Lisansüstü Öğrencilerine Tavsiyeler (Harvard Dekanından)

Lisansüstü öğrencilerine tavsiyeler başlığındaki bu öneriler, Harvard’da uzun yıllar dekanlık yapmış olan Henry Rosovsky tarafınfan Üniversite (Bir Dekan Anlatıyor) kitabında yer almaktadır. Bu dört altın tavsiye kulak ardı edilemeyecek kadar önemli. Tecrübeli akademisyenin lisansüstü öğrencilerine tavsiyeler konusunda söyledikleri neler?

Doktora programına girerken gözünüzü dört açın.

En büyük sorun, genellikle doktoraya başlandıktan on-onbeş yıl sonra gelir. O da, sürekli kadro sağlanan uygun bir iş bulmaktır.Yalnız bu nedenle bile, seçilen alandaki olanaklar hakkında birşeyler bilmek çok önemlidir. Bu alanda şimdi açık işler var mı ve geleceğe ilişkin tahminler iyimser mi?

Gelecekteki mesleğinizde, sadece sanayide veya devlette iş olanağı bulunması durumunda bu görevler sizi tatmin edebilecek mi? Güney Batı’nın kırsal bir bölgesinde bulunan, lisansüstü programları olmayan, kütüphane kaynakları yetersiz ve parası olan her öğrencinin buyur edildiği küçük bir kolejde ders vermek size yetecek mi? Kimse sizden böyle bir durumda mutlu olmanızı beklemiyor ama buna dayanabilecek misiniz?

Hiç hoş olmayan bu sorular üzerinde önemle duruyorum, çünkü lisansüstü öğrencileri, lisansüstü okulundaki kendi deneyimlerine bakarak yanlış yarglarda bulunma eğilimlidirler. Doktora eğitimi veren üniversiteler, normal olarak, Amerikan yüksek öğretiminin üst sıralarında bulunan okullardır. Lisansüstü öğrencileri, geleceklerinin bu okullarda olduğunu hayal ederler. Oysa akademik kariyerin, işe başlarken ve kendini yetiştirme döneminde, geçici olması umulan, “aşağı doğru hareketlilik” anlamına geldiği konusunda uyarılmalıdırlar.

Kimler doktora yapmaya özendirilmelidir? Belirli bir ders programını başarıyla tamamlama yeteneği bulunmasının şart olduğu açıktır. Bu nadiren bir sorun oluşturur. Oğrenciler, lisans öğreniminin sonuna geldiklerinde, ileride seçecekleri alanın koşulları ve kendi yetenekleri hakkında yeterli bilgi sahibi olmalıdırlar. Her durumda, sadece yetenek, günümüz koşullarında artık yeterli değildir. Öğrenci, konuya büyük yakınlık duymalı, hatta ilgisi sabit fikir haline gelmiş olmalıdır. 1960’larda akademisyenler için iş olanakları, misli görülmemiş bir biçimde artarken, bu yaşam tarzından hoşlandıklarını sanan kimileri, üniversite ve kolejlerde öğretmenliği seçtiler.

Lisansüstü öğrencilerine tavsiyeler : Tez danışmanınızı seçerken çok dikkatli olun. Öğrenci olarak vereceğiniz en önemli kararlardan biri budur.

Büyük bir araştırma projesini üstlenmek ve bir tez yazmak, hemen hemen bütün öğrenciler için yeni bir deneyimdir. Öğrencilerin bir proje geliştirmek için yardıma gereksinimleri vardır; özellikle doğa bilimlerinde, araştırma konusunu çoğu zaman danışman önerir. Ayrıca, öğrencilerin tez taslaklarını okuyacak birine, bir eleştirmene gereksinmeleri vardır. Birçok durumda, araştırma profesörlere ayrılan kaynaklardan karşılanacaktır ve başarılı bir tez çalışması, bir bilim adamının araştırma gündemini uzun yıllar boyunca belirleyebilir. Bu, entelektüel rehberliktir, iyi bir tez danışmanının görevi bununla bitmez.

Danışmanın bir sorumluluğu da, lisansüstü öğrencisine iş bulmakta yardımcı olmaktır. Danışmanınız olması olası kişi, o bilim çevresinde kendisine başvurulan, sayılan bir kişi midir? Ülke çapında ve birçok okulla ilişkisi olan biri midir? Profesörler kendi iletişim ağlarını kendileri kurarlar ve kendi dalınızda bu iletişim ağına katılmak, uzun dönemde çok büyük bir yarar sağlar. Bunlar, iş piyasasına giren öğrenci için, üzerinde dikkatle durulması gereken çok önemli noktalardır öyle ki üniversitenin işe yerleştirme bürosunun büyüklüğünden ve verimliliğinden bile daha önemlidir.

Günümüzde ve Gelecekte Lisansüstü Öğrencilerine Tavsiyeler

Son olarak, öbürlerinden hiç de önemsiz olmayan bir konuya, ölçülmesi daha güç bir niteliğe değinmek istiyorum. Öğrenci, mümkünse, tezin yazılması sırasında karşılaşılan büyük güçlükleri aşmada yardım elini uzatacak ve aynı şekilde bir akademik görevin başlarında ortaya çıkan güçlükler sırasında yardımını sürdürecek, destekleyici karakterde bir danışman aramalıdır.

Benim iki tez danışmanımdan biri erdem örneğiydi. Mektuplarımın hepsini üşenmeden yine mektupla yanıtlıyordu. Yazılarını iki parmakla eski bir daktiloda yazardı. Bana, yaptığım işin önemli olduğunu ve bunu benden öğrenmekten mutluluk duyduğunu hissettirirdi. Zor bir dönemden geçerken beni bir hafta süreyle evinde konuk etti ve her gün uzun saatler boyunca bulgularımı tartıştık. Böyle insanlar hâlâ var mı?

Öğrencilerin doğru seçim yapmakta zorlanmalarının ana nedeni, yetersiz bilgidir. Örneğin, tez danışmanlığı görevinin bölümlerde eşitsiz dağıldığına dikkat edin. Bazı profesörlerin birçok öğrencisi varken diğer bazılarının öğrencisi azdır. Ba- zılarının hiç yoktur. En iyi seçim her zaman en parlak profesörü seçmek değildir. Bazen öğrencilerini koruyup gözeten bir nitelik, diğer bütün özelliklerden daha ağr basabilir Benim gözlemlerime göre, bütün üniversitelerde, kuvvetli tarafları ders vermekten ya da araştırma yapmaktan çok doktora tezi danışmanlığında bulunmak olan bazı öğretmenler vardır.

Seçiminizi çok dikkatli yapın ve parıltıya aldanmayın. Kimin, daha çok öğrencisi olduğunu ve nedenini bulun. Diğer öğrencilerin ve eski öğrencilerin görüşlerine başvurun. Soru sorun. Daha çok soru sorun.

Lisansüstü öğrencilerine tavsiyeler : Yalnızlıkla savaşın: Yalnızlık, lisansüstü öğrencisinin en büyük düşmanıdır.

Araştırma, özellikle laboratuvar yerine kütüphane kullanıldığı zaman, tek başına yürütülen bir etkinliktir. Büyük bir kütüphanenin derinliklerinde tez için materyal toplamak çalışma hayatında insanı yalnızlığa en çok mahkum eden de neyimlerden biridir. Size kimse yardım edemez; hiç insan sesi duyulmaz; değişmeyen tek şey, çürümekte olan kitapların tümüyle kendine özgü kokusudur. Doğru iz üzerinde miyim? Bütün bunlar muazzam bir zaman kaybından mı ibaret? Kuşku günden güne büyür.

Bütün araştırmalara yalnızlık egemendir, çünkü temel fikirler, tek bir beyinden çıkmak zorundadır. Yalnızlık ya da çevreden soyutlanmış, beşeri ve sosyal bilimlerdeki lisansüstü öğrenciler için özellikle geçerlidir; çünkü kollektif araştırma özendirilmez, özellikle de tez yazılırken. Tez, bireyin kapasitesini göstermeyi amaçlayan kişisel bir çalışmadır.

Yalnızlık, sosyal koşullar nedeniyle daha da pekişir. Lisansüstü öğrencilerinin birçoğu evlidir, aile sorumluluk vardır ve kampüstan çok uzaklarda, kiraların düşük olduğu yerlerde yaşarlar. Lisansüstü öğrencileri arasindaki rekabet de problemi artırır. Onlar sadece oyun oynar gibi bir yarışma ruhu içinde, birbirini geçmeye çalışmamaktadırlar. Gelecekleri sınıftaki ve seminerlerdeki kıyaslamalı per formanslarına bağlı olabilir. O zaman, kim bir sınıf arkadaşının açığını, profesör ve seminer izleyicileri önünde ustaca yakalamaktan kendini alıkoyabilir? Bu gibi şeyler öğrencilerin kendine olan güvenlerini azaltır, yalnızlık duygusunu artırır. Bu, lisans öğrencilerinin çok daha rahat tutumlarıyla temelden farklıdır.

Yalnızlıkla savaşmakta işe yarayan herhangi bir genel kural bilmiyorum. Yalnızlık duygusunu azaltan her şey özendirilmeye değer.

Lisansüstü öğrencilerine tavsiyeler : İlk görevinizi almaya hazır olduğunuz zaman, parasal yönden fedakarlık gerekse bile hattâ terfi olanağı daha kuşkulu görünse de, girebileceğiniz okulların en iyisini seçin.

Sonunda sürekli kadroya girilebilecek işlerin çekiciliğini ve belirsiz bir piyasada güvence arzusunu anlıyorum. Ama tam da bugünkü belirsizlikler nedeniyle mesleklerinin hemen doktora sonrası evresinde bulunan birçok bilim adamı, en seçkin meslektaşların ve en iyi öğrencilerin sağlayabileceği uzun dönemli yararları iyi değerlendiremeyebilirler.

Seçkin meslektaşlar ve iyi öğrenciler insanı zorlar, bu ise yeni bilim adamının yeteneklerinin tam olarak gelişmesine yardımcı olur. Kişi sağlam adımlarla yürümeden ve hiç çaba harcamadan bitiş çizgisine ulaşırsa, ye teneklerindeki gelişmenin gerçekleşmesi daha uzak ve zor bir hedef haline gelir.

Çoğumuz, okulumuzun bizi mücadeleye zorlaması nedeniyle büyük yararlar sağladık; entelektüel olarak güçlenmemiz için bu zorunluydu. şunu hatırınızda tutun: Akademik yaşamda, insanı aşağıya doğru sürükleyen çok güçlü nedenler vardır. Boş kadrolara profesör arandığında okullar genellikle benzer kurumlara yönelirler. Daha düşük okullarda, kötü koşullarda çalışan bir profesörün yukarı tırmanması gittikçe zorlaşır. Bir kez aşağıya indikten sonra tekrar yukarı çıkmak her zaman güçtür.

Yukarıdaki sayfalar, biraz da kendiliğinden, bir “kan, ter ve gözyaşı” havasına büründü. Kötümser uyarılar için özür dilemiyorum çünkü eğitmeye, hayal kırıklığını önlemeye ve günümüzün koşullarını göz önünde tutmaya çalıştım. Zaten uyarı kapıları kapatmak için yapılmaz, insanı dikkatli olmaya yöneltmek ve yanlış yapmasını önleme amacını taşır. Bütün lisansüstü öğrencilerine okumayı sürdürmelerini öneriyorum.

Yazarın lisansüstü öğrencilerine tavsiyler konusunda yazdıklarının özetlenmişidir burada yazılanlar.

Admin hakkında 316 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın