Eğitim Üzerine Düşünceler – John Locke

Eğitim Üzerine Düşünceler kitabı, insan beyni boş bir levhadır, kimse doğuştan kuş tüyü yataklarda yatma becerisine sahip değildir diyerek İngiltere’de soylu sınıfın keyfini kaçıran John Locke’un eğitim hakkındaki görüşlerini ele aldığı, günümüz eğitim bilimlerinin de faydalandığı önemli bir kitap. Locke kitapta çocuklara nasıl davranılması gerektiğini ve eğitimin hangi esaslara göre yapılması gerektiğini anlatmış. Kitap başlangıçta küçük sağlık tavsiyeleriyle başlıyor. İlerleyen sayfalarda daha karmaşık meseleler ele alınıyor. Kitapta :

Çocukları soğuğa alıştırın. Kalın giyindirmeyin mümkünse soğuk suda banyoya alıştırın. Çünkü hastalıklara karşı kırılgan olmanın nedeni sıcağa alışmaktır. Vücudunuzu nasıl alıştırırsanız öyle gider.
Çocuklar mutlaka yüzme öğrenmeli.
Çocuk terledikten sonra soğuk bir şeyler içmemeli ve terliyken ıslak zemine yatmamalı.
Çocuklara sıkı giysiler giydirmeyin. Elbiseleri bol olsun.
Çocuklara 3-4 yaşlarına kadar et yedirmeyin. Çocuklara mümkün olduğunca meyve yedirmeyin. Özellikle tatlı olanları.Uyuyabildikleri kadar uyusunlar.

gibi tavsiyeler yer alıyor kitapta. Başlangıçta bu cümlelerle karşılaşınca çağın gerisinde kalmış bir başka kitap okuyacağınız düşüncesine kapılıyorsunuz. Sonraki kısımlarda Locke çocuk terbiyesi hakkında düşüncelerini yazıyor. Çocukların ağlayarak istediklerini elde etmelerinin sakıncalarından bahsediyor. Aile ile çocuğun ilişkisi nasıl olmalıdır? Bir öğretmende hangi vasıflar bulunmalıdır ve çocuğa eğitim nasıl verilmelidir? sorularının peşinde gidiyor. İlk tavsiyesi çocuğun babasını bir otorite kabul etmesinin zorunluluğu. Erken yaşlarda korkuya dayalı olarak kazandırılan bu alışkanlığın ileride de çocuğun kişiliğinin bir parçası olarak devam edeceğini söylüyor. Ve tabi ki çocuk büyüdükçe onunla konuşmayı, arkadaş olmayı ve onu anlamayı öneriyor. Ahlaktan bahsederken din eğitiminin nasıl başlaması gerektiğiyle ilgili fikrini de söylüyor Eğitim Üzerine Düşünceler’de filozof.

Böylece nazik ölçülerde ve kapasitesini yeterli bulduğunuz sürece zihnine böyle bir Tanrı Hkri yerleştirin ve O’na dua etmeyi ve O’nu varlığını yaratan ve yaptığı ve zevk aldığı her iyi şeyi yaratan olarak övmesini öğretin; karşısına sonradan çıkacak bir olaya kadar veya tarih okuduğunda sorgulamaya başlayana kadar ruhlarla ilgili diğer konulara girmekten sakının. Ancak gençken bile narin zihnini ruhlar, cinler gibi fikirlerden veya karanlıkla ilgili korkunç endişelerden uzak tutmaya dikkat edin.

Locke’dan Guthrie’ye Eğitim Bilimleri

Pedagojik olarak günümüz eğitim sistemi ile çelişecek çok az şey söylüyor filozof. 17.YY’da böyle ilerici düşünceleri okumak hayret ettiriyor. Eğitim Üzerine Düşünceler kitabında Locke, kurbağadan korkan bir çocuğun bu boş korkusunu geçirmek için, korkan çocuğa önce diğer kurbağa ile oynayan çocukları izletmeyi öneriyor. Daha sonra yaklaşmayı, daha sonra biri kurbağayı tutarken ona dokundurmayı öneriyor. Böylece çocuğun korkusu geçmiş olacaktır diyor. Yine başka bir örnekte, ders çalışmak yerine bir oyuna dalan öğrenciye sürekli o işi yaptırarak ve o işi yapmaya zorlayarak bıktırmayı öneriyor. Böylece öğrencinin ödev olarak gördüğü için o oyundan sıkılacağını ve tekrar derslerine döneceğini savunuyor.

Bu iki yöntem Edwin Ray Guthrie’nin kuramları olarak öğretilir eğitim fakültelerinde. Hatta biraz acımasız olursam, Türkiye’de öğretmen adayları eğitim bilimlerini eğitim fakültelerinde değil, daha çok yayın evlerinin “kpss eğitim bilimleri” setlerinden öğrenirler. Bu yüzden bütünsel bir öğrenme olmaz ve “görüşlere” bilim muamelesi yapılarak haddinden fazla önem verilir. (Bu başka bir yazının konusu olsun.) Guthrie 20. YY’da yaşıyor ve Locke’dan etkilendiği çok açık. “Eşik yöntemi” ve “bıktırma yöntemi” dediği yöntemler Locke’un söylediklerine çok yakın. Eğitim Üzerine Düşünceler günümüzde önemini koruyan oldukça önemli bir kitap.

Bunun dışında kitapta çocuklara okuma öğretmek için yapılabilecek bir oyun anlatılıyor. Eğitim materyali tasarımından bahsedilmesi kitabın bir başka ilerici yönü. Locke, okumayı yeni öğrenen çocuklara gereksiz kitaplar okutulmaması gerektiğini söylüyor. Onun önerisi “Ezop Masalları” nı okutmak.

Yazıyı, Locke’un öğrencilerin sorduğu sorulara nasıl cevap verilmesi gerektiği ile ilgili söylediklerini ekleyerek bitireyim. Ödül ve ceza üzerine yazdığı harika kısmı buradan okunabilir.

Çocukların Sordukları Sorular Nasıl Cevaplanmalı?

Soracağı hiç bir konuda çocuğu kınamamalı ve terslememelidir ve onlara gülünmemelidir. Bunun yerine tüm soruları cevaplanmalı ve bilmek istediği konu yaşına uygun bir şekilde açıklanmalıdır. Onun hedeflediği şeye hizmet etmeyen birçok şeyle ve karmaşık anlatımlarla kafasını karıştırmayın. Bu soruyla neyi öğrenmeyi amaçladığını iyi saptayın; ona bilgi verdiğinizde ve istediği cevabı almasını sağladığınızda düşüncelerinin ne kadar genişlediğini ve
uygun cevaplarla hayal edebileceğinizden çok daha ileriye gideceğini göreceksiniz.

Soruları ciddi bir şekilde cevaplamak ve öğrenmek istedikleri bilgi verilirken bazı özel övgüler de söylemek gerekir.
Onların saygı duyduğu kişilere o yanınızdayken şöyle veya böyle şeyler hakkında çok bilgili olduğunu söyleyin. Hepimiz beşiklerimizden itibaren gururlu yaratıklar olduğumuzdan onlara fayda sağlayan konularda ruhlarını okşayın; ve gururları kendilerine faydası olacak şeylere yönelik olsun. Bu sayede büyük yaştaki çocuğunuzun bildiği ve öğrendiği şeyleri kendinden küçük kardeşlerine öğretmesini teşvik ettiğinizi göreceksiniz.

Çocukların sorgulamalarının ihmal edilmemesi gerektiğinden aldatmaca ve kaçamak cevaplar da verilmemesine çok büyük dikkat edilmelidir. İhmal edildiklerini ve aldatıldıklarını kolayca fark ederler. Ve bazı soruları çok gerçekçi gelmese de onlara ciddi cevaplar vermeliyiz; çünkü size her ne kadar gereksiz sorular gibi gelse de o anda onların hakkında hiçbir şey bilmedikleri türden konulardır.

Şimdi siz veya ben Japonya’ya yerleşsek, çocukların düşüncelerini ve sorgulamalarını hafife alan tüm bilgimiz, ihtiyatımız ve kibrimizle bile binlerce soru sormaya başlarız. Bizim için ne kadar önemli olsa da kibirli ve düşüncesiz bir Japon için tüm bu sorular anlamsız ve münasebetsiz gelecektir; sorularımızı yanıtlayacak ve bilgisizliğimizi giderecek iyiliksever ve iyi niyetli birini bulursak çok seviniriz. Karşılarına yeni bir şey çıktığında çocuklar genelde her yabancının soracağı soruyu sorar: “Bu ne?” Genelde bu soruyla adını sormaktan başka bir şey kastetmezler. Bu yüzden ilk cevap olarak o nesnenin adı söylenmelidir. Ve sonraki soru ise genelde “Ne işe yarar?”dır. Bu soruya da doğru bir cevap verilmelidir. Ne işe yaradığı anlatılmalı ve anlayabilecekleri şekilde ne amaca hizmet ettiği açıklanmalıdır.

Ve diğer herhangi bir zaman tekrar bu nesneyle ilgili soru sorarsa istedikleri cevabı tam anlamıyla verene kadar onları geri çevirmeyin ve açıklamalarınızla onu yeni sorular sormaya itin. Belki yetişkin bir insan için bu tür sohbet düşündüğümüz kadar da anlamsız ve önemsiz gelmeyecektir. Sorgulayan çocukların doğal, orijinal ve bilgi edinmeden öne sürdüğü fikirler insanı düşünmeye zorlayabilir. Başkalarından ve eğitimlerinden aldıkları fikir ve düşüncelere göre konuşan yetişkinlerin sohbetlerinden ziyade bir çocuğun beklenmedik sorularından daha çok öğrenilecek şey olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak, Locke’un Eğitim Üzerine Düşünceler kitabında yer alan düşünceleri daha önce düşünmediğiniz konuları önünüze getiriyor veya başka bir bakış açısı sunuyor. Gerçekten yararlı kitaplar bulmak biraz zordur. Sanıyorum bu kitap onlardan biri. Kitabı buradan inceleyebilirsiniz.

Admin hakkında 335 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın