Duygusal Zeka – Daniel Goleman

Daniel Goleman Duygusal Zeka kitabında, beynin yapısı nasıldır, duygusal zeka nedir ve eğitimde etkin olarak kullanımı nasıl olmalıdır sorularına cevaplar vermiş. Duygusal zekayı geliştirmek amaçlı yapılan eğitim programlarının ne derece iyi sonuçlar verdiğiyle ilgili istatistikler paylaşmış.

Öncelikle duygusal zeka nedir? : Duygusal zeka, kişinin kendi duygularının ve başkalarının duygularının farkında olma becerisidir. Bu beceriye sahip insanların diğer insanlar tarafından sevilmesi beklenir. Yöneticilerde bulunması gereken özelliklerdendir. Yapılan kimi çalışmalarda EQ ‘su yüksek kimi insanların, kendilerinden yüksek IQ ‘ya sahip insanlardan daha iyi işlerde çalıştığı ortaya koyulmuştur.

Kitaptan bir alıntıyla duygusal zeka nedir? sorusunun cevabı :

Kişiler arası ilişkilerde zekâ, diğer insanları anlamaktır: Onları ne harekete geçirir, nasıl çalışırlar, onlarla nasıl işbirliği yapılabilir? Başarılı satıcılar, politikacılar, öğretmenler, klinik doktorlar ve dini liderler büyük olasılıkla yüksek düzeyde kişiler arası zekâya sahiptir. Birey içindeki zekâ… içe dönük, karşılıklı bir yetenektir. Kişinin kendisi hakkında dikkatli, doğru bir model oluşturup bunu etkili bir yaşam sürebilmek için kullanma becerisidir.

Bu ve bunun gibi veriler duygusal zekanın göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir. Kitapta da vurgulanan duygusal zeka nedir sorusunun cevabı değil, eğitim programlarının duygusal zeka göz önünde bulundurularak düzenlenmesinin sağladığı faydadır. Bu yazıda duygusal zeka nedir ve duygusal zeka neden eğitim uygulamalarında yer almalıdır sorularına yönelik alıntılar ekleyeceğim. Kitap bu konulara çok ayrıntılı girdiği için bir psikolog olan yazar, beynin yapısını, beyinle ilgili bilimsel çalışmaları ve günlük hayattan örnekler anlatmış uzun uzun.

Duygusal zeka neden eğitim programlarında yer almalı?

Katılan okullarda, öğrencilerin yaklaşık %50’si başarı derecesini artırmış, % 30 kadarı da not ortalamasını yükseltmiş görünüyor. SEL programları ayrıca okulları daha güvenli hale getirdi: kötü davranışlar ortalama %28, okuldan uzaklaştırmalar % 44 ve disiplin gerektiren diğer eylemler %27 oranında azaldı. Aynı zamanda, öğrencilerin %63’ü çok daha olumlu davranışlar sergilerken, okula devam oranları da artıyor. Sosyal bilim araştırmaları dünyasında, bunlar davranışsal değişimi teşvik eden herhangi bir program için kayda değer sonuçlardır. SEL sözünü yerine getirmiş bulunuyor.

Duygusal zeka nedir , ne işe yarar?

Duygusal zekayı geliştirmenin çocuklara sağlayacağı faydayı anlamak için düşük ve yüksek duygusal zekaya sahip insanların karşılaştırıldığı tabloya bakarsanız durumun önemi ortaya çıkar.

Bugün dünyanın dört bir yanındaki şirketler, çalışanları işe alırken, terfi ettirirken ve geliştirirken duygusal zekâ merceğinden bakıyorlar. Örneğin, (yine bir CREIO üyesi olan) Johnson & Johnson, dünyanın her yerindeki bölümlerinde meslek yaşamlarının ortasında yüksek liderlik potansiyeline sahip oldukları belirlenen kişilerin, duygusal zekâ becerileri açısından daha az umut vaat eden akranlarına kıyasla çok daha güçlü olduklarını bulguladı. CREIRO, iş hedeflerine ulaşma ya da bir misyonu yerine getirme yeteneklerini artırmak isteyen kuruluşlara kanıtlara dayalı kılavuzlar sunabilecek bu tür araştırmaları desteklemeyi sürdürüyor.

Duygusal zeka hangi durumlarda işe yarayabilir?

Müşteri hizmetleri ya da ekip çalışması gibi bir duygusal yeterlikte ustalaşmak, duygusal zekânın temel unsurlarında, özellikle de sosyal bilinç, ilişki yönetimi konusunda bir yetenek gerektirir. Ancak duygusal zekâ yeterlikleri öğrenilmiş yeteneklerdir: sosyal bilince ya da ilişkileri yönetme becerisine sahip olmak, bir müşteriyle ustaca başa çıkmak ya da bir anlaşmazlığı çözmek için gerekli olan ek öğrenimde uzmanlaşmış olmayı garanti etmez. Kişi sadece o yeterliklerde becerikli hale gelme potansiyeline sahiptir.

Eğitim programları duygusal zekaya uygun olarak nasıl hazırlanmalıdır?

“Belki kitaptaki bulguların tek başına en rahatsız edici olanı, aileler ve öğretmenlerle yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan dünya çapında yaygın bir eğilimdir. Bu da, şimdiki kuşağın bir öncekine oranla duygusal açıdan daha fazla zorluk çektiği, daha yalnız ve depresif, daha kızgın ve asi, daha sinirli ve kaygıya yatkın, daha fevri ve saldırgan olmasıyla ilgilidir. Çözümlerden biri, okulların öğrenciyi sınıfta bir bütün olarak, aklı ve kalbi birleştirerek nasıl eğitebileceğine dair bir vizyon geliştirmektir.

Yolculuğumuz duygusal zekânın temellerini çocuklara vermeyi amaçlayan yenilikçi sınıflara bir göz atmakla sona erecek. Yakın gelecekte okullardaki eğitimin düzenli olarak özbilinç, özdenetim ve empatiyle dinleme, anlaşmazlık çözme ve işbirliği gibi temel insan becerilerini kapsayacağına inanıyorum.”

Değerler eğitimi hangi amca hizmet eder?

Biz, Erasmus gibi duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışıyoruz. Eski paradigma, duyguların çekiminden bağımsız bir akıl idealini içeriyordu. Yeni paradigma ise zihinle kalbin uyumunu sağlamaya zorluyor bizi. Yaşamımızda bunu iyi yapmak için, öncelikle duyguları zekice kullanmanın ne demek olduğunu daha iyi anlamamız gerekiyor.

IQ insanın başarılı olmasında tek ve değişmez belirleyici değildir.

Gardner’ın listesi sözel ve matematiksel-mantıksal yatkınlık olmak üzere iki standart akademik zekâ türünün yanı sıra, olağanüstü ressam ve mimarlarda görülen uzamsal kavrama kapasitesini; Martha Graham veya Magic Johnson’da olduğu gibi fiziksel akıcılık ve zarafette kendini gösteren kinestetik dehayı; Mozart veya Yo Yo Ma gibi müzikal yetenekleri de kapsıyor. Bu listeyi, Gardner’ın “kişisel zekâlar” dediği şeyin iki yönü tamamlıyor.

Örneğin Carl Rogers gibi büyük terapistlerde veya Martin Luther King Jr. gibi dünya liderlerinde kişiler arası ilişki becerileri; bir de Sigmund Freud’un dahice sezgilerinde olduğu gibi ortaya çıkan veya daha yalın bir biçimde bir kişinin hayatını gerçek hisleri doğrultusunda yaşamaktan aldığı hazda görülen türden psişik yetenekler.

Zekâ hakkındaki bu görüşte anahtar deyim “çoğul”dur; Gardner’in modeli IQ’nun tek ve değişmez belirleyici olduğu standart kavramı çok aşar.”

Duygusal zeka eğitiminin nasıl yapılabileceğiyle ilgili bir örnek

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden Marian Radke-Yarrow ve Carolyn Zahn Waxler’in yaptığı bir dizi araştırma, empatik ilgi farklılıklarının büyük ölçüde ailelerin çocuklarını nasıl terbiye ettiklerine bağlı olduğunu göstermiştir. Davranışlarının karşı tarafı nasıl bir sıkıntıya soktuğuna dikkat çeken bir terbiye tarzı, yani “yaramazlık yaptın” yerine “bak onu ne kadar üzdün” denmesi, çocuklara daha fazla empati kazandırıyordu. Araştırmacılara göre, çocuklardaki empatiyi şekillendiren bir diğer etken, biri sıkıntıdayken diğerlerinin ona nasıl yaklaştığını görmesiydi; özellikle sıkıntıda olan kişilere yardımcı olmak konusunda, çocuklar gördüklerini taklit ederek empatik tepki repertuarlarını geliştiriyorlardı.

Konu hakkında daha fazla bilgi almak ve ilginç örnek ve istatistikleri görmek için kitabın okunması gerekiyor. Kitabın genel anlamda hangi konuları içerdiğini anlatmaya çalıştım. Alıntıladığım paragraflarla ilgili ayrıntılar ve kaynaklar kitapta yer almaktadır. Duygusal zeka nedir sorusu ve daha fazlası için kitabı okuyabilirsiniz. MEB tarafından öğretmenlere önerilen bir kitap Duygusal Zeka.

Admin hakkında 325 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın