Hızlı ve Yavaş Düşünme – Daniel Kahneman

Hızlı ve Yavaş Düşünme Daniel Kahneman’ın insanın karar alma mekanizmasını incelediği ve ekonomiden yönetime bu kararların günlük hayata yansımalarını anlattığı kitabı. Kitap insanın karar alma mekanizmasını anlattığı için bir psikolog tarafından yazılan bir psikoloji kitabı olsa da bu mekanizmanın ağırlıklı olarak ekonomiyle ilgili kararlara etkisi ele alındığından bir ekonomi kitabı olarak da değerlendirilebilir.

Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabının kapsamını sınırlamak biraz zor. Çünkü kitap birinci sistem (sezgisel düşünme) ve ikinci sistem (analitik düşünme) teorisinden yola çıkarak nasıl pazarlık yapılabileceği, yöneticilikte nelere dikkat edilmesi gerektiği, mutlu olmak için nelerin yapılması gerektiği gibi birçok farklı konuyu içeriyor. Kitaptaki konuları anlamak için beynimizin düşünme biçimini yani hızlı ve yavaş düşünmeyi, kitapta ifade edilen hali ile birinci sistemi ve ikinci sistemi anlamak önemli.

Birinci Sistem (Sezgisel Düşünme) ve İkinci Sistem (Analitik Düşünme)

Bir konu hakkında düşünürken kullandığımız iki sistem vardır yazara göre. Birisi günlük hayatta hızlıca işlermizi görmek için kullandığımız, bizi yormayan birinci sistem. Diğeri ise bizi yorduğu için çoğu zaman kullanmadığımız ikinci sistem. Bu iki sistemin de kendine özgü yararları vardır.

Soru zor olduğunda ve ustaca bir çözüm bulunamadığında, sezginin yine bir şansı vardır: akla çabucak bir yanıt gelebilir, ancak asıl sorunun yanıtı değildir bu. Yöneticinin önündeki soru (Ford hisselerine yatırım yapmalı mıyım?) zordu, ama aklına hemen konuyla ilgili daha kolay bir sorunun (Ford arabalarından hoşlanıyor muyum?) yanıtı gelmiş ve yapacağı seçimi belirlemişti. Kısa yolların özü budur: Zor bir soru ile karşılaştığımızda, genellikle ikamenin farkına varmadan, onun yerine daha kolay bir soruyu yanıtlarız. Anında sezgisel bir çözüm arayışı bazen başarısız olur, akla ne ustaca bir çözüm, ne de sezgisel bir yanıt gelir.

Birinci sistemi kullandığımız bazı durumlar:

Ani bir sesin kaynağına yönelmek. “Tencere yuvarlanmış . . . ” cümlesini tamamlamak. İğrenç bir resim gösterildiğinde, “tiksinmiş bir surat” takınmak. Bir sesteki düşmanlık ifadesini hissetmek. 2+2=? sorusunu yanıtlamak.

Bütün bu zihinsel olaylar kızgın kadın resmine baktığınızda olduğu gibi, otomatik olarak ve çok az veya sıfır çabayla meydana gelir. 1. sistemin kabiliyetleri diğer hayvan türleriyle paylaştığımız, doğuştan gelen becerileri içerir. Çevremizdeki dünyayı algılamaya, nesneleri tanımaya, dikkatimizi yönlendirmeye, kayıplardan kaçınmaya ve örümceklerden korkmaya hazır olarak doğarız.

İkinci sistemi kullandığımız bazı durumlar:

2. sitemin çok farklı faaliyetlerinin tek bir ortak özelliği vardır: dikkat gerektirir ve dikkat dağılınca aksarlar. Bazı örnekler: Bir yarışta start tabancasının sesine hazırlanmak. Dikkatinizi sirkteki palyaçolara odaklamak. Kalabalık ve gürültülü bir odada belli bir kişinin sesine odaklanmak. Ak saçlı bir kadını aramak. Şaşırtıcı bir sesi tanımlamak için belleğinizi taramak. Sizin için doğal olandan daha hızlı yürümek. Topluluk içinde davranışınızın uygunluğunu denetlemek. Bir sayfalık metinde a harfinin kaç kere geçliğini saymak. Birine telefon numaranızı vermek. Dar bir yere park etmek.

7×24’in sonucunu yoğun bir trafikte sola dönüş yaparken hesaplayamazsınız ve kesinlikle denememelisiniz de. Ancak kolay ve az çaba isteyen şeyleri aynı anda yapabilirsiniz. Boş bir karayolunda araba sürerken bir yolcuyla güvenli bir şekilde sohbet edebilirsiniz. Bu savı basit bir deneyle doğrulayabilirsiniz. Bir arkadaşınızla rahat rahat yürürken, hemen o anda kafasında 23’le 78’i çarpmasını isteyin. Neredeyse kesinkes olduğu yerde duracaktır.

Sorun birinci sistemle alınan kararın ikinci sistemle alındığının sanılmasıyla başlar. Kısaca bu şudur: Bir konuda aldığımız kararın doğruluğuna eminizdir fakat aldığımız kararı birinci sistemle aldığımız için önemli noktaları yok saymış olabiliriz. Çünkü ikinci sistemi yok saymaya eğilimliyizdir. Çaba gerektiren deneyimler rahatsız edicidir ve ego tükenmesine yol açar.

Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında yer alan şu örnek sorulara bir göz atın:

1- Bir beysbol sopası ile bir topun fiyatı 1 dolar 10 cent. Sopa toptan 1 dolar daha pahalı. Topun fiyatı ne?

Sopa-top bilmecesini binlerce üniversite öğrencisi yanıtladı; sonuçlar sarsıcıydı. Harvard, MiT ve Princeton’daki öğrencilerin yüzde 50’sinden fazlası sezgisel, yani yanlış yanıtı verdi. O kadar seçkin olmayan üniversitelerdeki öğrencilerde görülen kanıtlanabilir yoklama eksikliğinin oranıysa yüzde 80’in üzerindeydi.

2- Şimdi size mantıksal bir argüman -iki öncül ve bir sonuç- göstereceğim. Elinizden geldiğince hızlı bir biçimde, argümanın mantıksal açıdan geçerli olup olmadığına karar verin. Öncüllerden bu sonuç çıkar mı?

Tüm güller çiçektir.
Bazı çiçekler çabuk solar.
Dolayısıyla bazı güller çabuk solar.

Üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu, bu tasımı (sillojizm} geçerli olarak görüyor. Oysa argüman hatalıdır, çünkü çabuk solan çiçeklerin arasında hiç gül bulunmayabilir.

3- 5 makine 5 nesneyi 5 dakikada yapıyorsa, 100 makinenin aynı nesneden 100 adet yapması ne kadar zaman alır? 100 dakika VEYA 5 dakika?

4- Bir gölde bir öbek nilüfer var. Öbek her gün iki kat büyüyor. Öbeğin tüm gölü kaplaması 48 gün sürüyorsa, gölün yarısını kaplaması ne kadar sürer?

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar birinci sistemin sizin nasıl yanıltabileceğini gösterir. Soruları tekrar dikkatlice düşündüğünüzde (düşünmediyseniz) cevaplarınız değişecektir. Birinci sistemin yanılgıları böyle bilmecelere has değil tabii ki. Örneğin şu deneye bakalım:

Ticari simgeleri kolay okunan hisse senetleri (KAR ya da LUNMOO gibi) PXG veya RDO gibi dilin dönmediği kağıtlardan daha çok değer kazanır borsada. Görünen o ki belli bir süre boyunca küçük bir avantajı muhafaza ederler. Peki deneye katılanlar bu hisseleri seçmelerinde etkili olan şeyin hisselerin isimleri olduğunun farkında mıydılar?

İsviçre’ de yapılan bir çalışma, yatırımcıların Emmi, Swissfirst, Comet gibi akıcı isimlere sahip hisse senetlerinin Geberit veya Ypsomed gibi hantal isimlere sahip kağıtlardan daha yüksek getiri elde edeceğine inandıklarını ortaya koymuştur.

Musa Yanılsaması

“Musa, her türden kaç hayvanı gemisine aldı?”

Bu sorudaki yanlışı fark edenlerin sayısı o kadar azdır ki, “Musa yanılsaması” adı verilmiştir. Gemiye hayvanları alan Musa değil, Nuh Peygamber’dir. Musa yanılsaması da norm teorisiyle hemen açıklanabilir. Gemiye binen hayvanlar fikri, kutsal kitapla ilgili bir bağlam yaratır ve Musa o bağlamda anormal değildir. Olumlu anlamda onu beklemediniz, ama adının anılması şaşırtıcı olmadı. Musa’da ve Nuh’ta aynı sesli harfin bulunması gibi benzerlikler de yardımcı oldu.

Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında daha sonra birinci ve ikinci sistem arasındaki ilişkiden yola çıkılarak, yanılgılarımızın nedenleri ve bunlardan kaçınmak için neler yapabileceğimiz anlatılır. Günlük hayatımızı etkilen birçok konuya bu açıdan yaklaşılır. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Olayları göründüğü haliyle yorumlarsak hataya düşmemiz olasıdır. Bu yüzden veriye ve istatistiğe dayalı iş yapmak daha doğru bir hamle yapmamızı sağlayabilir.

Zihnimizin işleyişinde etkili bazı durumlar

Maruz kalma etkisi: İnsan zihni daha önceden gördüğü şeylerin tanıdık olduğunu düşünür ve onlara meyillidir. Reklamcılık sektörü tekrar ve akılda kalma konusunda çalışmalar yapar.

Çıpalama etkisi: Bir malın fiyatı nedir? Eğer bir mala eder biçecekseniz onun liste fiyatı sizi etkiler. O fiyata çıpalanırsınız ve malın fiyatı ile ilgili rasyonalite ortadan kaybolur. Örneğin: “Davalının avukatları, dosyaya koydukları bilirkişi raporunda gülünç derecede düşük bir tazminat miktarından bahsederek yargıcın buna çıpalanmasını sağladılar!” Kitapta bir de bağış örneği var:

Hiçbir çıpadan bahsedilmediğinde, genelde çevreye duyarlı bir topluluk olan Exploratorium ziyaretçileri ortalama olarak 64 dolar verebileceklerini söylediler. Çıpa miktarı sadece 5 dolar olduğunda, bağışların ortalaması 20 dolara indi. Çıpa hayli abartılı bir rakam olan 400 dolara çıktığındaysa, bağışlanabilecek tutar ortalama 143 dolara yükseldi.

Bulunabilirlik Çavlanı: Sürekli medya vs ile gözümüzün önünde duran konular sorunu anlamamızı engelleyebilir. Herkes aynı konudan bahsedince sorun olduğundan büyük görünür. Aynı zamanda ürünler de! Örneğin hazır gıdaya konan bir katkı maddesi gündemi meşgul ettiğinde gıdayla ilgili çok daha önemli sorunların önüne geçebilir. İncir çekirdeğini doldurmayacak bir konu toplumu meşgul edebilir. (Aynısı siyasette de yapılabilir. 🙂

Öngörülebilirlik yanılsaması: Olaylar olup bittikten sonra karmaşaya ve bilinmezliğe tahammül edemediğimiz için o olayı açıklayan bir formül belirleriz. Evet şu şirkey bu yüzden başarılı ve evet bunları yaptığı için başarılı oldu. Bu bir yanılsamadır. Gelecek düzenli bir sistem yoksa öngörülebilir değildir. Her zaman hesaplanmamış durumlar olacaktır. Öngörüler tutmadığında sorun uzmanlarda değildir. Öngörülerin tutmamasının nedeni bilinmediği bile bilinmeyen koşul ve durumlardır. (Konuyla ilgili Zizek’in Bilinmeyen Bilinmeyenler ile ilgili söylediklerini okuyabilirsiniz.)

Mülkiyet etkisi: İnsanlar kayıplara kazançlardan daha duyarlıdır. Buna mülkiyet etkisi denir. Birine yazı tura atalım ve sen bilirsen 100 dolar alırsın ben bilirsem ben 100 dolar alırım derseniz cevabı muhtemelen hayır olacaktır. Ona kazanırsan 200 dolar kaybedersen 100 dolar kaybedeceksin dediğinizde ise fikri değişebilir. Bu mal satımında da böyledir. Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında mülkiyet etkisi ile ilgili deneyler yer almaktadır.

Aynı şekilde kötü iyiden daha etkilidir. İnsanlar kötüye karşı daha dikkatli ve tetikte olduklarından rasyonel kararlar veremeyebilirler. Korku yanlış kararlara neden olabilir.

Sonuç;

Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında insanın karar verme mekanizmasını etkileyen birçok olaya ve deneye yer verilmiştir. Birinci sistemin yanılgısına düşmemek için sezgilere dayalı değil verilere dayalı işlem yapılmalıdır. Her zaman verilerden ve istatistiklerden faydalanılmalıdır. Kitaptaki son üç bölüm Homo Deus kitabında da bahsedilen konulardır. Kitabı okuyunca sosyal bilimlerin birbiriyle nasıl iç içe olduğunu tekrar görüyorsunuz. Bir psikoloğa neden ekonomi nobeli verildiğini anlıyorsunuz.

Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabını buradan satın alabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın