Fantastik Edebiyat Gerçeklerden Kaçış mı?

Hayal gücünün çocuklar ve yetişkinler için büyük bir itici güç olduğunu biliyoruz. Hayal gücü yaratıcılığı besleyerek çocukların bilime yönlenmesini sağlayabiliyor. Jules Verne okuyup da çok etkilendiğini, bilime yönelmesinde onun kitaplarının etkisi olduğunu söylüyordu bir programda Celal Şengör. Elon Musk da günde on saate kadar bilim-kurgu kitapları okuduğunu söylemişti.

Bilim-kurgu edebiyatta ve sinemada “doğasından” dolayı eleştirilen bir edebiyat değil. Başını Yüzüklerin Efendisi gibi kitapların çektiği fantastik edebiyat ise “kaçış edebiyatı” denerek eleştiriliyor. Kitaplarda, dünyada olmayan varlıkların bulunması bu eleştirinin dayanaklarından biri. En çok sevilen ve izlenen filmlere baktığımızda bu eleştirilerin edebiyat ya da sinema sevelerlerce pek ciddiye alınmadığını görüyoruz.

Eğer metin, düşünce, kurgu ve akıl yürütmeler iyiyse edebiyatın türünün bir önemi kalmaz sanırım. İşin sırrı fantastik öğeleri kullanmak olsaydı fantastik öğeler barındıran her kitabın sevilmesi gerekirdi.

Ursula K. Le Guin, Kadınlar Rüyalar ve Ejderhalar kitabında bu eleştirilerle ilgili düşüncelerini yazıyor. Mitlerde, masallarda olan bu gerçek dışılığın Jung’cı psikolojinin öğeleriyle açıklayarak bu edebiyatın insanların sağlıklı kalmasını sağladığını anlatıyor. Fantastik edebiyat dile getirilemeyenin dile getirilişi olduğunu söylüyor.

Durmadan tekrarlamak gerekiyor, çünkü bu ülkede hâlâ fantaziye yönelik, çocukların ahlaki eğitimiyle gerçekten ve ciddi bir biçimde ilgilenen insanlar arasında da yaygın olan derin, püriten bir güvensizlik var. Onlar için fantazi, gerçeklikten kaçıştır. Onlar, ticari uyuşturucu fabrikalarının Batmanleri ve Süpermenleri ile kolektif bilinçdışının zaman ötesi arketipleri arasında bir fark görmezler. Onlar, psikolojik anlamda insan zihninin evrensel ve temel özelliklerinden biri olan fantaziyi, çocukçalıkla ve çocukluğa hastalıklı bir geri dönüşle karıştırırlar.

Onlar, yeteri kadar elektrik ışığı yakılırsa gölgelerden kolaylıkla kurtulacağımıza inanırlar sanki. Ve bu yüzden de masalın akıldışılığını, zalimliğini ve garip ahlakdışılıklarını görerek derler ki: “Ama bunlar çocuklar için çok zararlı; çocuklara doğruyla yanlışı gerçekçi kitaplarla, hayata uygun kitaplarla öğretmeliyiz!”

Le Guin Kanunu 🙂

Fantezi ve para arasında bir korelasyon var mıdır? Fantastik edebiyat sevgisi arttıkça gerçek hayatta başarısız olunacağı gibi bir düşünce elbette anlamsızdır fakat hayal gücünü kaybetmek insanları mutsuz edebilir. Yine kitapta bulunan şu satırlara bir bakalım:

Hayali bir yanardağın içine sihirli bir yüzük atmaya çalışan hobbitin sorunlarını okumakla öğrenebileceğimiz şeyin, sosyal konumunuz, maddi başarınız ya da gelirinizle hiçbir ilgisi yoktur. Hatta bir ilişkisi varsa, bu tam tersine bir ilişkidir. Fantezi ve para birbirleriyle ters orantılı olarak gelişirler. İktisatçıların Le Guin Kanunu olarak bildikleri bir kanundur bu.

Le Guin Kanunu’nun çarpıcı bir örneğine rastlamak isterseniz yola çıkın ve sırt çantası, gitarı, müthiş saçları, gülümsemesi ve başparmağından başka bir şeyi olmayan birini arabanıza alın. Her defasında, bu sokak çocuklarının hepsinin Yüzüklerin Efendisini okumuş olduğunu keşfedeceksiniz, hatta bazıları ezberden bile okuyabilir.

Öte yandan Aristotle Onassis veya J. Paul Getty’ye bakalım: Bu insanların herhangi bir yaşta, herhangi bir durumda, bir hobbitle uzaktan yakından bir ilişkileri olabileceği düşünülebilir mi? Örneği biraz daha geliştirip ekonomi alanının dışına çıkaralım. Bay Onassis, Bay Getty ve diğer bütün milyarderlerin fotoğraflarda nasıl da kasvetli baktıklarını fark ettiniz mi? Yüzlerinde sanki karınları açmış gibi ıstıraplı bir ifade var.

Sanki bir şeye açlar, sanki bir şey kaybetmişler ve nerede olabileceğini düşünmeye çalışıyorlar, ya da belki neyi kaybettiklerini bulmaya çalışıyorlar. Çocuklukları olabilir mi bu? Sonuç olarak hayal gücünün yararlarıyla ilgili kendi savunmama geliyorum, özellikle edebiyatta ve daha çok peri masalında, efsanede, fantazide, bilimkurguda ve diğer delice şeylerde. Bence olgunluk kabuk değiştirmek değil, serpilip gelişmektir. Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur.

Olgun bir insanın tüm gelişmiş yetenekleri bir çocukta vardır; eğer bu yetenekler gençlikte teşvik edilirse yetişkinde iyi ve akıllıca bir noktaya varır; ancak bunlar çocuklukta bastırılır ve yok sayılırsa yetişkin kişilik körleşir, sakatlanır. Sonuç olarak, bu yetenekler içinde en insana özgü ve insani olanın hayal etme gücü olduğuna inanıyorum:

O halde kütüphaneciler, öğretmenler, ebeveynler, yazarlar ya da sadece yetişkinler olarak bize düşen mutlu görev, alabileceği en iyi, en saf besinleri vererek bu yeteneğin çocukta özgürce gelişmesini, yeşil defne ağacı gibi serpilmesini teşvik etmektir. Ve hiçbir durumda bunu susturmamalı, küçümsememeli, çocukça olduğunu, erkeğe yakışmadığını, hakiki olmadığını ima etmemeliyiz.

Fantastik edebiyat Türk Edebiyatında yeterince güçlü değil. İçinde fantastik öğeler olan kitaplar olsa da tam olarak bu tür kitaplar olup olmadığı aklıma gelmiyor. Varsa temsilcileri kimlerdir bilmiyorum. İhsan Oktay Anar en sevdiğim yazarlardandır ve kitaplarındaki fantastik öğeler güzeldir. Bimem sayılır mı?

Kadınlar Rüyalar Ejderhalar (Ursula K. Le Guin) kitabını buradan satın alabilirsiniz. Konuyu yazar daha keyifli ve uzun olarak ele almış. Edebiyattan feminizme birçok meseleyi yazar ele almış.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın