Cemaatler Neden Var? Cemaatlerin Psikolojik Kökeni

Dünyanın her yerinde bu kadar çeşitli cemaatler neden var? Cemaatlerin toplumda böylesine karşılık bulması, böylesine güç toplayabilmelerinin nedenlerini Alvin Toffler “Üçüncü Dalga” kitabında anlatıyor. Bu yazıda cemaat kelimesi ile kastedilen dini ve ezoretik topluluklardır.

Yazıda geçen kült ve cemaat kelimeleri yine bu toplulukları anlatmak için kullanılmaktadır.

Toffler, “Cemaatler neden var?” sorusunu cevaplarken bir psikoloğun düşüncelerinden faydalanıyor. Cemaatler her şeyden önce insanlara bir yaşam tarzı sunuyor. İnsanın yaşam tarzı arayışı düşünülenden daha güçlü olabilir. Sırf bu yaşam tarzını elde etmek için uyuşturucuya başlayan gençler olduğunu anlatıyor Toffler.

Görünür bir yapı olmadığında, bazı gençler bu yapıyı yaratmak için uyuşturucuya yönelirler. “Eroin bağımlılığı,” diye : yazıyor psikolog Rollo May, “gençlere bir yaşam tarzı sunar. Sürekli amaçsızlık altında ezilen genç, polislerden nasıl kaçacağını, ihtiyacı olan parayı nasıl bulacağını ve bir daha sefere nereden uyuşturucu alabileceğini düşünerek bir amaç edinir.

Batı’da durum ne?

Tahminlere göre, bugün yaklaşık 3.000.000 Amerikalı, 1.000 civarında din tarikatına bağlı durumda ve bunlardan en büyükleri arasında, Birleşmeci Kilise, İlahi-Işık-Misyonu, Hare Krishna ve Yol bulunuyor; bunların hepsinin büyük şehirlerde tapınakları veya şubeleri var. Sun Myung Moon’un kurduğu Birleşmeci Kilise, 60.000 ila 80.000 üyeye sahip, günlük bir gazete yayınlıyor, Virginia’da bir balık paketleme tesisi var ve diğer birçok parasal girişime sahip. Tarikata mutlu bir şekilde para bağışlarında bulunanların sayısı da az değil.

Bu tür grupları sadece Birleşik Devletler ile sınırlayamayız. Yakın zamanda İsviçre’de gerçekleşen sansasyonel bir dava, tüm dünyanın dikkatini Winterthur’daki İlahi Işık Merkezi’ne çekti. “Kültler, tarikatlar ve topluluklar, özellikle Birleşik Devletler’de yaygın, çünkü Birleşik Devletler bu açıdan dünyanın 20 yıl ilerisinde,” diyor Londra merkezli Economist. “Ama doğu ve batı Avrupa’da ve diğer birçok yerde de görülüyorlar.”

Cemaatler bireylere karşılıksız kabullenme ve dostluk sunarlar. Bu bireyin bir gruba ait olma ihtiyacını giderir.

Peki, bu tür grupların üyelerinden tam bir sadakat ve itaat görmelerinin nedeni nedir?

Aslında sırları son derece basit. Toplum, yapı ve anlam ihtiyacını anlıyorlar. Bütün tarikatlar ve kültler, bu anlayış üzerine kuruludur. Kültler ve tarikatlar, yalnız insanlar için her şeyden önce hiç ayrımsız dostluk sunar.

Birleşmeci Kilise’nin sözcülerinden biri şöyle diyor:

Biri yalnızsa, onunla konuşuruz. Dünyada o kadar çok yalnız insan var ki.

Yeni üye, bir anda kendini dostluk ve onay sunan bir kalabalıkla sarılmış halde bulur. Bu grupların birçoğu, komün yaşamını gerektirir. Bu ani sıcaklık ve ilgi öylesine güçlüdür ki üyeler sık sık aileleriyle ve eski dostlarıyla bağlantılarını kesebilmekte, hayatları boyunca kazandıkları her şeyi gruba bağışlayabilmekte, karşılığında uyuşturucu ve seks bile alabilmektedir.

Hayata anlam katma ve değer kazandırma isteği

Ama kültün sattığı şey, bir toplum ruhundan fazlasıdır. Aynı zamanda, daha çok ihtiyaç duyulan yapı duygusunu da sağlar. Kültler ve tarikatlar, davranış kalıpları üzerine sıkı sınırlamalar getirir. İnanılmaz bir disiplin yaratırlar; bazıları bunu o kadar ileri götürür ki disiplini kabul ettirmek için dayak, zorla çalıştırma ve hatta kendi tarzlarında sürgün veya hapis gibi uygulamaları vardır.

New Jersey Tıp Akademisi’nden Psikiyatr H.A.S. Sukhdeo şöyle diyor:

Toplumumuz öylesine bağışlayıcı ve özgür ki insanlar kendi başlarına sağlıklı kararlar veremeyecekleri kadar çok seçeneğe sahipler. Kararları başkalarının vermesini istiyor ve onları takip ediyorlar. Kızı ve eski eşi, Jim Jones’un peşinden Guyana’da ölüme giden erkek ve kadınların arasında olan Sherwin Harris adında bir adam, konuyu tek cümleyle şöyle özetliyor: “Bu, bazı Amerikalıların hayatlarına bir yapı kazandırmak için kendilerine neler yapabileceğinin bir örneğidir.”

Cemaatler olayların çokboyutlu doğasınının karmaşıklığından bireyi kurtarır. Diğer seçenekler elenerek yola devam edilir.

Kültlerin pazarladığı son ürün, “anlam”dır. Her biri kendi tek yönelimli gerçeklik tanımına sahiptir; dini, politik veya kültürel. Kült mutlak gerçeğe sahiptir ve dış dünyada bu gerçeğin değerini anlamadan yaşayanlar ya cahil ya da Şeytani olarak adlandırılır. Kültün mesajı yeni üyeye gece-gündüz süren seanslarla anlatılır. Hiç durmadan vaazlar verilir.

Sonunda üye aynı referans noktasından hareket etmeye ve kendi varlığını aynı terimlerle tanımlamaya başlar. Kültün verdiği “anlam” dışarıdan bakan biri için saçma olabilir ama bunun bir önemi yoktur. Aslında, kült mesajının belirlenmiş içeriği, neredeyse önemsizdir. Asıl gücü, bir sentez sunmasında, etrafımızdaki parçalanmış kültüre bir alternatif sağlamasında yatar.

Çerçeve bir kez kült üyesi tarafından kabul edildiğinde, dışarıdan üzerine yağan karmaşık bilgi bombardımanını büyük ölçüde düzenleyebilmesini sağlar. Bu fikir çerçevesi dış gerçekliğe karşılık gelsin ya da gelmesin, üyenin sürekli gelen verileri düzgün bir şekilde depolayabileceği bir hazne sunar. Dolayısıyla, aşırı yükün yarattığı stresi ve şaşkınlığı ortadan kaldırır. Aslında sunduğu şey mutlak gerçek filan değil, bir düzen ve anlamdır. Kült üyesine gerçekliğin anlamlı olduğu duygusunu vererek ve bu anlamı başkalarına aktarması gerekliliğini göstererek kült bir amaç sunar ve görünüşte tutarsız olan bir dünya istikrar getirir.

Bir cemaate sahip olmanın bir bedeli olabilir. Bu kişilerden maddi anlamda veya başka şekillerde faydalanılması anlamına gelebilir.

Ama kültün sattığı toplum ruhu, yapı ve anlamın fiyatı çok yüksektir: Benliğin sorgusuz teslimiyeti! Bazıları için, hiç şüphesiz, bu kişisel dağılmanın tek alternatifi olabilir. Ama çoğumuz için, kültün sunduğu çıkış biraz fazla pahalıdır. Üçüncü Dalga uygarlığını hem aklı başında hem de demokratik kılmak için, yeni enerji kaynakları yaratmaktan veya yeni teknolojileri uygulamaya koymaktan fazlasına ihtiyacımız var. Toplum ruhu yaratmaktan fazlası gerekiyor. Yapı ve anlam da kazandırmalıyız. Bir kez daha, başlamak için yapabileceğimiz basit şeyler var.

Cemaatler neden var? sorusunun cevabı evrensel. Bizim ülkemizde de dini ve ezoterik cemaatler olduğunu biliyoruz. Yazıda dikkat çekilen nokta cemaat kavramının psikolojik kökenleriyle ilgilidir. Durum ülkemizle veya bir cemaat ile ilgili değildir. Yazıdaki örneklerin yaşandığını biliyoruz. Bu yazı “Cemaatler neden var?” sorusunun cemaatlerce bir cevabı olmadı. Sorunun psikolojik ve sosyolojik cevabı oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın