Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Geçmişle Nasıl Konuşacağız?

Eskiden anı türünde bir şeyler okumak inanılmaz sıkıcı gelirdi. Birkaç sayfadan sonra elimdekini atardım. Yaşım biraz ilerledikçe görmüş geçirmiş insanların anılarının, bilimsel ya da edebi eserlerinin ötesinde değerli olabileceğine şahit oldum zaman zaman. İçtenlikle yazılmış, bütün bilgi birikimlerinin ve hayat görüşünün harmanlanarak gerçek hayata yansımış fikir parçaları.

Geçmiş, özellikle hiç tanıklık edemediğimiz hatta aslında ne olduğunu bile tam olarak bilmediğimiz bir geçmiş var. Bizden önceki yaşananların bir hesabı var. Kaç bin yıllık insanlık tarihi. Bunun ne kadarına erişilebilir ya da ne kadarından ne dersler çıkarılabilir muamma. Geçmişten, millattan öncesine uzanan zaman diliminden ve günümüze kadar tüm asırları kastediyorum. Bu asırlarla nasıl konuşacağız ya da konuşabiliriz merak ediyorum.

Geçmişi bugüne çağırmak

Geçmişi bugüne çağırdığımızda o artık geçmiş olmayacaktır, geçmişin bugünün süzgecinden geçmiş bir gölgesi olacaktır. Goodreads’de bazen kullanıcılar tarafından yazılmış ilginç yorumlar görüyorum. Schopenhauer fikirlerinden dolayı eleştiriliyor ve insanlık düşmanı gözüyle bakılıyor. Binbir Gece Masalları insan hakları ve kadın hakları açısından yerden yere vuruluyor ya da günümüze daha yakın isimler aynı olumsuz yorumlara maruz kalıyorlar.

Cinsiyetçilikle, ırkçılıkla ya da günümüz penceresinden bakıldığında yanlış görünen başka bir şeyle suçlanıyor bu isimler. Bugün Aristo ya da Platon’a sayfalarca eleştiri yazmak acaba ne kadar yerindedir? O zamanın bilimi ve hakim paradigması bilinmeden bu metinler anlaşılamaz bile. Bir metin kendi çağının insanlarına kendi diliyle kendi kültürü içinde seslenir. Dil evrimleşir, hayatı kavrayış çoktan değişmiştir ve kültür bugün için tarif edilemez bir noktada olabilir.

Mitlerin ilk halleri kayıptır, biz bize gelmeye başladıktan öncesini bilmeyiz bile. Metinler dini inanışla ve ekonomik altyapı ile doğrudan ilgilidir ve bunların takibi zordur. Kelimenin gerçek anlamına inmek için ciddi araştırmalar yapmak gerekir. Metin çağın insanına çağdaşı tarafından yazılmıştır. 1. ya da 2. Dünya Savaşı’nı Veba zamanlarını, Feodaliteyi biz okuruz fakat bu düzenin ürettiği atmosferi teneffüs etmediğimiz için okumalarımız doğru olmayabilir. Zamanın ruhu belki de zamana hastır ve onu anlamak o zamanın dışında söz konusu değildir.

Mazinin Yoksullukları

Hasan-ı Basri’ye ait bir söz vardır. “Eğer siz sahabeleri görmüş olsaydınız onlara deli derdiniz, onlar sizin iyilerinizi görse, bunların ahiretten nasibi yok,” kötülerinizi görse bunlar ahiret gününe inanmıyorlar, derlerdi” bu söz belki bu bağlamda düşünülmelidir. Eskilerin büyük fikirlerinin, büyük sanat eserlerinin bugün insanlardan aynı takdiri görmüyor olması kulakların değil zihnin değişmiş olmasıyla ilgili olmalıdır.

Yazıya başlarken anılardan söz ettim. Abdülhak Şinasi Hisar, Boğazici Mehtapları kitabında şu bilgece sözleri söyler: “Büyük bir haksızlık olacak büyük bir yanlışlığa düşmemek için geçmiş zaman adamlarını bugünkü fikirlerimize, yani bugünkü hayat ile karışmış ve bulanmış fikirlere göre değil, kendi günlerinin fikirlerine…Geçmiş bir zamanı anlamak için bize belki ilmimizden ziyade cehlimiz yardım edebilir. Zira belki bilgiden ziyade bilgisizliğin verdiği bir sadelik lazım gelir. “

“Eski zaman adamlarının muassırları olabilmek için devirleri hakkında cehlimiz kadar devrimiz hakkındaki bilgimizden kurtulmalıyız. Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. Eğer bir geçmiş zaman adamı gibi duymak istersek bizi asri adamlar yapan hemen bütün bilgimizi unutmalı değil miyiz?”

Ne güçlü bir kavrayış. Belki geçmiş ile konuşmak artık mümkün bile değildir. Geçmişten bahsederken yaptığımız şey geçmişle ilgili bir dedikodu hakkında konuşmaktır. Daha ilginci geçmişten ders almanın bir türlü mümkün olmamasının sebebi aslında geçmiş hakkında değil geçmiş hakkındaki zanlarımız hakkında konuşuyor olmamızdır. Belki de bu kadar karamsar olmamalıdır neticede insanın kültürle yoğrulan değişmez bir doğası vardır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: