Sosyal Bilimler

Chomsky, Lacan’ı Neden Ciddiye Almaz?

Dilbilim alanında en önemli isimlerden biri olan Chomsky birkaç konuşmasında Lacan ile ilgili soru sorulması üzerine, Lacan hakkında ilginç açıklamalar yapmıştır. Lacan’da ilginç hiçbir şey olmadığını söylemiş. Zizek hakkında ise daha sert sözleri var. Aşağıdaki alıntıya bakalım:

Soru: Jacques Lacan’ın öznellik kuramında iddia ettiği gibi dil ile cinsellik arasında bir ilişki var mıdır?

Chomsky: Lacan’ı kişisel olarak tanırım ve söylediği tek bir kelimeyi bile hiçbir zaman anlamadım. O nedenle, bu soruyu cevaplayamam. Açıkçası onun oyun oynadığına ve çılgınlık yaptığı halde insanların onu nereye kadar ciddiye almaya devam edeceklerini görmek istediğine dair çok güçlü hislerim var. Bunun doğru olduğunu kanıtlayamam ama şüphelerim bu yönde. İyi geçiniriz, pek çok konuda konuşuruz ama bu konuda hiç konuşmadık.

Dilin mimarisi / Noam CHOMSKY

Lacan’ın anlaşılması zor bir isim olduğunu söylemek kolay. Belki de bir tek Zizek anlıyordur tam anlamıyla? 🙂 Chomsky’nin Lacan’ı neden kayda değer bulmadığını tam anlamıyla açıklamak mümkün olmasa da onun bilime olan bakışını incelersek bir şeyler çıkarabiliriz. Chomsky’nin yazdıkları nettir. Bilimin de böyle yapılması gerektiğini savunur.

Mesela bilimin gündelik hayatta birey için işe yararlılığı hakkında şunları söyler:

Bilim çok tuhaf bir etkinliktir. Sadece basit sorunlarda işe yarar. Doğa bilimlerinde bile, en basit yapıların dışına çıkıldığı anda, her şey betimleyici bir hal alır. Örneğin konu büyük moleküller olunca, neredeyse tek yaptığınız şey betimlemektir.

İnsanların, bilim insanlarının üniversite eğitimi ya da özel yöntemler olmaksızın edinilemeyecek bilgilere sahip olduklarına inanmalarının önüne geçmek elbette akademisyenlerin sorumluluğudur. Eğer bir konu basit ise, basit olarak ifade edilmelidir. Yok, eğer söylenmesi gereken basit olmayan, ciddi bir şey varsa, o zaman, tamam, bu önemli ve ilginçtir. İnsanların ilgileri ve endişeleriyle alakalı kimi sorulara belki de derin cevaplar bulabiliriz, fakat bu çok nadiren doğrudur.

Bu açıklamalarda görüleceği gibi bilim sadece uzmanlar tarafından algılanabilecek kapalı sistemler bütünü değildir. Gerçekten de öyledir. Einstein’ın “Bir şeyi basit olarak anlatamıyorsanız yeterince anlamamışsınız demektir.” sözü önemlidir. K.Popper da basitlik üzerinde durmuştur. Yanlışlanabilirlik bilimin en önemli öğelerinden biridir. İfade edilen cümlede anlam kapalıysa veya yanlışlanabilirlik söz konusu değilse ifade bilimsel olmaktan uzaklaşır. (Psikanaliz bu açıdan başlı başına bir tartışma konusudur.)

Bilim “büyü” gibi gizli değildir şeffaf süreçlerin ürünüdür.

Chomsky’nin bilimin anlaşılır olması düşüncesi doğal olarak popüler bilim kitaplarını da olumlaması anlamına gelecektir. Kerem Can Koçak Hoca da liselerde popüler bilim kitapları okutulsa bile eğitimin daha iyi olacağını bir konuşmasında söylemişti. Chomsky popüler bilim kitapları hakkında şunları söyler:

İnsanların söylediklerini, sonuçları, arkaplanı ve ilkeleri falan anlayabilmek için yoğun bir eğitim surecinden geçmemişseniz, kimyanın büyük çoğunluğu da anlaşılmazdır. Ancak temel fikirler, insanlar için kolaylıkla erişilebilir hale getirilebilir. Popüler bilim bunun için var. Teknik bir çalışmanın sonucunu insanlar için anlamak istedikleri düzeyde erişebilir kılmak son derece geçerli ve toplumsal olarak da değerli bir iştir. Diyelim ki kuantum fiziğiyle ilgili bir şeyler öğrenmek istiyorum, bütün ayrıntılarla ilgilenmiyorum. Yalnızca genel hatlarıyla ne olup bittiğini anlamak istiyorum. Benim ilgi düzeyimde bu bilgileri bana erişilebilir kılmaya çalışan insanlar ve kitaplar var. Bence aynısı dilbilimde de geçerli.

Chomsky, Lacan’ı sadece anlaşılmaz bulmaz dikkate değer olmadığını söyler. İnternet aramalarında konu hakkında çeşitli içerikler yer almaktadır. Psikanaliz eleştirisi bir yana, Lacan’ın olumladığı Freud Lacan’ın aksine çok açık yazar. Anlatacaklarını vakalar ve günlük yaşam üzerinden anlatır. Bilimselliği tartışma konusudur fakat açıklığı hakkında şüphe yoktur. Günlük Yaşamın Psikopatolojisi, Totem ve Tabu, Düşlerin Yorumu gibi kitaplar çok açık ve anlaşılır kitaplardır. Yine de anlaşılır olmamak elbette bir suç değildir. Zırvalamak ise ciddiye alınmamayı gerektirir.

Yazıdaki alıntılar Noam Chomsky’nin Dilin Mimarisi kitabından alıntılanmıştır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın