Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Doğa Aynasında Kendimizi Görmek

Canlılar arasında belli özellikleri yok sayarsak çok fazla ortak nokta vardır. Gen dizilimimizin %98.5 aynı olduğu hayvanlar vardır ama davranış olarak diğer canlılarla benzer özellikler gösteririz. Oyun oynama, sinirlenme, şakalaşma gibi davranışlar diğer canlılarda da vardır. Meyve sineklerinin bile karakterleri olduğunu uzmanlar dile getiriyor.

Hayvanlar da bizim gibi mutlu ya da üzgün olabiliyorlar. Birbirleriyle iletişim kuruyorlar ve grup içinde hiyerarşik olarak yer alıyorlar. Tabii evrimsel anlamda benzerlikler ve ayrışmalar çok daha ayrıntılı bir konu fakat hayvanlarla bazı duygu ve davranışları paylaştığımız açık.

“Özne” kurulan bir şeydir. Yani özne içinde bulunduğu topluma göre şekil alır ve o sadece doğanın değil kültürün de bir ürünüdür. Aile, sosyal çevre, aldığı eğitim vs onu şekillendirir. Fakat aynı zamanda da insanın sahip olduğu bir doğa vardır. Kendimizi daha iyi tanımak için diğer canlıları incelemek iyi bir yöntemdir. Bu yazıda C. Darwin’in İnsanın Türeyişi kitabından bazı alıntılar ekleyerek aramızdaki bazı benzerliklere dikkat çekeceğim.

İlaçlar hayvanlarda ve bizde benzer etkiler gösterir. Benzer şeyler yer içeriz.

Yavruları, süt dişleri dökülürken, çok kez aşırı ateşten ölmekteydi. İlaçların bu hayvanlardaki etkisi, bizdekinin aynı idi. Maymun çeşitlerinin birçoğu çaydan, kahveden ve ispirtolu içkilerden pek hoşlanır. Tütün içmeyi de pek sevdiklerini kendi gözlerimle gördüm.

Hayvanlar beğenilmeyi ve övülmeyi sever.

Köpeğin, efendisinin sevgisini başka yaratıklardan nasıl kıskandığını herkes görmüştür; ve ben, aynı olguyu maymunlarda da gözledim. Bu, hayvanların yalnız sevmekle kalmayıp, sevilmek de istediklerini gösterir. Hayvanlarda başkalarına imrenme de vardır. Beğenilmeyi ve övülmeyi severler; ve efendisinin sepetini taşıyan köpek, bundan büyük kıvanç ve övünç duyar.

Kuşlar da insanlar gibi öğrenir.

Herhangi bir bölgeye telgraf götürülünce, kuşların tellere çarpıp öldükleri, ama birkaç yıl içinde, öyle görünüyor ki, arkadaşlarının öldüğünü göre göre bu tehlikeden sakınmayı öğrendikleri, bana, çeşitli yerlerden bildirildi.

Mülkiyet duygusu diğer canlılarda da vardır.

Hayvanat bahçesinde, dişleri çürümüş bir maymun, sert kabuklu yemişleri taşla kırıyordu; ve bakıcıların bana kesinlikle bildirdiğine göre, taşı kullandıktan sonra sapların altına saklıyor, öbür maymunların ona dokunmasına izin vermiyordu. Demek ki burada mal edinme düşüncesi ile karşılaşmaktayız; ama bu düşünce, bir kemiği olan her köpekte ve yuvası olan kuşların pek çoğunda ortaktır.

Toplu halde yaşayan hayvanlar arasında birbirine bağlılık vardır.

Toplumsal hayvanların, birbirlerine karşı, toplumsal olmayan hayvanların duymadığı bir sevgi duyduğu kesindir. Toplu yaşayan, kendilerini hep birlikte savunan ve düşmanlarına hep birlikte saldıran hayvanlar, elbette birbirlerine belirli bir ölçüde bağlı olmalıdır; ve bir önderi izleyen hayvanlar, belirli bir ölçüde eslek olmalıdır.

Hayvanlar ve insanlar arasında karmaşık duygularda benzerlikler olması benzer süreçlerden geçmiş olmamızın bir sonucudur. İntikam almak, alay edilmeye tepki vermek gibi davranışlar hayvanlarda da görünür. Örneğin memeli hayvanlarda dişiler erkeklere göre daha sosyaldir. Bu da herhalde bizimle bir benzerlik olarak değerlendirilmelidir.

Çıplak Maymun adında harika bir kitap var ve bu kitap davranış olarak primatlarla aramızdaki bazı ortak yanları ele almaktadır. Kitapta bir bölümde bizim için de maymunlar için de hayati olan bir konudan bahseder. Örneğin çocukken arkadaşlarıyla oyun oynamayan ve izole bir maymun nasıl davranır?

Maymunlarla yapılan deneylere göre, çocukluk çağında toplumsal ilişkiden yoksun bırakılan maymun, yalnızca içedönük bir birey olmakla kalmamakta, aynı zamanda cinsel ilişkilere ve ana-çocuk ilişkisine karşı tavır almaktadır. Yalnız büyütülen maymunlar, çocukluklarının daha ileri dönemlerinde oyun gruplarına dahil edilseler bile, kaynaşamıyor, ortalıkta zıplayıp, bağıran diğer maymunlara hiçbir zaman katılamıyorlar. Oyun odasının bir köşesine çekilip oturmayı, çoğunluk bacaklarını kolları arasına almayı ya da gözlerini kapamayı tercih ediyorlar.

Olgunlaştıklarında ise, fizik gelişmeleri normal olmasına rağmen, diğer cinsten eşlere hiçbir ilgi göstermiyorlar. Zorla çiftleştirilmeleri halinde, dişi normal bir doğum yapıyor, ancak yavrularına karşı vücutlarına tırmanan kocaman parazitlermiş gibi davranıyorlar.

Yazıya başlarken anlatmak istediğim durum buydu. Doğaya ve diğer canlılara bakarak kendimizi de daha iyi anlayabiliriz. Doğa bize bir ayna olabilir.

Bir Cevap Yazın