Doğunun Bilgisi Batının Bilimi – Joseph Needham

Doğunun Bilgisi Batının Bilimi, birkaç ciltlik Doğu-Batı karşılaştırmasının dilimize çevrilmiş küçük bir bölümü. Kitabın aslı uzun ve bilimsel gelişimin çeşitli alanlarında bu iki kültürü karşılaştırıyor. Bir örnek vermek gerekirse, Uzak doğu toplumunun zaman algısı üzerine: (Zaman ve Doğulu İnsan adlı kitabında)

Hint-Helenist insan için zaman döngüsel ve sonsuzdur.” Dahası, Çin’de doğrusal zaman fikri baskın olmasına rağmen, Needham’a göre, “Erken dönem Taoist felsefeciler için döngüsel zaman kavramı kesinlikle daha ağır basıyordu.

Doğunun Bilgisi Batının Bilimi kitabında yazar Çin’in kültürel özelliklerini Batı toplumları ile kıyaslayarak bazı sorulara cevap arıyor. Herkesin merak ettiği şu sorunun dolaylı olarak yanıtı var kitapta. Batı’nın Rönesans’ına neden olan kağıt, matbaa ve barut Çin’de bulunduğu halde neden Rönesans Çin’de değil de Batı’da ortaya çıktı? Bu sorunun neden hatalı olduğunu anlatıyor yazar Doğunun Bilgisi Batının Bilimi kitabında. Çin ve Batı tamamen farklı süreçlerden geçerek bugünkü hallerini almıştır. Çin’de asırlardır hakim olan Konfüçyus anlayışının etkilerini ve Çin’in bürokrasi anlayışının Çinlilerin dilindeki bürokrasi kavramıyla anlaşılması gerektiğini söylüyor. Bu batılı anlamda bir bürokrasi değildir.

Kitabın adının Doğunun Bilgisi Batının Bilimi olarak çevrilmesinin bir sebebi var. Yazar bize Çin’in bilimi, Batı’nın geçtiği aşamalardan geçmeden elde ettiğini, öyleyse Batı’nın bilime ulaşmadaki yönteminin evrendeki tek geçerli yöntem olmadığını, yöntemlerden sadece biri olduğunu söylüyor. Batı bilimi sistemli hale gelmeden de Çin’de pek çok alanda bilimsel gelişmeler yaşanmıştı. Bunlar Rönesans öncesinde olmuştu. Üstelik Çin toplumsal yaşam olarak da Batı’nın geçtiği aşamalardan geçmemişti. Batı’da olduğu gibi ciddi bir köle ticareti yoktu mesela. Aynı şekilde feodalizm de oldukça farklıydı. Çin hem toplumsal olarak hem de bilimsel olarak Batı’dan farklı olduğu halde kendi kültürünü ve bilimini oluşturabilmiştir.

Eski ve orta çağ Çin’inde, tabiatta yaptıkları gözlemlere dayalı çok miktarda bilgi ve teoriler bulunuyordu ve yapılan deneyler sistematik bir biçimde kaydediliyor, sonuçları şaşırtıcı derecede doğru olan ölçümler yapılıyordu.

Çin biliminin öncü Batılı tarihçilerinden olan Joseph Needham şöyle diyor: “Çin medeniyeti, Batıda başlayan bilimsel devrimden önceki on dört yüzyıl boyunca, doğa araştırmalarında ve doğa bilgisini insanlık yararına kullanmada, Avrupalılardan çok daha etkin olmuştu. Daha önce Helenistik çağın fiziksel bilime en büyük katkısının mekanik alanında olduğunu söylemiştik; ama dünya Antik ve Orta Çağ Çin’inde yaşamış, nispeten sessiz zanaatkarlara, kendilerini ifade edebilmiş kuramcılar olmalarına karşın, İskenderiye’li teknisyenlere olduğundan daha fazlasını borçludur. Needham şöyle açıklıyordu: Biz, burada filozoflarla, prenslerle, astronomlarla ya da matematikçilerle, Çin nüfusunun eğitimli kısmıyla değil; zanaatın ve hayvancılığın çok daha az bilinen uğraşılarıyla ilgileniyoruz.

Antik dünyanın başka yerlerine oranla, Çinli zanaatkarlar devlet bürokrasisinin doğrudan kontrolüne daha fazla tabiydi, zira: Neredeyse tüm hanedanlıklarda imparatorluğa ait, gelişmiş üretim atölyeleri ve cephanelikler bulunuyordu, belli bazı dönemlerde de en ileri teknikler, Eski Han Hanedanlığı emrindeki Tuz ve Demir İdaresinde olduğu gibi “kamulaştırılıyordu.” Aynı zamanda hiç kuşkusuz, çağlar boyunca, her zaman sıradan halk arasında, her türlü idareden bağımsız olarak kendileri için ürettikleri büyük miktarda el sanatçılığı her zaman var olmuştu. Needham, Çinlilerin başarılarının sadece teknik olduğu, bu nedenle bilimsel olarak tanımlanmaya layık olmadığı şeklindeki görüşe özellikle karşı çıkmıştır.

Batı’nın Bilgisi Doğunun Bilimi Çin medeniyetini anlamak ve onu Batı ile karşılaştırabilmek açısından önemli. Kitabı buradan inceleyebilirsiniz. Yazarın son cümlesi olarak kitap şu Latince deyişle bitiyor. Ex oriente lux. (Işık Doğu’dan gelir.) Eski Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bu cümleyi bir yurt dışı ziyaretinde kullanmıştı.

2 yorum

  1. Frederick William Sanderson adında İngiltere’de meşhur bir okul yöneticisi var. Oundle School’da uzun yıllar yöneticilik yapmış ve bu okula uygulama ekolünü getirmiş. Bu adamın yönettiği okuldan Richard Dawkins’de mezun olmuş. Doğunun Bilgisi Batının Bilimi kitabının yazarı Joseph Needham da aynı okuldan mezundur ve Bu lisedeki bilimsel uygulama ağırlıklı eğitim bu kitabı yazmasında etkili olmuştur. İlk defa o zaman Doğu biliminin uygulamaları üzerine düşünmüş ve bunları karşılaştırmaya niyetlenmiştir. J. Needham ile ilgili bir haberde denk gelmiştim buna.

  2. Katkınız için teşekkürler. Tanıdığım bir Çinli’ye, (Çince öğretmeni) bunca buluşa rağmen neden Rönesans’ın Çin’de ortaya çıkmadığını sordum. Braz yersiz bir soruydu. Rönesans İtalya dışında doğru dürüst bir etki doğurmamıştır Server Tanilli’ye göre. Etkilediği ülkeleri ise farkllı farkllı yönden ve oldukça sınırlı etkilemiştir. Neyseki soruyu sorduğum Çinli, aslında öğrenmek istediğimin, Çin’in geri kalma sebebi olduğunu anlamış ki şu cevabı yazdı :

    “The question you asked is very complicated. A lot of factors combined together to resulted in the outcomes nowadays. Maybe just because our  ancestors invented  the four great inventions, then it’s easy for we offsprings to be intoxicated with the passed honor and lost the motivation to keep on moving.  There’s an folk adage in China “十年风水轮流转” , means “Every dog has its day.” in English. I think it also works in history not only in a dog or a man’s fate.”

    Kısaca : Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Belki de atalarımız yaptıkları muhteşem buluşlardan sonra motivasyonlarını kaybetmişlerdir. Çin’de bir atasözü vardır. Şans bir gün herkese güler. Belki bu tarih için de geçerlidir.

Bir Cevap Yazın