Açık Kültür

Diriliş Neslinin Amentüsü – Sezai Karakoç

İslam devleti ve diriliş erleri kavramları önemli Diriliş Neslinin Amentüsü kitabında. Kitapta Sezai Karakoç hayalindeki islam devletini anlatıyor ve bu devleti oluşturmak için diriliş erlerine düşen görevlerden bahsediyor. Platon’un meşhur devleti gibi kendi düşüncesindeki ideal devleti anlatıyor.

Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum. Bir Diriliş Cephesi bulunduğuna ve kendimin de o cephede bir savaş adamı olduğuma, olmam gerektiğine inanıyorum. Bu nasıl bir savaştır? Topla, tüfekle, bombayla, molotof kokteyli veya füze, nükleer silâh veya gazla yapılan savaş olmaktan önce ve öte, bir ruh savaşıdır. Ruhlar arasında olan bir savaştır.

Peki bu ideal islam devleti nasıl olmalı yazara göre? Bu devlet Kuran’ın ve peygamberlerin gösterdiği yolda ilerlemelidir. Bu devlet ne Batı gibi her değeri ekonomiye bağlayarak insanı ruhsuzlaştıracak ne de komünizm gibi insanı değersizleştirip köle haline getirecektir.

Dâvamız ve dâva için kavgamız hakikat dâvası, hakikat savaşıdır. Kapitalizm, benim gözümde solun bir yüzü, komünizm öbür yüzüdür. İnsan olan derim tükürsün ikisinin de suratına.

Bu devlette kapitalizme de komünizme (özellikle komünizme) de yer yok. Bu ideal devleti geliştirmek için bazı öneriler var. Yazar bir sistemden bahsetse de kapitalizm ya da komünizm gibi yeni bir anlayış getirmiyor. Ekonomi, kültür, hukuk ve bilim konularında açıklamalar yer alıyor ama o daha çok devletin mükemmelliğini zihniyet değişiminde görüyor.

Bu devlette islamca haram görülen hiçbir uygulama olmayacaktır. Piyasa kaderine terk edilmeyecektir. Kimse işsiz kalmayacaktır ve Kadın ve işdüzeni, kadının özelliğini ve iç özgürlüğünü yok etmeyecek biçimde yeniden düzenlenecektir. Yeraltı ve yerüstü kaynakları tabiatı tahrip etmeden kullanılacaktır.

Ekonomide ve bilimde ileri gidilecektir. Toplum yaşayışında saygı ve sevgi egemen kılınacaktır. Ama bunların nasıl olacağı anlatılmamıştır. Diriliş Neslinin Amentüsü az sayfalı bir kitaptır ve bu konular tek tek ve uzun uzun tartışılması gereken meseleler olduğundan olsa gerek kitapta sadece niyetlere yer verilmiştir.

Diriliş Neslinin Amentüsü kitabından bazı alıntılar bahsedilen dirilişin nasıl olacağı hakkında fikir verecektir bize.

Allah’a inanan insanın özgür olduğuna inanıyorum. İnsan boynuna zincir atan, takan eşyadan ve öteki insanlardan, insanların tanrılaştırdığı kişi ve eşyadan insanı ancak Allah kurtarır. Yani insanı ancak Allah özgür kılar. İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür.

Sanat üzerine

Estetik ona ilişkin oldukça estetiktir. Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.

Yazara göre toplumların itici gücü ekonomi değildir ekonomiye bu itici güç şekil verir.

Ekonomi, toplum varlığının temel sebebi değil, görüntülerinden biridir. Temel faktör, inançtır. Ekonomi de bir etken olarak öbürlerine etki yapar, etki kabul ettiği gibi. Ama temel olma niteliğini ancak insanlar materyalistleştikçe kazanır. Ekonominin bir amaç değil, bir araç olduğuna inanıyorum. İnanç, düşünce ve sanatın ekonominin değil, ekonominin, inanç ve düşüncenin aracı ve sonucu olduğuna inanıyorum.

Diriliş Neslinin Amentüsü’nde yazar ilim müminin yitik malıdır anlayışını benimser.

Doğuyu Batıyı bilmeliyim. Eski uygarlıkları derinlemesine incelemeliyim. Yükseliş ve düşüşlerin sebeplerini derinden derine araştırm alıyım. Allah’ın insanoğluna en büyük nim eti olan İslâm inanç ve medeniyetine mensup olan bir toplum, nasıl olur da bugünkü acıklı duruma düşer? Bunun mutlaka bir veya bir çok sebebi vardır. Bunu bilmeliyim. İşte bütün bu konulan incelemekte ilim benim rehberim olacaktır.

Düşünce ve iddialar İslam’ın eleğinden geçerse hakikat sistemine katılabilirler.  (Peki buna kim karar verecek?)

Bana gelip çarpan düşünce ve iddialar, islâmın hakikat menşurunda imtihana tâbi tutulurlar ruhum da. Doğu din kurucuları ve filozoflarından Yunan filozoflarına ve yeni çağ bazı filozof ve düşünürlerine kadar bütün düşünür ve filozofların söylediklerinde görülen hakikat parçacıkları, hakikat Sisteminden almış oldukları veya Allah’ın halk ettiği bu âlemi gözleme ve inceleme sonunda, akıl ve tecrübe vasıtasıyla buldukları bir takım hakikat parçacıkları varsa, bunlar, şüphesiz otomatik olarak sahip ve mensup olduğum Hakikat Sistemi olan İslâm inanç, düşünce, davranış ve duyuş sistemine gelir katılırlar.

Diriliş eri, diriliş ereni ve diriliş piri olmak…

Bu amentü çağdaş kandildir.

Diriliş erlerinin sancağı, diriliş pirlerinin, erenlerinin yaşam öykülerinden süzülmüş hakikat billurlaşmalarıdır. Bu yol, diriliş eri olmakla başlar, sonra Allah nasip ederse diriliş ereni olmanın kapısı açılır. Son büyük derece de diriliş piri olmak. Diriliş pirlerinden gelip diriliş pirleri doğurmaya giden bir yol bu, Diriliş Yolu. Diriliş ereni, piri olmanın iddiasında olma değil, hakikatinin peşinde olmanın yolu. Bu âmentüde geçmiş zam andan sürüp gelme var. Geçmişi inkâr değil, geçmişe mahkûm olmak da değil. Geçmişi görüp puslarından kurtarış söz konusudur.

Bu âmentü, çağdaş kandildir. Eşyaya yeni bir ışık tutmakta. Anlamların hakiki çehrelerini aydınlatmakta. İnsanın kendi gönlüne tuttuğu ayna. Görüneceklere göre yol alan bir deniz kılavuzu. Müslümanlar için yeniden varoluşun ilânı. Bir diriliş ilânı. Kendine ve çağa meydan okuma. Dünya kavgasına, dünya için ve dünya adına değil, Allah için katılma. Kavgaya, ebedî barış için katılma.

Müslüman özgür olmalıdır.

Evet, inancıma göre, müslüman, inanmış kişi, daima çağdaş olmalı. Ama neyle çağdaş olmalı? Başkalarıyla çağdaş olmak değil, burada kasdettiğimiz çağdaşlık. Kendi kendisiyle çağdaş olmalı. İdeal islâmla çağdaş olmaya çalışmalı sürekli olarak. Geçmişteki büyük İslâm yaşantısına hayran olmakla yetinmemeli. O yaşantıyı bugün de gerçekleştirmeyi bir görev bilmeli. Başkalarına resmen veya fiilen köle olmayı kendi müslümanlığıyla bağdaştırmayıp özgürlüğünü kazanmak için ölünceye kadar savaşmayı İslâmlığın, müslümanlığın gereği bilmeli.

Cihadın gerçek anlamını bilmeli, donanımlı olmalı.

Cihadı, sadece savaşta, cephede silâhla çarpışmak biçiminde yorumlama gibi bir dar ve sınırlı anlayışa saplanmamalı. Kültür ve medeniyet savaşını da öncelikle borç olan savaşa katmalı. Daha doğrusu bu tür savaşı, o savaşın içinde düşünmeli. Medeniyetimizin, çağımızda, bir tekniği, bir sanat ve estetik ifadesi, bir düşünce dinamiği, bir bilim ağı olmalı. Ki Batı uygarlığıyla savaşabilelim ve benliğimizi koruyabilelim.

Diriliş, bu anlam da Peygamberimizin bütün sünnetlerini ihya amacını gütmek demektir. Çünkü: Peygamber, inanmayanların karşısına, hem söz ve düşünce, hem ahlâk, hem Tanrı’ya tapınma, hem de silâh ve müslüm an şairlerin şiirleriyle çıkmıştı.

Hakedilen bir metafizik olan inanç insanın mayası olmalıdır.

Metafizik üzerine.

Batı insanı ise sürekli olarak metafizikten arındırılmaya çalışılmıştır. Git git, bir şart insanı doğmaktadır Batıda. Bu insan, kavanozdaki balığın denizi düşünememesi gibi, sonsuzu, fizikötesini ruh idrakine sunamamaktadır. İslâm insanı ise, her insan gibi belli bir metafiziği kabul etmeye yetenekli olarak gelmiş, ancak bu yeteneği ne ilkel insan gibi doğanın sembolizasyonundan doğma âdeta tabiileşmiş anonim metafiziğe uygulamakla, ne de batı insanı gibi gittikçe yüzeyde kalmaya doğru giden, derinliğini yitiren, sosyal, şartlara indirgenen, yani yiten bir metafizik cilâsı veya görüntüsüyle donanmayı deneyip durmakla yetinecektir.

O, bilinçli bir şekilde, kendi metafiziğini kazanacaktır. Varolan, kazanılan, hakkedilen, bir armağan gibi kavuşulan metafizik, şahsiyetin özü ve mayası olacaktır.

Bu devlette demokrasi esas alınacaktır.

Diriliş Sisteminde ve Sitesinde, maddî güçler mânevi güçlerin denetimindedir. Kişinin eğitiminde çocukluktan itibaren geliştirilen değerlendirme yetisi bu yöne dönüktür. Kişi etkisinin ekonomik gücüyle değil, erdemiyle, toplum uğrundaki fedakârlığıyla oranlı olunmasına çalışılacaktır. Dinamik erdemliler ordusu olacaktır diriliş erleri. Statik erdemler sitesi olmayacaktır sitemiz. “İş içinde erdem”, yeniden kuracaktır, inşa edecektir, mamûr edecektir dünyayı. Halk yönetimi esas olacaktır; ama, demokrasi putlaştırılmayacaktır.

Sosyal devlet uygulamaları olacaktır. (Bilmem ki yasa ile işsizlik bitirilebilir mi?)

İşsiz kimsenin kalmaması ilkesi hakim olacaktır. Devlet veya toplumsal kurumlar, iş bulma veya gösterme zorunda olacaktır. Okuma yetisi olan herkesin okuması, hasta olan herkesin tedavi edilmesi de toplum veya devletçe üstlenilecektir.

“Tablosu çizilen bu site, belki ideal bir sitedir.” diyor yazar Diriliş Neslinin Amentüsü kitabında. Kitabı buradan inceleyebilirsiniz. MEB daha önce öğretmenlere Sezai Karakoç’un Hızırla 40 Saat kitabını önermişti. Yazarın diğer önerilen kitabı ise Diriliş Neslinin Amentüsü oldu.

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén