Açık Kültür

Hukukun Üstünlüğü Nedir?

Hukukun üstünlüğü modern demokrasilerin en önemli ilkelerinden biridir. Ülkedeki insanların hayat kalitesi ve ekonomik gelişme bu ilke ile doğrudan ilişkilidir. Peki hukukun üstünlüğü nedir? Hukukun üstünlüğü, ülkenin yazılı hukuk kurallarının herkes için geçerli olması ve taraflar arasındaki anlaşmazlıklarda servet, siyasi güç ya da zorbalık ile hukukun çiğnenememesidir.

Hukukun üstünlüğü derken iki duruma atıf yaparız. Birincisi, taraflar arasındaki anlaşmazlıklarda sözleşmenin veya yasanın ne olursa olsun bağlı kalınacak belge olmasıdır. Suçun cezası ve yaptırımları herkes için aynı olmalıdır ve kanunlar parayla, siyasi nüfuzla ya da zorbalıkla esnetilememelidir. Alım satımdan, trafik cezalarına ve boşanmaya kadar her hukuki işlem bu kapsamdadır. Hukuk ne ise uygulanmalıdır. Güçlünün hukuku değil, gücün hukuku olmalıdır.

İkinci anlamı ise, ülkeyi yönetenlerin kanunların dışına çıkmaması, onların da en yüksek merci olarak kanunları kabul etmesidir. Hiçbir makam hukuku çiğneyebilecek güçte değildir. Hukuk kişilerin ve makamların üstündedir.

Hukukun üstünlüğü ve ülkeye yönelik yatırımlar

Hukukun üstünlüğü kavramı sıklıkla ekonomi kavramıyla yan yana gelir. Hukukun üstünlüğü sözleşmeye uyulmasını da sağladığı için herkesin güvende hissetmesini sağlar. Eğer yatırımcı bir sorun çıktığında mahkemelerin hukuka yönelik olarak adil bir karar alacağına inanırsa parasını bir ülkeye getirirken içi rahat olur. Ortada riskli bir durum olduğunu düşünüyorsa parasını getirmek konusunda istekli olmayacaktır.

Örneğin hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu bir ülke düşünelim. Bir yatırımcı buraya kar yapmak için fabrika kurduğunda bu fabrikaya el konulabileceğini, hukuka dayanmayan keyfi vergi ve cezalarla karşılaşabileceğini, çıkar sağlamak için bürokrasinin rüşvet isteyip işleri yavaşlatabileceğini veya engelleyebileceğini düşünürse elbette bu ülkeye parasını getirmez. Para belirsizliği sevmez. Fakat bir yatırımcı geldiği ülkede hukukun işlediğini, kanunların açık ve her türlü zümrenin üstünde olduğunu bilirse daha rahat edecektir. Ülkeler bu konuda derin ayrımlara sahip olmasalar bile hukukun üstünlüğünün daha fazla olduğu ülkeler daha fazla yatırım çekmektedir.

Hukukun üstünlüğü endeksi

Çeşitli kurumlar ülkeleri çeşitli kriterlere göre değerlendirerek bir sıralama yapar. Hukukun en üstün olduğu ülkeler ve daha az üstün olduğu ülkeler bu listeden takip edilebilir. WJP (World Justice Project) bu alanda uzun süredir araştırmalar yayınlayan bir oluşum. Ülkeleri hukuka üstünlük durumuna göre listeliyor. Temel insan hakları, yolsuzluk, hükümet güçlerinin kısıtlanması gibi kriterlere göre listeleme yapılıyor. Burada 2020 yılı için en yüksek ve en düşük değerlere sahip ülkeler yer alıyor. (Elbette her şey gibi bu liste de eleştirilebilir.)

Hukukun üstünlüğü kavramının doğuşu

Hukukun üstünlüğü kavramını çok eskilere götürmek mümkündür. Hukukun üstünlüğü kavramının derinlerine inilmesi hukuk felsefesine değinmeyi zorunlu kılar. Bu durumda cevap muğlaklaşır ve farklı görüşler ve farklı taraflar ortaya çıkar. Evrimsel kökenleri hakkında fikir yürütmek gerekir ama burada hukukun üstünlüğü kısaca ele alınacaktır.

Hukukun üstünlüğü nasıl ortaya çıkmış olabilir? Hayek gibi düşünürler hukukun tepeden inme rasyonel olarak oluşturulmuş bir süreç değil, toplum tarafından kabul edilmiş benimsenmiş kurallar bütünü olduğunu savunurlar. Francis Fukuyama ise hukukun üstünlüğü ile din arasında ciddi bir ilişki görür. İnsan tarafından koyulmuş kurallar neden kutsal sayılsın ki? Bilinen ilk yazılı kanun olan Hammurabi Kanunları ilahi bir otoriteye dayanarak kanunların kabul edilmesini istemiştir. Kilisenin kuralları da yöneticilerin kurallarının üstünde olmuştur. İslam hukuku da şeriata dayandırılmıştır.

Başlarda dini kökenleri olan hukuk çeşitli düşünürlerin etkisiyle daha sonra günümüzdeki halini almıştır. Francis Fukuyama Çin’de hukukun üstünlüğü olmamasını orada bir din olmamasına bağlar.

Yazıda ayrıntılara girmeden, hukukun üstünlüğü nedir kısaca cevap vermeye çalıştım. Umarım yardımcı olmuştur.

1 Comment

  1. Admin

    “Hukukun üstünlüğü vatandaşlara ekonomik büyümeye katkı sağlayıp sağlamadığına bakmaksızın belli haklar vererek bir tür değer atfeder. Bireysel haklar; özgürce konuşabilmek, toplanabilmek, eleştirebilmek ve siyasete katılabilmek, devletin vatandaşlarının onurunu tanıdığı anlamına gelir. Otoriter devletler en fazla cahil ve yetişkinlerin gözetimine ihtiyaç duyan çocuklar olarak görür. En kötü halinde onları sömürülecek kaynak veya atılacak bir çöp olarak görür.”

    (Francis Fukuyama / Siyasi Düzen ve Siyasi Çürüme syf. 634.)

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: