Kehf Suresi, Bilinçdışı ve Jung

Jung kolektif bilinç kavramını açıklarken Kehf suresi örneğini veriyor. Jung bu sureyi ve bu ayetleri kendi teorisine göre açıklıyor. Bu surenin ve ayetlerin anlamlarını elbette İslam alimleri Jung gibi yorumlamıyor. Üstelik Jung kendi teorisini anlatan ayetlerde bir hikmet bulmuyor. Jung ve diğerlerinin bu sureye farklı anlamlar yükleyeceğiyle ilgili bir ayet yer alıyor surede.

54. Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.

Kehf Suresi 54. ayet. / Diyanet meali

Konuya başlamadan Kehf suresi diyanet mealini baştan sona okumanızı, konu bittikten sonra da bir İslam aliminin Kehf suresi tefsirini okumanızı tavsiye ederim.

Musa ve Hızır

Jung’ın ne anlatmak istediğine ve örneğini anlatmaya çalıştığı sureye gelelim. Kehf (Mağara) suresinde geçen ayetleri şu şekilde yorumluyor:

Musa arayan, arayış içinde olan insandır. Bu yolculukta ona “gölge”si, “hizmetçi”si ya da “alt” insan (“pneumatikos” ve “sarkikos” iki bireyde) eşlik eder. Yeşua, Nun’un oğludur. Nun, bir balık adıdır{74} ve Yeşua’nın kökeninin derin sularda, karanlıkta, gölgeler âleminde olduğuna işaret eder.

Balık insanın gölge yanını temsil etmektedir. İnsanın gölge (kabaca kötü) yanının Jungcı psikanalizdeki karşılığı hayvanlardır.

Hayati noktaya “iki denizin birleştiği yerde” ulaşılır. Başka deyişle, burası, simgelerle ilgili önsözde değindiğimiz “orta yer”dir ama insan ve onun gölgesi önemini önce kavrayamamışlardır. Çünkü mütevazı besin kaynağını simgeleyen balıklarını unutmuşlardır. Balık, Yaratan’ın karanlık dünyasından gelen gölgenin, bedensel insanın babası Nun’a işaret eder. Balık yeniden canlanmış ve yurduna, denize geri dönmek için sepetten dışarı sıçramıştır, yani baba, hayvan ata ve yaşamın yaratıcısı, bilinçli insandan ayrılır; bunun anlamı, insanın içgüdüsel ruhunu kaybetmiş olmasıdır.

Balık yani insanın hayvani yani, gölge yanı insandan uzaklaşınca insan yaşam enerjisini kaybeder. Balık ilk kökenle olan bağdır. Bu ilk köken kollektif bilinçtir Jung’a göre. İnsanın gölge yanı bu ilk kökenle bağlıdır. Bu yan kaybedilirse ilkel insanın ruh kaçması dediği, günümüz psikolojisinde “abaissement du niveau mental” denilen zihinsel seviyenin düşmesi durumu geçrekleşir.

Musa ve hizmetçisi çok geçmeden ne olduğunu anlarlar. Musa yorgun argın, aç bilaç oturur. Önce fizyolojiyle açıklanan bir eksiklik hissetmiştir belli ki! Enerji (libido) kaybının en önemli belirtisi yorgunluktur. Bütün bu süreç çok tipik bir şeyi, hayati önem taşıyan bir anın farkına varılmaması’nı anlatır; bu motif birçok mitte karşımıza çıkar. Musa, farkına varmadan yaşam kaynağını bulduğunu ve yeniden kaybettiğini anlar, ki bu dikkate şayan bir sezgi olarak nitelendirilebilir. Yemeyi düşündükleri balık bilinçdışının bir içeriğidir ve ilk kökenle bir bağ kurulmasını sağlar.

Ab-ı hayat (Hayat veren su) burada bilinçdışı olarak geçer. O insana yaşam enerjisini verir.

Balık, yeniden doğmuş, yeni bir yaşama kavuşmuştur. Yorumlara göre, bunun gerçekleşmesinin nedeni, ab-ı hayatla temas etmiş olmasıdır. Balık denize atladığında, yeniden bilinçdışının içeriği olur, onun döllerinin özelliği, tek gözlü ve yarım kafalı olmalarıdır.{75}

Denizdeki garip bir balıktan, “kılçıksız ve derişiz bir balık”tan simyacılar da söz ederler,{76} bu balık, “canlı taş”ın, filius philosophorum’un (Felsefe Taşı, (ç.n.)) özünü temsil eden “yuvarlak unsur”dur. Abıhayatın simyadaki karşılığı “aqua permanent” tir. (hiç bitmeyen su (ç.n.)) “Can veren” diye övülen bu suyun bir özelliği de, katı olan her şeyi eritmesi, sıvı olan her şeyi de pıhtılaştırmasıdır. Kuran yorumlarında, balığın kaybolduğu yerdeki denizin sert toprağa dönüştüğü ve toprakta balığın izlerinin hâlâ görülebildiğinden söz edilir.{77}

Hızır’ın görünmesi ile balığın kaybolması arasında gizli bir bağ vardır, sanki balık Hızır’ın ta kendisidir.

Hızır “kendiliktir”

Her halükârda Musa onu yüksek bilinç olarak kabul eder ve onun tarafından eğitilmek ister. Bunu, yazgının iniş çıkışlarında Kendilik’in üstün rehberliğini Ben-bilincinin nasıl algıladığını anlatan o kavranması güç olaylar izler. Hızır yalnızca yüce bilgeliği değil, bilgelik olmasına rağmen insan aklının ermeyeceği davranışları da temsil eder. Karakteristik olan, dönüşüm geçirenin Musa ya da Yeşua değil, unutulan balık olmasıdır. Balığın kaybolduğu yer Hızır’ın doğum yeridir. Ölümsüz varlık, göze çarpmayan, unutulan, hatta tümüyle olasılıkdışı bir şeyden doğar.

Bu olay, Hızır’ın halk dininde, insanın dostu, danışmanı, teselli ve müjde veren öğretmeni olarak günümüzde de yaşamayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Buradaki önemli nokta şudur. İlkel bilinç bizi yaşama bağlar, o bitmeyen yaşam kaynağıdır. Yine de “kendilik” korunmalıdır. Eğer ilk köken ile kendilik arasındaki ayrım sağlanmazsa bilincin çözülmesi tehlikesi ortaya çıkar. “Karşımızda, şişkinlik nedeniyle çarpıklaşmış iki dosta dair uyarıcı bir örnek var: Nietzsche ve Zerdüşt; ama bu uyarı anlaşılmamıştır. Ya Faust ile Mephisto’ya ne demeli? Delirmenin ilk adımı Faustvari bir kibirdir.”

Zulkarneyn, Yecüc Mecüc ve ölüme kadar yıkılmayacak duvar.

Burada Hızır’ın rolünü Zulkarneyn üstlenmiş, “iki dağ arasında yaşayan” halka yıkılması imkânsız bir duvar inşa etmiştir. Belli ki burası, kim oldukları belli olmayan düşman sürüsü Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı korunması gereken orta yerdir. Psikolojik açıdan bakıldığında, orta yerde kurulan ve Vahiy’de “sevgili şehir” (dünyanın merkezi Kudüs) diye anılan Kendilik’tir. Kendilik, henüz doğumunda bile haset ortak güçler tarafından tehdit edilen kahramandır; herkesin sahip olmak istediği, kıskançlık kavgalarına yol açan mücevherdir, kötü ve karanlık ilkgüç tarafından parçalanan tanrıdır.

Fakat Allah’ın takdiri ile bir gün gelecek, demirden sur da yıkılacaktır, o gün kıyamet günüdür, psikoloji dilinde söylersek, bireysel bilincin karanlığın sularına gömüldüğü, öznel kıyametin gerçekleştiği gündür. Bununla, bilincin ilk başta içinden çıktığı karanlığa Hızır’ın adası gibi yeniden gömüldüğü an, yani ölüm anı kastedilmektedir.

Sonuç

Alıntılar C. G. Jung’ın Dört Arketip isimli kitabındandır. Konu kitapta detaylıca anlatılmış fakat burada bu detaylara girme imkanı olmadığı için kısaltılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması için Kehf suresinin diyanet mealini ve yazı içindeki bağlantıları okumak faydalı olacaktır. Kehf suresi hakkındaki bu yorum inanç bağlamında ele alınmamalıdır. Konuyu yer yer yanlış anlamış da olabilirim. Son olarak; kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Admin hakkında 325 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

1 yorum

Bir Cevap Yazın