İbrahim Müteferrika ve İlk Türk Matbaası

Avrupa ülkelerinde kullanımı hızla yayılırken matbaanın Osmanlı Devletinde basım işine yaklaşık olarak 250 yıllık bir gecikme ile başlamıştır. İlk Türk matbaasının kurucusu ise yaşamı üzerinde tam bir sır perdesi örtülü olan yenilikçi ve oldukça kültürlü bir kişi olan İbrahim Müteferrika’ dır. İbrahim Müteferrika’ nın yanında ona yardım eden Sait Efendiyi de unutmamak gerekir.

İbrahim Müteferrika ve Kültür Dünyası

İbrahim Müteferrika’nın kimliği ve yaşam öyküsü üzerine pek çok çelişkili ifade vardır, bunları makale ve kitaplarda görmek mümkündür.( Bu yanılgıların temel nedenleri De saussure ve Rahip Karacson adlı iki macar araştırmacının yazdıklarına dayanmaktadır.) Genel anlamda bir savaş sırasında esir düştüğü, esir düştükten sonra bir köle olarak İstanbul’ da satıldığı, zeki ve atılgan kişiliği yanı sıra müslüman olup müteferrikalığa kadar yükseldiği, Kalvanist bir macar ailesine mensup olduğu da belirtilmektedir. Fakat Niyazi Berkes’ in araştırmalarında daha farklı noktalar ortaya çıkmaktadır. Bu yazıda da Niyazi Berkes’ in Türkiye’ de Çağdaşlaşma kitabından ve konu ile ilgili iki makaleden yararlanmıştır. Bu makalelerinde adları kaynakçada verilecektir.

Gerek İbrahim’in zamanından önce, gerek ilahiyat öğrenciliği zamanında Macaristan’da, daha doğrusu Osmanlıların ”Erdel” dediği Transilvanya’da( Bu bize aynı zamanda İbrahim’in Macar değil Erdelli olduğunu gösterir) İbrahim Müteferrika’nın iddia edildiği gibi Kalvenist olmayıp Unitarius ( Tektanrıcı olan bu anlayış, Hristiyanlıktaki teslis inancını reddeder.) inancı geleneğine bağlı bir kişi oluşu, yalnız önemsiz bir inanç farkı sorunu değildir. Onun geldiği din tanımlaması, İbrahim’in Türkiye’deki hayatının asıl yanlarının kökleri hakkında bizi aydınlatır. Bunlar matbaacılık, coğrafya bilgisi ve bilimciliktir.(1)

İbrahim, bilim alanında özgün bir bilim adamı olmamasına rağmen Berkes’ in de kitabında belirttiği gibi coğrafya ve mıknatıs hakkındaki yazıları, Osmanlı tarihinin en büyük bilginlerinden olan Katip Çelebi’ nin eserlerine yaptığı katkılardan onun hem Batı’ daki, hem Doğu’ daki bilim alanlarını tanıyan bir kişi olduğu anlaşılmaktadır.

İbrahim’ in Türk oluş tarihi ise 1692 tarihine rastlamaktadır. Risale-i İslamiye denen yazıyı 8 yıl sonra yazmıştır. Ne zaman müteferrikalığa geçtiği ise bilinmiyor. Yazdığı bu kitabın Patrona Halil isyanından(Lale Devrini bitiren isyan) ardından yazılmış ve yeni padişaha sunulmuş olmasından anlaşılıyor ki, yeniçeri ayaklanmasına karşın 1718’de başlayan fikir ölmemiştir. Yeniçeri isyanında matbaaya karşı şeriat adına bir saldırı olmamıştır. Kapatılması ya da yaktırılması gibi de bir istek oluşmamıştır. Buradan da matbaaya şeriatçıların karşı çıktığı fikri çürümektedir.

Müteferrika’ nın Cihannüma’ya Yaptığı Ekler

Müteferrika 17. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Katip Çelebi’nin Cihannüma’sına ekler yaparak, 1732 yılında yayımlamıştır. Müteferrika’nın Cihannüma’ya yaptığı ekleri üç başlık altında toplamak olanaklıdır.

  • Coğrafya, geometri, astronomi ve kozmograyaya ilişkin olanlar
  • Katip Çelebi’nin Van eyaleti civarında bıraktığı memleket tasvirlerinin, Anadolu’da Üsküdar sahillerine kadar uzatılması,
  • Katip Çelebi’nin harita ve şekillerinin tamamlanması ve yenilerinin eklenmesi.

Müteferrika astronomi ve kozmografyaya ilişkin yaptığı ekte, Öncelikle Evren’ in yapısını betimleyen çeşitli bilim ve fikir adamlarının düşüncelerini ele almış ve yer ya da Güneş merkezli bir evren modeli tasarlamanın din ya da inanç konularına girmeyip bütünüyle bilimsel bir konu olduğunu vurgulamıştır.(2)

İlk Türk Matbaasının Kuruluşu

Osmanlı Devletine ilk matbaanın gelişi İspanya’ dan gelen yahudiler aracılığıyla gelsede ibranice, Yunanca, İspanyolca ve Latince basılan eserlerde dini konulara ağırlık verilmiştir. Bu matbaalar dini propaganda işine girince zaman zaman da kapatılmıştır.

İlk Türk matbaasının kurulduğu dönem Osmanlı tarihinde Lale Devri (1718-1730) olarak adlandırılmaktadır. Lale devri sadece matbaanın gelişi açısından değil Osmanlı Devleti’ nin ”batılılaşma” hareketlerinin ilk olarak bu dönemde başlaması açısından da önemlidir.

İlk Türk matbaasının kurucusu İbrahim Müteferrika’ da bu dönemde basmacılığın, basma yöntemiyle kitap çoğaltmanın yararları ve gerekliliği üzerine Vesile-üt-tıbaa(1726) adlı bir risale yazmıştır. Bu risalede matbaanın halkı bilgilendirmesi açısından yararlarından, kitapların ucuzlaşacağından , matbaanın karlı bir olduğundan, öğrenciler açısından faydalarından bahsetmiştir.

Yazdığı bu rapor niteliğindeki kitabı dönemin sadrazamı Damat İbrahim Paşa’ya sunmuştur. 3.Ahmet’in fermanı, şeyhülislamın fetvası ile istenilen izin verilmiştir. Hattatlardan kısa bir süre tepki gelsede dini kitapların basılmayağı haberi üzerine hattatların karşı çıkışı son bulmuştur. Ülkemizde genel algı hala hattatların matbaayı engellediği üzerine olsa da yapılan araştırmaların bunun hiçte böyle olmadığını belgelemektedir.

İbrahim Müteferrika matbaayı kurarken yalnız değildir, Bir ortağı vardır. Bu kişi Paris’e Osmanlı Büyükelçisi olaran giden Yirmisekiz Çelebi MEhmet Efendi’nin oğlu Mehmet Sait Efendi’dir.(3)

Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa’daki elçilik görevi ve incelemeleri sırasında oğlu Sait Efendi de yanındadır. Dolayısıyla Sait Efendi, matbaanın kurulması gerekliliğine inanmış bir kişi olarak İbrahim Müteferrika’nın ortağı ve yardımcısı olmuştur.

İbrahim Müteferrika’nın Matbaasında Basılan Eserler

Müteferrika matbaasının açık olduğu süre içinde (1728-1742) toplam 23 cilt tutan 17 eser basılmıştır. Bu kitapların 11 tanesi tarih, 3 tanesi dil ve diğer 3 tanesi de coğrafya, mıknatıs ve askerlik üzerinedir.

Bu eserlerden Usul-ul-hikem fi nizam il ümem ve Fuyuzat-ı Miknatisiye adlı kitapları İbrahim Müteferrika yazmıştır.(ilk kitapta genel hatlarıyla gerilemenin nedenlerinden, ikinci kitabında ise pusulanın icadından ve mıknatıs özelliklerinden bahsetmiştir.)

İbrahim Müteferrika sadece kitap yazmakla kalmamış basılan bazı eserlerin çevirisini yapmış yazımızda belirtildiği gibi bazı eserlere ise ekler yazmış ve önsözler hazırlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde Matbaanın Geç açılmasının Nedenleri

Osmanlı Devleti’nde matbaanın geç açılmasının nedenini dini bir gerekçeye bağlayıp hattatlar üzerinden de bir yargıya varmak oldukça hatalı bir çıkarımdır. Yazının önceki bölümlerinde belirtildiği üzere dini kitapların basılmayacağının fermanda belirtilmesi bu savı çürütmektedir.

Matbaanın geç açılmasının ve İbrahim Müteferrika’ nın ölümünden sonra 3. Selim Dönemine kadar kullanılmamasının nedenlerini : teknik, ekonomik ve siyasal nedenlere bağlamak daha gerçekci bir yaklaşımdır.

Matbaanın verimli bir şekilde kullanılmamasının bir nedenlerine özelde bakacak olursak fiyat sorunundan bahsetmek gerekir Örnek vermek gerekirse İlk basılan kitap olan Vankulu sözlüğü’ne 35 kuruş fiyat konmuştur. 35 kuruş o zamanki altın rayici 10 altına karşılıktır. Bu da kitabın ne denli pahalı olduğunu gözler önüne sermektedir. (Fiyatların bu denli pahalı olmasının bir nedeni de kağıda ulaşmanın zorluğudur her ne kadar İbrahim Müteferrika’ nın girişimi ile Yalova’ da kağıt fabrikası açılsada ithal kağıt karşısında rakabet edememiş ve uzun soluklu olmamıştır.)

Matbaanın kurulmasının diğer bir şartı da teknik bilgidir. Çağdaşlaşma konusunda geride kalan Osmanlı Devleti matbaa için gerekli olan teknik bilgide de eksik kalmıştır.

Siyasal neden olarak ise azınlıkların kurduğu matbaaların kendi dinlerinin propagandasını yapması üzerine zaman zaman matbaaların kapatılmasını gösterebiliriz.

Son olarak Matbaanın yeteri kadar ilgi görüp gelişmemesinin bir nedeni olarak okuma yazma bilen sayısının oldukça az olmasıdır. Yüzde beşi bile geçmeyen okuma yazma bilen sayısı yeteri kadar çok değildi.

Sonuç olarak İbrahim Müteferrika’ nın çabaları yetersiz kalmış ve Osmanlı Aydınlarının çoğunun başına geldiği gibi çağdaşlaşma adımları o kişilerin kişisel gayreti olarak kalmıştır. Matbaanın önemi o dönemde ilim çevresi tarafından yeteri kadar da anlaşılmamıştır. Matbaada basılan kitapların pahalı olması, okuma-yazma oranlarının düşüklüğü de bu çabanın başarıya ulaşmasını engellemiştir.

Kaynakça:

1-Berkes, Türkiye’ de çağdaşlaşma, İstanbul, YKY yayınları, 2017, 24. baskı, s.51,52

2- Arş. Gör. Dr. Yasemin ALTAYLI, Yrd. Doç. Dr. İnan KALAYCIOĞULLARI’ nın İbrahim MÜTEFERRİKA adlı makalesi. (TSA/ YIL 16 S2, Ağustos 2012)

3- Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi Cilt 10/ Sayı 1/ Temmuz 1993/ ss. 191-204

Doç. Dr. N. Serpil Altuntek, ‘’İlk Türk Matbasının Kuruluşu  ve İbrahim Müteferrika’’adlı makale.

Hüseyin hakkında 12 makale
Soyadının hakkını vermek isteyen bir fikir dişlisi.

1 yorum

  1. Matbaa ülkemize gelmeden Mısır’a gelmiş Mehmet Ali Paşa zamanında. Mehmet Ali Paşa daha önce davranmış. Okuma yazma oranı ile alfabe arasında ilişki var. İlk zorunlu eğitim 2. Mahmut bizde. Üniversite yok Darülfünun’u saymazsak. Romanlar Tanzimat sonrası ve Cumhuriyetin ilk yıllarında karşımıza çıkıyor. Her şey birbirini tetiklemiş. Yok muymuş bu olayları okuyacak aydınlar ya da şimdi zamanın sisi dağılınca bunları görmek mi kolay?

Bir Cevap Yazın