Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken Harvard üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Cemal KAFADAR’ın “sıradan” dört insanın öykülerinden yola çıkarak dönemin Osmanlı’sına ışık tuttuğu bir kitabı. Bir yeniçeri, bir derviş, bir tüccar ve mütereddit bir mutasavvıfın öyküsü var kitapta. Kitabın adı Karacaoğlan’ın bir şiirinden geliyor. Bizden önceki insanların yaşantısına olan ilgi ve merakı ifade eden “Kim var imiş biz burada yoğ iken?” cümlesi yazarın tarih felsefesinin ipuçlarını veriyor. Bu kadar keyif alarak okunacak tarih kitabı sanıyorum çok azdır. Kitabın bu kadar keyifli okunmasında yöntem kadar yazarın edebi becerileri de etkili. Sıradan insanların hikayeleri bunlar. Peki sıradan insan ne demek?

“Sıradan insanlar” deyiminin aldatıcı bir yanı var. “Seçkinlerden gayrısı, Tarih yapan, Tarih’e geçen insanlardan gayrısı” gibi bir şeylerin kastedildiği belli, ama sıradan herhangi birini ele aldığımızda o sıradışı olmuştur zaten. Yakından baktığımızda sıradışı olmayan mı var? Hem, sıradışı olanı sıradanlığına da bakmadan anlayabilir miyiz?

Sıradan insanların hayatından yola çıkarak yapılan bu çalışmalar, tarihte doğru olduğu sanılan önermelerin öyle olmadıklarını ortaya koymaları açısından da önemli.

İnsanların kendi sergüzeştlerinden dolaysızca söz ettikleri otobiyografik yazıların varlığı, genellikle Rönesans/kapitalizm Avrupası’nda ortaya çıktığı ve Batılılaşmamış Doğulularda bulunmadığı düşünülen “bireyleşme” olgusuna dayanılarak açıklanagelmiştir. Son zamanlarda tarih ile edebiyat çözümlemesini birleştiren incelemelerde bu açıklamanın yeniçağ Avrupası için bile çok su götürdüğü ortaya atılmıştır. Ayrıca genel olarak İslam edebiyatında ve özel olarak Osmanlılarda bu tür metinler sanıldığından çok daha fazladır.

Klasik tarih anlayışında birey çoğu zaman gözden kaçırılan bir olgu. Daha doğrusu, geçmişle ilgili özellikle resmi evrakların ve devlet adamlarının mektuplaşmalarının incelenmesi bizi belli bir siyasi tarih sürecine yönlendiriyor. Bu da tarihi ruhsuzlaştırıyor. Tarihte sıradan insanların incelenmesi, dönemin sosyal hayatını anlamamıza imkan veriyor. Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, dönemi tek bir boyuttan değil, o zamanın hissiyatı ile görmemizi sağlıyor. Bizim gibi insanlar kitaptakiler. Kim varmış biz burada yoğ iken? sorusuna cevap verebilecek olanlar.

Sohbetname

Fakat günce yazarımızın yiyip içtiklerini kâğıda geçirmekte gösterdiği gayretkeşliğin başka, muhtemelen daha basit bir sebebi de vardı: onun yemek yemeyi sevdiği ve önemsediği anlaşılıyor. Turfanda bir meyve ilk çıktığında, bunu not etmeye değer buluyor; aynı şekilde, baharda kuzu etini ilk kez nerede ve ne zaman yediğini anmadan edemiyor. Sokakta satılan lezzetli yiyecekler, mesela nane turşusu, onu tarikat adabının buyruğunu gözardı edecek kadar cezbediyor.

Güncenin ilk birkaç ayı, o esnada İstanbul’da hüküm sürmekte olan veba haberleri ile doludur. Aile efradı ve dostlar ölmektedir, matemi tutulacak kayıplar vardır.{73} Seyyid Hasan’ın belki de beklediği buydu güncesinden – insanları hatırlamaya yarayacak, kolayca yitip gidebileceği anlaşılan avutucu insani sıcaklığın birazını geçici bir süre elde tutmak için bir varakpâre.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken kitabındaki dört sıradan insanın öyküsü arasından benim en beğendiğim çalışma “Günce” oldu. Mütereddit bir mutasavvıf da çok beğendiğim bir çalışmaydı fakat Günce’de kullanılan mizahi dil ve yazarın insan psikolojisine dair tespitleri bu hikayeyi diğerlerine göre bir adım daha öne geçirdi. Bu yazıdaki alıntıları en beğendiğim çalışma olan Günce’den yaptım.

Şehir dışındaki akrabalarını ziyaret ettiği bir sırada karısının ölümcül hastalığından haberdar olduğunda mesela, hemen yol hazırlıklarına başlıyor. O arada, kendisine azık olarak ekmek ve kaşkaval peyniri verildiğini söylemeden geçmiyor. Dahası, peyniri koymak için ekmeğin içini “oydurduğunu” da ekliyor.

cenazenin merdivenlerden indirilişini gördüğünde ise şunları yazıyor: “ellerinde merhûmenün başı cânibi nümâyân oldukda bir mertebe enderûnı hüzün ve bükâ galebe itdi ki beyâna gelmek kâbil degül.”

 

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken kitabı “Günce” ve “Mütereddit Mutasavvıf” hikayeleriyle çok beğendiğim bir kitap oldu. Kütüphanemde bulunacak. Bu kitabı farklı yapan şeyi yazarın şu cümleleri açıklıyor. “Sohbetnâme’nin değeri, her şeyden çok, isminin de vadettiği gibi o yoldaşlık duygusunu bize geçirmesinden ileri gelir. Osmanlı İstanbul’unun toplumsal yapısı ve kurumsal yüzleri hakkındaki bilgilerimiz, sadece bazı bireylerin maddi hayatları ve gündelik etkinlikleri hakkındaki malumat zenginliğiyle değil, aynı zamanda kendine özgü bir çevrenin gündelik yaşam ethos’u sayesinde de büyük bir canlılık kazanır. Ne saray ne de halk geleneklerine rahatça oturtulabilecek bir çevredir bu.”

Kitabı buradan inceleyebilirsiniz.

Admin hakkında 314 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın