Dürzilik ve Diğer Bazı Mezhepler

Sözlük anlamı olarak ”Gitmek, gidecek yer ve yol, izlenen yol” manasında olan mezhep kelimesi İslam tarihinde en tartışmalı konularındandır. Bu yazıda mezhepsel ayrılmaların nedenleri ve bazı gizli kalmış ya da kendini gizlemiş mezhepler üzerinde durulacaktır. Yazıyı oluştururken Prof. Dr. Halil İbrahim BULUT un İslam Mezhepleri Tarihi kitabından yararlandım.

Mezhepsel ayrılıkların nedenlerini siyasi ve sosyal ihtilaflar, inanç esaslarında ihtilaflar ve fıkhi konularda ihtilaflar olmak üzere üçe ayrılabilir. Fakat bunların içerisinde en güçlü etkiye sahip olan siyasi ihtilaflardır fakat görünürde hep dini gerekçeler gösterilmiştir. Bu siyasi sebeplerin gücünü yazı içerisinde mezheplerin ortaya çıkış sebeplerinde açıkça göreceğiz.

Haricilik

Haricilik dini ve siyasi konularda aşırı görüşleri ve faaliyetleriyle tanınan siyasi fırkadır. Bu fırkanın ilk temsilcileri, Hz. Osman’ ın şehit edilmesiyle sonrasında Hz. Ali’ yi desteklediler ve Muaviye’ ye karşı onun tarafında savaştılar. Fakat daha sonrasında Hz. Ali’ nin de karşısına geçtiler.

Başlangıçta tamamen siyasi amaçlarla vuku bulan bu hareket kısa bir zaman sonra kendilerini haklı göstermek ve taraftar toplamak için dini sebeplerde buldular.( Bu durum diğer pek çok mezhepte de karşımıza çıkacak) Hariciler ”Allah’ tan başka hüküm verecek yoktur/ Hüküm ancak Allah’ a aittir. ” ayetini slogan olarak kullanıp taraftarlarını arttırdı. Böylece Haricilik, İslam düşüncesi tarihinde ortaya çıkan ilk siyasi- dini fırka olarak tarihteki yerini aldı.

Harici sözlükte ”ayrılan, isyan eden karşı çıkan ve saf değiştiren” anlamındaki huruc kökünden gelmektedir. Öncelikle harici ismi, muhalifleri tarafından verilmiş bir isim olup; ” İnsanlardan, dinden, haktan veya Hz. Ali’ den uzaklaşan ve yönetime karşı ayaklanarak cemaatten çıkanlar” anlamı kast edilerek isimlendirmiştir. Bu durumu diğer mezhep ve fırkalarda da görmek mümkün. Yeni oluşan mezheplerin taraftar toplamasını önlemek ve küçümsemek maksadıyla isimler muhalifler tarafından konulmuş ve mezheplerin üstüne bir nevi yapışmıştır.

Mürcie Mezhebi

Mürcie, İslamiyet’ in ilk asrında ortaya çıkan müslümanların birlik ve beraberliğini hedefleyen ve uzlaşmacı fikirleri ile tanınan siyasi ve itikadi bir mezheptir. Hz. Osman’ ın şehit edilmesiyle başlayan hadiseler müslümanları derinden sarstı ve yeni arayışlara sevketti. Emevi- Haşimi çekişmesine taraftar olmak istemeyen ve Harici zihniyetini tehlikeli bulan bazı müslümanlar dönemin tartışmalarından uzak kalmaya çalıştı. Onların bu siyasi tavrı kısa bir müddet sonra itikadi bir hüviyet kazanarak Mürcie ekolünün oluşmasını sağladı.

Mu’tezile Mezhebi

Mu’ tezile, İslam toplumu bünyesinde ortaya çıkan, itikadi meselelerin yorumunda akla ve iradeye öncelik tanıyan, kelami- felsefi tartışmalarıyla tanınan bir kelam mezhebidir.

Mu’tezilenin Temel Görüşleri

Bir kelam ekolü olarak ortaya çıkan Mu’tezile, islam dininin asli hükümlerinin aklen temellendirmesi, sistematik hale getirilmesi, izah ve ispat edilmesi, karşı fikirlerin cevaplandırılması gibi konularla meşgul olmuştur.

İtikadi alanı sistematik bir şekilde ifade eden ilk mezhep Mu’tezile’dir. Mu’tezile ekolünün ilk teşekkül eden görüşü Vasıl b. Ata’nın ortaya koyduğu ”el-menzile” prensibidir. Bu görüşle amelin imanın bir parçası olduğu kabul edilmektedir. Büyük günah işleyen bir kimse günahı sebebiyle imandan çıkmış, fakat küfre düşmemiştir. Böylesi bir kişiye fasık denir. Tövbe etmediği takdirde ebediyyen cehennemde kalır. ( Büyük günah denen kavram bir müslümanın bir müslümanı öldürmesidir. Bu dönemde kabileler arasında çıkan savaşlar veya mezhepsel ayrılıkların getirdiği anlaşmazlıkları bir şekilde önlenmeye çalışılmış olduğu görülüyor. Böylesi bir konu o dönemin yapısı içerisinde oldukça önemli bir konu olduğu unutulmamalıdır.)

Nusayrilik Fırkası

Hz. Ali’ nin ilahlaştırılması, tenasühe inanma gibi aşırı fikirleriyle tanınan mezhep, farklı din ve sistemlerden aldığı karma bir inanç sistemine sahiptir. Batini bir karakteri dolayısıyla ismi, tarihi ve inanç yapısı hakkında önemli bilgi eksikleri bulunan ve çelişkili görüşlere konu olan Nusayrilik, son zamanlarda yayımlanan eserlerle bir dereceye kadar aydınlatılmıştır.

Bulundukları ortamda iletişim ve etkileşim halinde oldukları Hristiyan kültürü de mezhebin düşünce sisteminin şekillenmesinde belirleyici faktörlerden biri olmuştur. Mezhep mensuplarınına göre Nusayriliğin ortaya çıkması Gadir-i Hum ve Kerbela olaylarına dayanmaktadır. Bu olaylar İslam düşüncesinde vuku bulan ayrılıkların ilk başlangıcı kabul edilir.

Tanrı İnanışları

Nusayrilere göre Hz. Ali, görünüşte imam ise de batıni olarak Tanrı’dır. Mezhebin kutsal kitabı kabul edilen Kitabü’l- Mecmu’ dır. Bu kitapta da ”Sen bizim gizli ilahımız, açık imanımızsın” ifadeler geçmektedir.

Onlara göre alem kadim, cennet ve cehennem de semboliktir. Tanrı’nın iyi kullarını ödüllendirmesi ya da kötüleri cezalandırması bu dünyada gerçekleşecektir. Ölümden sonra ruhun iyi ve güzel bir bedende dünyaya gelmesi mükafat (cennet) aksi ize ceza (cehennem) olarak değerlendirilmektedir. Cezalandırma ki düşüş hayvan bedeninde doğma şeklinde de olabilir. Ödüllendirme de zirve nokta ise gökte bir yıldız olmaktır.

Dini ritüellerine bakıldığında pek çok dinden etkilendiği siyasi olarak taraftar toplamak isterken dini olarak ise toplama bir mezhep haline geldiği görülmektedir.

Dürzilik

Son olarak inceleyeceğimiz mezhep ise Dürziliktir. Fatımi halifelerden Hakim Biemrillah döneminde Vezir Hamza b. Ali tarafından kurulan aşırı bir fırkadır. Dürzi öğretilerinin yansıması daha ziyade İsmaliyye aracılığıyla olmuştur.

İsimlendirme Meselesi

Dürzi isminin kökeniyle ilgili farklı iddiaların ileri sürüldüğü bilinmektedir. Bunların bir kısmı, batılı araştırmacıların yakıştırmaları olup, islam coğrafyasında yitik hristiyanları aramaya yöneliktir. Batılı bazı araştırmacılar, Dürzilerin Haçlı Seferleri sırasında Lübnan dağlarına yerleşmiş olan Dreux Kontu ve adamlarının soyundan geldiğini savunarak Dürzi sözcüğünün de Dreux’ den türediğini iddia etmişlerdir.

Bu iddiaya göre 1190 senesinde Kudüs, Selahattin Eyyübi tarafından fethedildiğinde haçlı alayının bir komutanı olan Kont de Dreux ve mahiyeti Bir kaleye sığınmıştır. Bu kaleyi uzun yıllar savunulmuş ve müslümanlığa ortak bir kinle bağlı bulunan Hristiyanlar ve İsmaililer birleşerek yeni bir cemiyet oluşturmuşlardır. Bu cemiyet Dreux isminden gelip Dürzi ismine dönmüştür.

Müslüman bilginler ise Dürzi fırkasının batinilikte aşırı giden, Hakim Biemrillah’ ın yüceliğine inanan mecusi dailer tarafından dürzilerin oluşturulduğu söylenir.

Dürziliğin Oluşum Süreci Ve Tarihsel Arka Planı

Fatimi halifesi Hakim Biemrillah’ ın ilahlığının açıkça ilan edilmesiyle Dürziler tarih sahnesine çıkmıştır. Bu dönemde oluşturulan bir ferman ile Tanrı’ nın kendisinde zuhur ettiğini açıkladı.

Dürziliğin ortaya çıktığı Fatimilerin altıncı halifesi Hakim Biemrillah zamanında İslam dünyasında mezhep mücadeleleri yoğun olarak yaşanmakta, sosyo-politik olarak karmaşık bir dönem göze çarpmaktadır. Hilafetin kendi hakkı olduğunu iddia eden Abbasiler, Endülüs Emevileri ve Fatimiler olmak üzere üç büyük devlet İslam dünyasına hakim olmaya çalışmaktaydı.

Dürziliği net bir şekilde algılayabilmek için Hakim Biemrillah’ ı tarihsel olarak bilmek gerekir. Hakim Biemrillah çelişkilerle dolu garip bir ahlak anlayışına sahip olduğu araştırmacılar tarafından kabul edilmiştir. Sert mizaçlı, merhametsiz ve insanları öldürmekten zevk alan, zulümleri ile ün salmış bir hükümdar olduğu açıktır. Bazen aşırı cömert bazen cimri, ilmi seven fakat alimleri öldürten, her türlü suça şiddetle cevap veren biridir.

Hakim Biemrillah esrarengiz bir şekilde hükümdarlığının 25. senesinde kaybolmuş sadece kanlı gömleği bulunmuştur. Fakat Dürziler Hakim’ in kayboluşunu inananlara bir imtihan olsun diye Tanrısal varlığın kendi isteğiyle gayba çekilmesi olarak yorumlanmıştır.

Dürziliğin Temel Prensipleri

Konu üzerinde araştırma yapan araştırmacılar inanç ve ameller ile ilgili dört ana başlık oluştuğunu tespit etmişlerdir. Bunlar; Hakim Biemrillah’ ın Tanrı olduğuna inanmak, emr’i Yani Hamza B. Ali’ yi bilmek, hudud ve vezirleri tanımak, yedi esası bilmektir.

Bir çok mezhep ve fırkada olduğu gibi Dürzilikte siyasi sebeplerden oluşturulmuş daha sonra dini sebeplere dayatılmış ve taraftar toplamıştır.

1 yorum

  1. Mezheplerin doğuşuyla ilgili klasik açıklamalar dışında açıklamalar var. Daha gerçekçi açıklamalar gibi geldi bana. Mezhepler bir şekilde tekrar birleşmeye ve unutulmaya başlanabilir. Daha doğrusu ulus devletler aynı zamanda baskın mezhebi ön plana çıkaracaktır. Ülke içindeki mezhepler arasında birlik güçlenecektir. Bunun laiklik dışında formülleri bulunabilir. Mezhepler dış, özellikle rakip devletlere karşı ayrışma meselesi olarak kalacaktır. Mezhep meselesinin artık çok daha az konuşulduğu kesin gibi. Belki bu ayrılıkları da törpüleyen bir etki oluşturacaktır.

Bir Cevap Yazın