Dünya Okulu – Salman Khan

Kitapta eğitimle ilgili ciddi istatistikler, mevcut eğitim sisteminin sorunları,  Khan akademinin nasıl kurulduğu ve sağladığı faydalar anlatılıyor. Dünya Okulu, eğitim üzerine yazılmış en ayağı yere basan kitaplardan birisi. Bu kitabı okumadan önce Ivory Tower belgeselini izlememiş olsaydım uzaktan eğitim konusunda tutumum fanatiklik seviyesinde olabilirdi. En azından araştırma sonuçlarını görene kadar.  Kitabın basitçe savunduğu konu mevcut eğitim sisteminin verimsizliği ve insanların kendi hızlarında ve başlarına öğrenmelerinin, hem eksiksiz öğrenmeyi sağlayacağını, hem de öğrenmenin daha hızlı ve derin gerçekleşeceğini savunması.

Dünya Okulu’ndan bazı alıntılar:

Öğrencilerin dikkat süreleri üzerine. Belki de yapılması gereken dersin ortasında bir şaka ile sınıfı dağıtıp, sonra tekrar toplamaktır.

“1996’da yayınlanan “Ulusal Öğretme ve Öğrenme Forumu” adlı hakemli dergide yayınlanan makalede iki profesör, dersi dakikalara ayırmış ve öğrencilerin yerleşmek için 3-5 dakikaya ihtiyaç duyduğunu, ardından 10-18 dakikalık odaklanma bölümünün geldiğini saptamışlardır. Bunun devamında öğretmen ne yaparsa yapsın dikkat dağınıklığı yaşanıyordu. 1985’de yapılan bir araştırmada ise, 20 dakikalık bir sonumun ne kadarının hatırda kaldığı sorulduğunda yoğunlukla en çok akılda kalan kısmın ilk 5 dakika olduğu görülmüş ve en az akılda kalan kısmında son 5 dakika olduğu görülmüştür. Günümüze gelindiğinde pek çok araştırma dikkat ile ilgili aynı sonuçları vermesine rağmen halen daha ders sürelerinin neden 1 saat olduğu da düşündürücüdür.”

Eğer yeterli vakit sağlanırsa herkes öğrenir diyen tam öğrenme modeli okullarda uygulanmadığı için, öğrencilerin eksik bilgilerle yeni konularla karşılaşması sorunu var. Matematik gibi konuların birbiriyle yakından ilişkili olan konuların öğrenilmesinde gerçek bir sorun bu.

“Öğrencilerin bir konuyu anlamaları test değerlendirmesiyle belirleniyor. Bu değerlendirmelerde genel olarak 75-80 civarında bir puan alan öğrenci başarılı sayılıyor. Ancak öğrenci test sonucunda 95 bile almış olsa %5?lik bir öğrenilememiş bir bölüm ortaya çıkıyor. Öğrencilerde bu %5 öğrenilemeyen bilgi ile bir başka konuya geçiyor ve bu yarım ve eksik öğrenilmiş bilgiler öğrencilerin tam öğrenme için çaba sarf etmelerini ve ilerlemelerini engelliyor. Öğrencinin eksik öğrenmeleri bütün içerisinde Grawyer Peyniri gibi boşlukların ortaya çıkmasına neden oluyor.”

Eğer eğitim uzaktan ücretsiz ve öğretmensiz sağlanabiliyorsa, yani okula gerek yoksa özel okula hiç gerek yoktur.

“Özel eğitime yapılan aşırı ve biraz da isterik harcama hem sağlıksız hem de sürdürülemez, hem de tamamen gereksizdir.”

Birincisi, benzer demografik özelliklere sahip öğrencileri olan özel okullar ile devlet okulları arasında, alınan sonuçlar açısından belirgin farklar yoktur.”

Balık vermek değil, balık tutmayı öğretmek. Bilgi seviyesinin her geçen gün arttığı günümüz dünyasında çocuk kitaplara ve öğretmenlere mecbur bırakılamaz. Yapılması gereken çocuğun bilgiyi kendi başına, bir rehber olmadan elde edebilme becerisi geliştirmesidir.  Özellikle gelecek böylesine belirsizken.

“Duke Üniversitesi Profesörlerinden Cathy N. Davidson (Mac Arthur Vakfı Dijital Medya ve Öğrenme Yarışmaları eş direktörü), dünyada bu yıl ilkokula başlayan çocukların %65’i daha icat edilmemiş işlerde çalışacaktır öngörüsünde bulunuyor. Bu öngörü gayet mümkün görünüyor çünkü 1960?larda ilkokulda okuyan öğrencilerin 1970 ve 1980?lerde en çok istihdam sağlayan kişisel bilgisayar endüstrisinde çalışacağı veya 1980’lerde kimsenin geçimini internet üzerinden
sağlayacağına dair bilgi yoktu.10-15 yıl öncesinde bu gelişmelerin hiçbiri öngörülebilir değildi. Kimse bundan 10 yıl sonrasını bilecek kadar zeki değildir. Durum bu kadar şüpheli iken eğitimde önemli olan onlara ne öğrettiğimiz değil, kendi kendilerine öğrenmeyi nasıl öğrenecekleri. Lise beni bağımsız ders çalışmanın ve kendine en uygun hızda öğrenmenin vazgeçilmez önemi konusunda ikna etti ama standart ders anlatımının inanılmaz verimsizliğini; anlamsızlığını ve hatta insanlık dışılığını bana gösteren üniversite oldu.”

Ve dünya bankasına ait endişe verici bir istatistik.

“Dünya bankası tahminlerine göre her gün devlet ilkokullarındaki öğretmenlerin %25’i işe gitmiyor, gidenlerin %50?si ders yapmıyor. Dünyanın değişik bölgelerinde eğitimin en temel ihtiyaçları bile karşılanamaz düzeyde.”

Son olarak, uzaktan eğitimin özellikle teorik derslerde sağlayabileceği faydaların yanında birçok eksiği olduğu ortadadır. Bu yüzden yapılması gereken mevcut eğitim sistemine uzaktan eğitimi dahil etmektir. Gelişen teknolojinin eğitimin iyileştirilmesi için aktif olarak kullanılmasıdır.  Milli Eğitim Bakanlığı’nın “EBA” adımı bu anlamda çok önemlidir. Dünya Okulu bence, eğitimciler için mutlaka göz atılması gereken kitaplardan biri.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın