Açık Kültür

İttihat Ve Terakki’nin Gizli Örgütlenme Modeli

İslam Ansiklopedisi’nde İttihat ve Terakki’nin faaliyet gösterdiği yıllarda farklı biçimlerde örgütlendikleri sadece ismin aynı kaldığı bilgisi yer alıyor. Yine aynı ansiklopediye göre İttihat Ve Terakki Cemiyeti İtalyan Carbonaci örgütünün ve Rus nihilistlerinin örgütlenme modellerini temel almışlardır. Yazıda İttihatçilerin örnek aldıkları hücre tipi yapılanmaları hakkında bilgi verilmiştir.

Hücre biçimi yapılanma terör örgütleri arasında da yaygındır. El Kaide terör örgütü de benzer bir yapılanmaya sahiptir. Hücre tipi yapılanmalarda hücredeki kişiler sadece birbirlerini tanırlar ve yakalandıklarında çok az kişinin adını verebilirler. Kendi hücre liderlerinin adını verse bile o da kimseyi tanımıyor, emirleri kimden aldığını bilmiyordur. Üstelik bu hücreler ana hedefe bağlı olarak insiyatif alarak eylem gerçekleştirebilirler. Bu yüzden bu örgütlerle başa çıkmak daha zordur.

İttihat Ve Terakki tabii ki terörist bir örgüt değildi. Ülke yönetiminde söz sahibi olmuş, zaman zaman amaçları değişmiş bir yapılanmaydı. Osmanlıdaki genç subaylar arasında popüler bir yapılanmaydı. Meşrutiyet için mücadele etmişlerdi. 1889’da gizli bir örgütlenme olarak Askerî Tıbbiye’de kurulan İttihat Ve Terakki Cemiyeti 2. Meşrutiyetin ilanından sonra yasallığa kavuşmuştur. Bu yapının örgütlenme biçiminin bazı özellikerine göz atalım.

Cemiyetin amaçlarına engel olanlar veya cemiyeti aldatan üyelere “vatan haini muamelesi” yapılmaktadır.

Bu amaca engel olanlara ya da Cemiyeti «her gûna» tehlikeye uğratanlara, vatan düşmanı gözüyle bakılacaktı. (Ayrıca «nakden, kalemen, bedenen» Cemiyete hizmet etmesi gereken üyeler bunlardan birini olsun yapmayıp Cemiyeti aldatırlar ya da Cemiyeti dolandırırlarsa, kendilerine «vatan haini muamelesi» yapılacaktır: md. 32).

Sina AKŞİN

Cemiyetin hücre tipi yapılanması ve İtalyan Carbonari örgütü modeli

Cemiyetin merkezi İstanbul’dadır. Örgütün beyni, bir reis ve 4 üyeden oluşan İstanbul Meclisi İdaresidir. Meclisi İdaresini oluşturan 5 kişiden her birinin başkanlığı altında bulunan beş kola ayrılmışlardır.

Her üye ancak 3 kişi tanır: kendisini Cemiyete alan üstü (mafevki) ve diğer bir üstü, bir de kendisinin Cemiyete alabileceği kimseyi, ki astıdır (madunu). Her üyenin bir kol numarası, bir de sıra numarası vardır. Üyeler, yukarıya doğru yani küçük numaralardan kolbaşlarına doğru haberleri iletirler, emirler ise aşağıya doğru kolbaşlarından küçük numaralı üyelere doğru ulaştırılır (md. 6— 10).

Sina AKŞİN

Ramsaur, örgütün İtalyan Carbonari örgütünün modelinden yararlandığını, 1889’da Cemiyet kurulmazdan önce bir yaz, memleketine giderken Brindisi ve Napoli’ye uğrayan İbrahim Temo’nun, bir arkadaşıyla bir Mason locasını ziyaret ettiğini ve oradan Carbonari’nin mahiyeti ve İtalyan tarihindeki yeri konusunda bilgiler aldığını anlatıyor (15— 6).

Sina AKŞİN

Yönetim Kurulu’nun 5 üyesi aynı zamanda Cemiyet üyeleri için 5 ayrı kol demektir (Akşin 2006: 44). Örgütlenme bu kollar üzerinden yapılmakta ve Cemiyet üyesinin rakamla belirtilen kimliği bu kol numarası ile birlikte o koldaki kaçıncı üye olduğunu işaret eden kesirli sayıdan oluşmaktadır. Örneğin 4. Kolda 120. Sıradaki bir üyenin rakamla ifade edilen kimliği 4/120 şeklindedir. Cemiyetin ilk kurucusu kabul edilen İbrahim Temo 1/1 numaralı üyedir (Temo 2000: 17).

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ’NİN ÖRGÜTLENME VE YÖNETİM YAPISI İÇİNDE KULÜPLERİN YERİ / Ali ÇİFTÇİ

Cemiyetin esas belgeleri yurt dışındaki şubelerdeydi.

Cemiyetin ciddî bir örgüt olduğunun bir işareti de, bir şifresinin ve hattâ her şubede ayrı bir anahtarının bulunmasıydı (md. 38). Cemiyetin esas defteri, güvenlik nedenleriyle yurt dışındaki şubelerden birinde bulunacaktı (md. 15).

Sina AKŞİN

İttihat Ve Terakki üyeleri cemiyet faaliyetleri hakkında yayında bulunmayacaklardır. Her vilayette gazete çıkarılmaya çalışılacaktır.

İttihatçılar liderlik kavgası örgüte zarar vermesin diye başlarda lidersiz örgütlenmişti.

Enver Bey’in adı geçen yazara söylediğine göre, ittihatçılar birçok ihtilâlci örgütlerin önderlik kavgası yüzünden yıkıldığını görerek Cemiyeti öndersiz, başkansız olarak yürütmek istemişlerdi. (Buxton,’ 130, 134-5, 99). Nitekim «Bütün efrad-ı millet Terakki ve İttihat Cemiyeti âzasındandır, ben de reisleriyim.» diyen Abdülhamid’e ittihatçılar (öyle ileri sürülüyor). Cemiyette başkanlık yeri bulunmadığını belirtmişler. Gerçekten de 1912 Umumî Kongresine kadar Cemiyetin Merkez-i Umumîsinde başkanlık diye bir mevki yoktu.

Sina AKŞİN

Cemiyetteki meşhur Enver’in fedakar arkadaşları ve Teşkilatı Mahsusa

İTC’nin daha alt birimleri de vardır. Bunlardan ilginç birisi Fedai Şubeleridir. Fedai Şubeleri, ilk defa 1908 basımlı dahilî nizamname ile (içtüzük) oluşturulmuştur (Hanioğlu TDV İslam Ansiklopedisi, C. 23: 480). Bunlar Cemiyetin mukaddes kabul edilen maksatları uğrunda hayatlarını feda etmeyi vicdanî arzusuyla kabul edenlerden oluşmaktadır (Tunaya 1988, C. 1: 55). Fedai Şubeleri doğrudan doğruya İdare Heyetleri tarafından yönetilirler ve isimlerini yalnızca İdare Heyetleri bilebilir. Yapılması gereken fedakârlık Merkez Heyeti kararıyla belirlenir. Bu görev bir kişinin gücü yetecek bir görevse kura ile bu iş birisine verilir. Ancak yapılacak iş birden fazla kişiye ihtiyaç gösterirse Fedai Şubesi’nce icra olunur.

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ’NİN ÖRGÜTLENME VE YÖNETİM YAPISI İÇİNDE KULÜPLERİN YERİ / Ali ÇİFTÇİ

Bir fedai görevini yapmazsa…

Bir fedai görevini yapmazsa 24 saat içinde uğrayacağı akıbetin öldürülme olduğu iması var. (Bayar 1997, C. 1: 93). Fedailer dış amaçlarda olduğu gibi iç amaçlarda da kullanımışlar. Parti disiplini gerektiğinde fedai sistemiyle sağlanmıştır. (Tunaya 1989 C. 3: 214).

Fedailerle ilgili önemli bir olay

Bunlardan Atıf Kamçıl, Manastır Şubesi’nde Fedai Şubesi kendisine bağlı olan Kâzım Karabekir tarafından tahlif edilerek bu şubeye alınmıştır. Atıf Bey, Meşrutiyetin ilanı için Resne’li Kolağası Niyazi Beyin 3 Temmuz’da başlattığı isyanı (Ahmad 2013: 20) bastırmak amacıyla Sultan Abdülhamit’in görevlendirdiği Manastır Kumandanı Şemsi Paşayı vurarak İttihatçılara büyük bir destek sağlamıştır (Karabekir 1982: 181-182, 220, 536-539). Atıf Bey, hem 1908 seçimlerinde ve Sultan Abdülhamit tahtta iken hem de Cumhuriyet’ten sonra 1939 ve 1943 seçimlerinde milletvekili seçilmişti (Şehsuvaroğlu, 1959 C. XXIII: 320-324).

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ’NİN ÖRGÜTLENME VE YÖNETİM YAPISI İÇİNDE KULÜPLERİN YERİ / Ali ÇİFTÇİ

Teşkilatı Mahsusa bu fedailer arasından çıkmıştır. Yazıda kaynak olarak Ali ÇİFTÇİ’nin İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ’NİN ÖRGÜTLENME VE YÖNETİM YAPISI İÇİNDE KULÜPLERİN YERİ makalesi ve Sina Akşin’in 100 Soruda Jön Türkler ve İttihat Ve Terakki kitabı kullanılmıştır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén