Şirazi

Felsefenin Sefaleti

İlk cümle olarak söylemek gerekir ki bu yazının Marx‘ın Proudhon’u eleştirmek için yazdığı felsefenin sefaleti kitabıyla ilgili değildir. Yine bu başlık Gazali‘in felsefenin tutarsızlığı tarzı bir felsefi düşünce ya da filozof eleştirisi değildir. Yazının konusu felsefenin neden yetmeyeceği ve bir şeyleri düzeltmek için yetersiz olduğudur. Tabii bu sefalette felsefenin payının insanın payından çok daha az olduğunu da teslim etmek gerekir.

Felsefe her şeyden önce bir yorumdur. “Felsefe tarihi büyük ölçüde bazı insan mizaçlarının çatışmasıdır.” der W. James. Daha Platon ve öğrencisi olan Aristo ayrışmıştır. Platon demokrasiyi istemez ama birçok filozof demokrasiyi destekler. İlk insan topluluklarında yaşam cennet gibi miydi yoksa insan insanın kurdu muydu? Neredeyse her konuda ayrışabilir filozoflar hatta sırf yeni bir şey söylemiş olmak için bile konuşabilirler J.J Rousseau’ya göre. SSCB gücünün zirvesindeyken çok değerli düşünür ve bilim adamları komünizmin geleceğine inanmış mesela. Peki bunda bir sorun var mıdır? Hayır yoktur, gerçek tartışmalar sonucu bulunur. En azından aranmaya devam eder. Ortaya bir şeyler de çıkar.

Alain De Botton Felsefenin Tesellisi kitabında farklı filozofların düşünüşlerini kendimiz için terapi olarak kullanabileceğimizi gösterir. Evet ama filozofların fikirleri kendi yaşadıkları hayatın felsefesidir çoğu zaman. Fakir olmanın, düş kırıklığının, toplum tarafından kabul görmemenin veya hasta olmanın tesellisidir aynı zamanda bu yazılanlar. Mutlak hakikat yoktur. Zamanla değişir doğrular da yanlışlar da. Haklılık yoktur belki de herkes biraz haklıdır.

Sezar ve Gordion bilgelerinin bağladığı düğüm

Felsefe argümanlar üretmek ve fikirler öne sürmektir fakat bir tartışmadaki en güçlü argüman nedir? Dünyadaki hakim ekonomik sistemin çok muhalifi vardır mesela ve bunlar allame-i cihan düşünürlerdir fakat nerede hata yapmaktadırlar? Haksız olabilirler, haklı da olabilirler fakat haklı olmak bir şeyi değiştirmez. Bir tartışmadaki en güçlü argüman polis gücüdür. Zor oyunu bozar. Felsefenin sefaleti belki de sadece hakim sınıfın veya gücün sözcüsü olduğu zaman yani rüzgarı arkasına aldığı zaman dikkate alınmasıdır. Monarşinin bunca zaman bu kadar güçlü olması ve ancak burjuva sınıfının ortaya çıkmasıyla bir şeylerin değişmeye başlaması bilmem neye yorulmalı?

Efsaneye göre Gordion bilgeleri bir ipleri bağlayarak bir düğüm yapmışlar. Rivayete göre bu düğümü çözebilecek kadar akıllı olan kişi Asya’ya hakim olacaktır. Sezar Gordion’a ordusuyla girdikten sonra düğümü çözmek ister. Uğraşır biraz, çözemeyince de kılıcıyla düğümü keser. Savaş başlayınca kanunlar susar. Sanıyorum felsefe de. Uluslararası ilişkiler felsefenin sefaleti olarak örnek verdiğim Sezar’ın yaptıklarından farklı görünmemektedir.

Felsefe bilmeyi sağlar fakat bilmek yetmez.

Birkaç öğrenciye almak istediğim pahalı bir bilgisayardan bahsetmiştim. Muadili ve yarı fiyatına satılan başka bilgisayarlar da vardı. Sonra birgün öğrencilerle konuşurken Moda makinesi nasıl çalışır? isimli yazıda anlattığım bazı şeyleri anlatmıştım. Aslında harcamalarımızın büyük kısmını prestij için yaptığımızı, ihtiyaçlarımızı karşılamanın çoğu zaman sorun olmadığını asıl sorunun bize prestij getireceğini düşündüğümüz ürünler için gereksiz yere para harcamak olduğu gibi şeyler anlatmıştım. Öğrencilerden birisi daha önceki bilgisayar konusunu hatırlatarak o bilgisayarı yine de alıp almayacağımı sordu.

Bir hocamız bilgi ile irfan ayrımı yapmıştı bir derste. Etimolojik olarak böyle bir ayrım tabii ki yapılamaz fakat şunu söylemişti: Bilmek bir şeyin farkında olmak, irfan ise onu hayatına uygulamaktır. Felsefenin sefaleti şudur ki bilmek mesele değil. On şey bilip birini uygulamamak mı yoksa tek şey bilip onu hayatına sokmak mı daha değerlidir? Tartışılır tabii. İnsanlar bilir ama iş uygulamaya gelince olmaz.

Yolsuzluk yaptığı için siyasetçiye kızarız fakat kendi küçük yolsuzluğumuzu yaparken bu onun yanında çok masum diyerek kendimizi rahatlatırız. İhaleden rant sağlamak nerede, işe on dakika geç gitmek nerede? deriz. Fakat elinde ihaleden rant sağlama fırsatımız ya da kendi ailemizden ya da dostlarımızdan birini işe sokma imkanımız olsa ne yaparız? Yalan söylemenin kötü olduğunu bilir ama söyleriz. Belki de dinler bunu bildiği için bilgiden çok eyleme yönlendirir.

Bu yazıdaki örnekler için felsefeni sefaleti demek çok doğru değil aslında çoğu insanla ilgili sorunlar. Felsefe de bunlardan payını alıyor. Felsefe ne kadar eleştirsek de ne kadar kusurlu olduğunu bilsek de hayatı anlamak için elimizdeki en güçlü şeylerden biri. Varoluşu, insanın bu dünyada ne işi olduğunu anlamak için verdiği çabaların tümünü felsefe gibi genel bir anlamda kullandım.

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén