Kohlberg Ahlaki Gelişim Kuramı ve Heinz Hikayesi

Psikoloji birçok alanda yetişkin insanı anlamanın zorluğu karşısında, çocukları inceleyerek bu anlam verme işini kolaylaştırmaya çalışmıştır. Freud çocukların rüyalarına eğilir, mizah gelişimi çocukluktan ele alınır. Kohlberg ahlaki gelişim kuramı da çocukluktan yetişkinliğe  insanı anlamak için yapılan çalışmalardan biridir. Heinz ikilemi de bu çalışmada kullanılan bir hikaye.

Ahlaki gelişimin evreleri nelerdir ve bunu tespit etmek için ne yapılmıştır? Kohlberg ahlaki geliş kuramıyla çocukluktan yetişkinliğe ahlakı açıklamaya çalışmış ve Heinz hikayesi gibi hikayelerle kişinin hangi evrede olduğunu anlamaya çalışmıştır. Kişi hayatı boyunca bu evrelerden tek tek geçecek diye bir şey yoktur. Kişi daha ilk aşamada bile kalabilir ömrü boyunca.

Kohlberg ahlaki gelişim kuramı, ahlakın dayanağı ve gelişimi üzerine ün kazanmıştır. Birbirini izleyen altı aşamadan söz eder Kohlberg. Bu aşamalar ve özellikleri şu şekildedir:

Ceza ve itaat eğilimi (4-5 yaş): Kişi cezadan kaçındığı için kurallara uyar.

Otorite korkusu kurallara uymaya neden olur. Özellikle maddi zarardan kaçınılır. Suç görünürdür. Bu evrede çocuk eğer bahçeden çiçek kopardığı için suçlanıyorsa kendisinin sadece bir çiçek kopardığını, diğer çocukların üç tane çiçek kopardığını söyleyerek kendini savunabilir. Verilen zararla suçun büyüklüğü arasında ilişki vardır.

Araçsal ilişkiler eğilimi (6-9 yaş): Kişi ödüle ulaşmak için kurallara uyar.

Karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler kurulur. Ahlak araçsallaşmıştır. Kurallara, kişiye fayda sağlıyorsa uyulur. Bireyler arasında birbirine fayda sağlama durumu olmalıdır. Hukuk gibi soyut bir kavram değil fayda gözetilir. Çocuk diğer bir çocuğa, “Topunla oynarsam misketlerimle oynayabilirsin.” diyebilir.

Kişiler arası uyum eğilimi (10-15 yaş): Kişi başkalarının onayını almak için kurallara uyar.

Kişi toplumun onayını almak, toplumca kabullenilmek, özellikle önem verdikleri kişilerin onayını almak için kurallara uyar. Bu dönemde insanların beklentilerine uygun davranmak esastır. Kişi annesinin, bir komşusunun veya öğretmenleri tarafından onaylanmak için okul kurallarına uyabilir. Normlara uymak esastır.

Kanun ve düzen eğilimi (15-18 yaş): Kişi suçluluk ve dışlanma kaygılarından dolayı kurallara uyar.

Bir düzen olmalıdır. Bireyler düzenin sağlanması için üstüne düşeni yapmalıdır. Metrobüsten inenler inmeden binilmemelidir. Çöpler belirlenen saatlerde dışarı bırakılmalıdır. Eğer kimse kurallara uymazsa toplumsal düzen bozulacaktır. Daha ciddi olarak, eğer kimse kurallara uymazsa ne olacaktır?

Gelenek ötesi düzey:

Bu aşamadan sonraki düzeyler gelenek ötesi düzey olarak adlandırılır. Kişi otorite ve düzen eğiliminden sıyrılarak kendi içsel ahlak yapısını oluşturur. Otorite sorgulanır, kişinin inandıkları kendi içinden gelir. Kohlberg bu evredeki insanların azınlıkta olduğunu söyler.

Sosyal sözleşme eğilimi (18-20 yaş): Kişi insanların ortak mutluluğuna göre hareket eder.

Farklılıklar normaldir. Doğru, kanunlara kurallara aykırı olsa bile savunulmalıdır. Heinz hikayesinde bu durumun örneğini göreceksiniz.

Evrensel ahlak gelişimi (20-): Kişi insan hakları, eşitlik, demokrasi, özgürlük gibi ilkeler doğrultusunda hareket eder.

Evrensel ahlak her şeyin ötesindedir. Kanunlar buna hizmet etmelidir ve ediyorsa saygıyı hak eder. Eğer kanunlar evrensel ahlak yasalarına aykırı ise kanunu benimsemeye gerek yoktur. Örneğin Nazi Almanya’sında Yahudi bir çocuğun eğitim hakkını elinden almak kanunlara uygunsa da evrensel ahlak aşamasındaki bir insan bundan sıyrılacaktır. Kendi doğrularını benimseyecektir.

Kohlberg’in ahlaki gelişim kuramı ve yapmış olduğu bu evreler “evre” anlayışına uygun olarak hiyerarşik bir yapı gösterir. Yani birey bir evreden sonraki evreye geçer. İnsanların büyük çoğunluğu üçüncü ve dördüncü evrededir. Beşinci ve altıncı evreye geçebilen insanların sayısı çok azdır. Hatta altıncı evreye ulaşabilen çok az insan vardır. (Bacanlı,1999,s;60)

Heinz Hikayesi

Kohlberg yaptığı çalışmalarda bireylerin hangi evrede olduklarını bulmak için onlara belli öyküler verir ve öyküde verilen olay karşısında nasıl davranacaklarını sorar.

Bu öykülerden bazıları şöyledir:

Karısı hasta olan bir adamın (Heinz) tedavi için gereken ilacı almaya yeterli parası yoktur. İlacı fahiş fiyatla satan eczacı da indirim yapmamaktadır. Karısının hayatını kurtarmak için eczacının laboratuvarına giren adam ilacı çalar. Adamın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?

Adam eczaneye gece yarısı girer. İlacı çalar ve karısına götürür. Ertesi gün gazetelerde soyguna ilişkin haberler çıkar. Polis memuru olan ve adamı tanıyan Brown, gazetelerde çıkan soygunla ilgili haberleri okur. Adamı gece yarısı dükkândan hızla uzaklaşırken görmüştür ve ihbar edip etmemekle ilgili bir tereddüt yaşamaktadır. Brown’ın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?

Başka bir hikaye

On dört yaşında bir genç olan Joe, bir kampa katılmayı istemektedir. Babası ona bizzat kendisi para biriktirdiği takdirde izin vereceğine dair söz vermiş ve Joe de gazete dağıtımında çalışarak gerekli parayı biriktirmiştir. Fakat kamp öncesi babası fikrini değiştirmiş ve arkadaşlarının düzenlediği bir balık avına katılmaya karar vermiştir. Ancak para sıkıntısı vardır ve oğlundan biriktirdiği parasını ister. Kamptan vazgeçmek istemeyen Joe babasının isteğini reddetmeyi düşünmektedir. Joe’nin yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?

Ek olarak; Jean Valjean haklı mı?

Sefiller romanında Jean Valjean karakterinin başından geçenler çok ilginçtir. Jean Valjean suçlu mudur? Peşindeki polis memuru mu yoksa Jean mi haklıdır? Bu roman ahlak üzerine, Kohlberg’in söylemek istedikleri üzerine ciddi bir yapıt gibi.

Kohlberg ahlaki gelişim kuramı ve Heinz hikayesi özet olarak bu şekilde. Bu yazıyı yazarken gelişim psikolojisi ile ilgili kaynaklarımdan ve kendi harici okumalarımdan faydalandım. Hikayeleri okuduğunuzda vereceğiniz cevap Kohlberg ahlaki gelişim kuramı çerçevesinde hangi ahlaki evrede olduğunuz gösterecek.

1 yorum

  1. Ahmet Beyin yaptığı bu çalışma yerinde olmuş. Keşke biraz daha geniş ele alsaydı. Ayrıca kitabın künyesini de verseydi daha iyi olacaktı.
    MEDENİYET VE PEDAGOJİ TARİHİ adlı kitabımın tamamlanmasından sonra AHLAK PEDAGOJİSİ adlı bir kitap daha yazacağım. Bu yazıyı izniniz olursa kitabıma almak isterim .
    Selamlar, saygılar.
    Dr. Nusret Alperen

Bir Cevap Yazın