgili bir kuramın başka bir topluma uymadığını görmek hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Fizikte olaylar yere ve zamana göre değişmez. 1700 yılında kanıtlanmış olan bilimsel bilgi bugün tekrar denendiğinde değişmeyecektir. Sosyal bilimler ise […]

Metaverse İse Olur

Biraz dağınık bir yazı olacak baştan uyarayım. Dövizin ani yükselişi vs derken tüm ikili ve toplu sohbetlerin konusu bir şey yapmak lazıma, oradan da coinlere geliyor. Herkes bir coinden hatta birkaç coinden bahsediyor. Çok ilgimi çekmese de dinliyorum proje adı altında anlatılanları. (Bitcoin fare zehri mi?) Bir türlü güvenemediğim ve anlamlı bir para koymayaktan kaçındığım […]

21. Yüzyılda Roman Okumak Üzerine

Goodreads’te yıllık okuyacağım kitapları belirlerken uzun süre yarısı roman, yarısı düşünce/bilimsel olmasına dikkat ettim. Zaman geçtikçe romanlara daha az sabredebildiğimi fark ettim. Geçmişte okuduğum birçok kalın romanı bugün okuyabilir miydim emin değilim. Belki de o günlerde bu kült romanları okumuş olmak beklentimi yükselttiği için romanlarla aram biraz bozulmuş da olabilir. Geçen gün bir arkadaşım Orhan […]

Homo Ludens Eleştirisi

İnsanın ne olduğuyla ilgili tanımlardan birisi de Homo Ludens. Yani oyun oynayan insan. Toplumun oyun oynamak üzerine kurulduğuyla ilgili bir Huizinga teorisi. Bu teori 1938 yılında ortaya atılmış fakat kitapla ben yeni karşılaştım. Daha önce gelişim psikolojisi çalışırken oyun kuramlarıyla ilgili seyreltilmiş metinler okumuştum. Seyreltilmiş de olsa güçlü argümanlar okuyanı ikna etmek için yeterli olabiliyor. […]

Psikiyatrinin Karanlık Geçmişi

Yalanlar Bilimi Psikiyatri adında bir kitap okudum. Kitapta psikiyatri ile ilgili çok tartışmalı cümleler var. Neredeyse tüm psikiyatri süreci doktor ve hasta arasındaki tiyatroya indirgeniyor. Hasta olduğunu sanan ya da iddia eden bir hasta ve onu tedavi ettiğini sanan ve belki de buna gerçekten inanan bir doktor. Psikanaliz olgusuna ve Freud gibi psikanalizcilere yapılan ciddi […]

Doğu Batı Tuzağı

Doğu’nun ve Batı’nın kendine özgü halleri olduğu ve aralarında keskin bir ayrım olduğu kabulü güçlü bir argümandır. Bu argüman ülkemiz özelinde de güçlüdür. Mazimiz Doğu ve Batı üzerine ayrımlar üzerine kuruludur. Sezai Karakoç’un Masal şiiri nasıl unutulabilir ya da mabed bekçisinin Doğu ve Batı üzerine o güçlü sözleri. Ya da Aliya’nın değerlendirmeleri. Doğu ve Batı […]