İsimleri Hatırlama Sanatının İletişimdeki Önemi

Birinin ismini unutmak gündelik hayatımızda sıkça karşılaştığımız bir durum. Kimlerin ismini unuttuğumuz veya bu isimleri neden unuttuğumuz tartışılabilir bir konu fakat genellikle birinin ismini unuttuğumuzda, ismi unutulan kişi durumu hoş karşılamaz. Ne hissedeceği sizle olan ilişkisine ve sizden beklentilerine göre değişecektir fakat isim unutmanın olumlu karşılanacağı bir durum sanıyorum nadirdir.

Freud’un Günlük Yaşamın Psikopatolojisi kitabında isim unutmayla ilgili bir değerlendirme yer alır ve bazı önemli edebi eserlerden bu değerlendirmeyi destekleyecek örnekler verir. Birinin ismini unutmak onu hor görmek, önemsememek veya sevmemek ile ilgilidir ona göre. Birinin o ummuyorken ismini hatırlamak ise ismi hatırlanan kişide olumlu duygular uyandırır.

Öğretmenlerin öğrencilerinin ismini hatırlaması, doktorların hastalarının ismini hatırlaması, yöneticinin işçilerin isimlerini hatırlaması iletişimi olumlu etkiler ve kişiler arasındaki bağları güçlendirir. İş yeri iklimini olumlu etkiler.

Freud günlük yaşamında isim unutmayla ilgili şöyle bir örnek verir: “Özellikle aristokratların, gittikleri doktorların adlarını yanlış söyleme  eğiliminde oldukları gözlemlenebilir aslında. Bundan, bu insanların, doktorlara alışkanlık gereği kibar  davranmalarına karşın onları içten içe hor gördükleri sonucunu çıkarabiliriz.” Dr. Emest Jones’un, o zamanlar Toronto’da İngilizce olarak yazdığı bizim  konumuzla ilgili bir yazıdan adların unutulmasıyla ilgili bazı güzel gözlemleri buraya alıyorum:

Özellikle  anımsayacağını  umdukları  ya da bekledikleri bir kişi tarafından adlarının  unutulduğunu görüp de öfkelenmeyen kişilerin sayısı çok azdır. Bunlar, güdüsel olarak unutan kişinin  belleğinde kendilerini kesinliklikle anımsayacak kadar önemli bir izlenim yaptıklarını kabul ederler, ad, kişiliğin ayrılmaz bir parçasıdır çünkü. Aynı şekilde çoğu kişi, hiç beklemedikleri halde önemli bir kişinin kendilerine adıyla seslendiğini görünce müthiş gururlanırlar. 

Napoleon da çoğu lider gibi isimleri hatırlama sanatının ustalarından biriydi.

Napoleon 1814’de, Fransa savaşı felaketinin ortasında, belleğinin bu alanda ne  kadar güçlü olduğunu şaşırtıcı bir şekilde kanıtladı. Craonne yakınlarında bir kasabada, karşılaştığı  belediye başkanı De Bussy’yi, yirmi yıl önce La Fère bölüğünden tanıdığını anımsadı; bundan müthiş  gururlanan De Bussy, hemen olağandışı bir isteklilikle kendini onun hizmetine adadı.

Birine hakaret etmek veya onu küçümsemek için adını unutmuş gibi yaparız.

Bir kişiyi küçümsemenin yollarından birisi de adını unutmuş gibi yapmaktır. Freud kitabında Babalar ve Oğullar kitabından iki örnek vermiş. (Bu kitaptaki Bazarov karakteri ve nihilizm üzerine bir yazı yazmıştım.)

Aynı şekilde, bir  kişiye hakaret etmenin en kesin yolu, adını unutmuş görünmektir; bu kişinin gözümüzde adını  anımsama zahmetine katlanmayacağımız kadar önemsiz olduğu izlenimini verir.Bu yöntem, edebiyatta sık sık sömürülmüştür. Turgenyev’in Duman’ında  şöyle bir bölüm var:

Demek  Baden’i  hâlâ eğlenceli buluyorsunuz Msieu … Litvinov. Ratmirov, Litvinov’un soyadını sanki unutmuş gibi, her seferinde ve de her zaman duraksayarak, sanki hemencecik anımsayamıyormuş  havasında  söylerdi. Onu selamlarken, şapkasını kibirli bir tavırla kaldırmanın yanı sıra böyle yapmakla da onun  gururunu incitmeyi amaçlıyordu. 

Aynı yazar Babalar ve Oğullar  adlı yapıtında şöyle yazar: ‘Vali, Kirsanov’la Bazarov’u balosuna davet etti, birkaç dakika sonra, onları kardeş olarak kabul edip,  Kisarov adıyla anarak ikinci bir kez davet etti. Burada onlarla konuştuğunu unutması, adları yanlış  söylemesi ve iki kardeşi birbirinden ayıramaması, müthiş bir aşağılama oluşturuyor.

İsimleri hatırlama iletişimi etkileyen önemli bir beceri. İsimleri hatırlamak için bazı teknikler var. İsimleri hatırlama sanatı denebilir buna çünkü her liderde mutlak olması gereken ve işleri kolaylaştıran bir beceri. Bu beceriyi kazanmak insanlarla daha etkili iletişim kurmamızı sağlayacaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın