Endüstri Devrimi Neden Osmanlı’da Ortaya Çıkmadı?

Endüstri devrimi Osmanlı’nın gerilemesinde önemli bir yere sahip. Gerilemenin kimi kısa, kimi uzun vadeli olmak üzere pek çok nedeni vardır. Bu nedenler iç nedenler, dış nedenler olarak, bunlar da ekonomik nedenler ve diğerleri olmak üzere ayrıntılandırılabilir. Bu nedenleri kısa özetleriyle görmek için Vikipedi’de ki bu sayfaya göz atabilirsiniz.

Endüstri Devrimi ve Osmanlı Devleti

Bu yazıda ise Oral Sander’in Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü kitabındaki, Osmanlı Devleti’nin endüstri devrimini neden yakalayamadığıyla ilgili değerlendirmeler yer alacaktır. Endüstri devrimi neden Osmanlı’da ortaya çıkmamıştır ya da en azından neden Osmanlı Devleti endüstri devrimine ayak uyduramamıştır?

İslam ticaretinin zayıflaması

Müslüman dünyanın duraklamasının nedenleri arasında, uzun vadede belki de en önemli olanı, bu dünyaya karşı İberik yarımadası devletlerinin, Akdeniz, Atlantik ve Hint okyanuslarındaki tepkisidir. Portekiz’in, 16. yüzyılda önce Batı Afrika’ya hakim olup, sonra güney denizlerine inerek bölgedeki İslâm ticaretini baltaladığı ve nihayet büyük bir deniz sömürge imparatorluğu kurmasıdır.

Endüstri devrimini sağlayacak olan sermaye birikimi için uzun mesafeli ticaret şarttı.

17. yüzyılın sonlarına doğru ise, Hollanda, Fransa ve İngiltere, ilerde endüstri devriminin çıkışını sağlayacak olan zenginliğin temelini oluşturacak uzun mesafeli ticareti ellerine geçirdiler. Bu, çağdaş dünyayı açan ve belki de gelişmiş ve gelişmemiş dünyaları birbirinden ayıran büyük devrimin (Barrachlough, 1967: 43-64) Osmanlı egemenliğindeki topraklarda görülmemesinin bir nedeni de bu uzun mesafeli ticareti denetim altına alamama olsa gerektir.

1625’te Ömer Talib adında başka bir Osmanlı gözlemcisi tehlikeyi daha acil bir biçimde görüyordu:

Şimdi Avrupalılar bütün dünyayı tanımayı öğrendiler; gemilerini her yere gönderiyorlar ve önemli limanları ele geçiriyorlar. Eskiden Hindistan, Indus ve Çin malları Süveyş’e gelir ve Müslümanlar tarafından bütün dünyaya dağıtılırdı. Fakat şimdi bu mallar Portekiz, Felemenk ve İngiliz gemileriyle Frengistan’a taşınıyor ve oradan bütün dünyaya dağılıyor. Kendilerinin ihtiyaç duymadıkları şeyleri İstanbul’a ve diğer İslâm ülkelerine getiriyorlar ve fiyatının beş katına satıp çok para kazanıyorlar. Bu nedenle İslâm ülkelerinde altın ve gümüş azalmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu Yemen kıyılarını ve oradan geçen ticareti ele geçirmelidir; aksi halde çok geçmeden, Avrupalılar İslâm ülkelerine hükmedeceklerdir.

(Lewis, 1970: 27-8)

Osmanlı’da ticaret neden yeterince gelişmemişti?

Bu önemli ve Osmanlı Devleti’nin geleceğini belirleyen gelişmelerin nedenleri herhalde çok ve karmaşıktır. Ancak, en belirgin olanları ortaya konmak istenirse, Osmanlı Devleti’nde ticaretle uğraşanların olumsuz toplumsal statülerinin, yani çıkarlarının ne yönde olduğunu anlamayan ya da anlamak istemeyen askerî ve yönetici bürokrat sınıfa bağlı kalmalarının en başta düşünülmesi gerekir.

Hele, baharat ticaretinden aracının kârının ortadan kaldırılması ve faizin yasaklanması, belki de modern çağda İslâm dünyasının başarısızlığının temel nedenidir. Asıl ticareti gerçekleştirecek olan kentlinin, memur, yönetici ve toprak sahiplerine sürekli boyun eğmesi ve bunlara bağlı olması, Mezopotamya’nın büyük uygarlıklarından bu yana, yani M.Ö. 3000’lerden beri, Orta Doğu toplumlarının belirgin özelliği olmuştur. Böyle bir ortamda yenilikçi düşüncelerin ve zenginlik biriktirecek ticaretin yeşerecek toprak bulamayacağı herhalde doğrudur.

İşte, en görkemli dönemlerinde bile Osmanlı Devleti bu binlerce yıllık toplumsal ve ekonomik kalıba uymuştur. Üstelik, kurulan askerî devlette Osmanlılar yalnız dört meslek tanıyorlardı: Yöneticilik, savaş, din ve tarım.

Osmanlı Devleti hızla modernleşen dünyada bir Orta Çağ devleti olarak kaldı.

Dolayısıyla, Osmanlı Devleti, bir Orta Çağ zihniyeti ve ekonomisiyle —ama hiçbir Orta Çağ devletinin taşımak zorunda kalmadığı bir bürokrasi ve büyük ve sürekli ordunun ek yüküyle— bir Orta Çağ devleti olarak kaldı ya da bir Orta Çağ devletine dönüştü. Hızla modernleşen bir devletler dünyasında pek az güçlenme ya da en azından varlığını olduğu gibi koruyabilme şansı vardı. (Lewis, 1970: 36)

Uzun süre bir sonuca varamayan Osmanlı-Rus mücadelesindeki eşitlik, yine endüstri devriminin bir ürünü olan demiryolu nedeniyle Osmanlı aleyhine bozulacaktı.

Sonunda, mesafe unsurunu yenen, endüstri devriminin en önemli ürünü sayılan demiryolu oldu. 19. yüzyıldaki son Osmanlı-Rus savaşında (1877-1878 savaşı) Güney ve Batı Rusya’da birkaç demiryolu hattının yapılmış olması, bu devlete cepheye birlik, top ve at taşıma olanağını sağladı. Bu avantaj da Rusya’nın 1878 zaferinin en önemli nedeni oldu.

Rusya’nın kurduğu demiryollarına verdiği önem ve bunlardan duyduğu gurur, edebiyatını bile etkilemiştir. 19. yüzyıl Rus edebiyatında trenin ne kadar önemli bir yer tuttuğunu unutmayalım. Anna Karanina, sevgilisi Vronsky’yi 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına götürecek trenin altına atlayarak intihar etti ve kitabın yazan Tolstoy bir tren istasyonunda öldü.

Daha sonra Osmanlı Devleti Lale Devri ile kısa süreli bir uyanış yaşayacaktır. Endüstri devriminin neden Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkmadığının daha iyi anlaşılması için sanayi devriminin neden İngiltere’de ortaya çıktığını okumak gerekir. Bunun yanında sanayi devriminin Osmanlı’ya etkileri okunursa, endüstri devrimi ile Osmanlı Devleti’nin zayıflaması arasındaki ilişki görülür.

Yazıdaki alıntıların yer aldığı Oral Sander Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü kitabını buradan satın alabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın