Meiji Restorasyonu Ve Japon Modernleşmesi

Japonya, Rusya ve Türkiye Batı’lı anlamda modernleşme sürecinden başarıyla geçmiş üç ülke. Bu modernleşmenin Japonya’daki önemli bir adımı olarak Meiji Restorasyonu (1868-1912 yıllarını kapsayan Meiji Devri) kabul edilir. İmparator Meiji Batı modernleşmesini örnek alarak birtakım ıslahatların yapılmasını sağladı. Tabii Japon modernleşmesini tamamen Meiji Restorasyonu ‘na bağlamak doğru değildir. Modernleşme uzun bir süreci kapsar. Türk modernleşmesi nasıl Tanzimat’a, Lale Devri‘ne ya da daha eskiye dayandırılabilirse Japonların modernleşme izlerine de geçmişte rastlamak mümkündür. Yine de Meiji Restorasyonu Japon modernleşmesi için çok önemli bir hamledir.

19.YY’da Batılılar sömürgecilik faaliyetlerini çok yerlere yaydılar. Çin’in Batı’nın nüfuzu altına girmesiyle Japonya ve Batı arasındaki ilişki arttı. Japonya 1854’te ABD, Rusya, Büyük Britanya ve Hollanda ile ticaret antlaşmaları imzaladı ve bu ülkelerin Japonya’da konsolosluk açmalarına izin verdi. Batı etkisiyle Japonya’daki (kendine özgü şartları olan) feodal sistem zayıflamaya başladı. Modernleşme ihtiyacı açığa çıkmıştı. 1867 yılında tahta çıkan İmparator Mutsihito Meiji gücü tek elde topladı ve bazı ıslahatlar yaptı. Teknolojik, ekonomik ve sosyal alanlarda hızlı ve başarılı bir değişim dönemi yaşandı. Japonya Batılı devletlere tanıdığı ticari ayrıcalıklara son verdi.

Meiji Restorasyonu ve yapılan bazı önemli hamleler

Meiji restorasyonu ile yapılanlara bakıldığında bizdeki Tanzimat Dönemi ve Lale Devri ile benzerlikler buluruz. Aynı benzerlikler Rus modernleşmesinde de vardır. (Kaynak Batı’dır sonuçta.)

• İmparator Meiji (Görsel 1.20), başkenti Kyoto’dan Edo’ya taşıdı. Bu şehre, “Doğu’nun başkenti” anlamına gelen Tokyo adı verildi.
• Feodal devirdeki sınıflar kaldırıldı.
• Meşruti monarşi kuran bir anayasa hazırlandı.
• 1868-1898 arasındaki dönemde 2190 fabrika açıldı.
• 1870’te ilk demir yolu yapımına başlandı, 1890’da demir yolu uzunluğu 7200 kilometre oldu.
• 1871’de Daymiyo denen derebeylik sistemine son verildi, ülke vilayetlere bölündü. Valiler merkez tarafından atandı.
• 1871’de ilk gazete yayımlandı. Dört yıl sonra yayımlanan gazete ve dergilerin sayısı 100’ü buldu.
• Avrupa ve Amerika’ya binlerce öğrenci gönderildi. • İngiliz uzmanlarla modern bir donanma kuruldu.
• 1872’de kadın erkek her Japon için ilköğretim zorunlu hâle getirildi. XX. yüzyıla gelindiğinde okuma yazma bilmeyen Japon hemen hemen hiç kalmamıştı.
• Modern bir posta-telgraf ve yeni bir para sistemi oluşturuldu.
• 1873’te mecburi askerlik kabul edildi. Aynı yıl ilk kez bir ordu ve donanma oluşturuldu.
• 1890’da Alman tesiri altında yeni bir anayasa ilan edildi.

Meiji restorasyonu öncesi Japonya’daki bazı modernleşm hamleleri

Japonya Meiji Restorasyonu öncesi bir hiç miydi? Elbette hayır. Japon modernleşmesininin özünü anlamamak olur bunu söylemek. Modernleşme uzun bir süreçtir ve onu hızlandıran hamleler olsa bile kökleri olmadan tutunamazdı. İlber Ortaylı / Avrupa ve Biz kitabından ve Claude Levi-Strauss / Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji kitabından bazı alıntılarla Meiji öncesi Japonya’nın durumu hakkında bir çıkarımda bulunabiliriz.

Japonya için tekrarlanan şudur: 1854’te Commodore Perry gelmiş; gemiler topları limana tehditkâr biçimde çevirmişler, Japonlar da korkmuş, “Haydi batılılaşalım” deyip işe başlamışlar. Bu bir efsane. Japonya, 16. yüzyılda Batılıları sokmadı limanlarından içeri; çünkü ticarî kapasitesi, dengesi müsait değildi buna, ama ithal edilen fakir hamulenin içinde her zaman kitap vardı. Bu konuya ehliyetle değinen meslektaşımız Selçuk Esenbel’in çalışmalarına bakalım: Japonya’da 16. asırdan beri babadan oğula ırsî olarak geçen bir mütercimlik var, böyle bir dal, meslek var.17Bunlar kitap çeviriyor. Her kitabı çeviriyor. Botanik, kimya, tıp bilhassa. O tıp kitapları çevriliyor, ona göre kadavra da kesiliyor ve anatomi yapılıyor. Meselâ Rusya’da o sırada kadavra teşrihi yapılmıyor, Türkiye’de ise hiç yapılmıyor.

Meselâ, 18. yüzyılda Rusya’da başlayan kadavra üzerindeki anatomi çalışması Türkiye’ye 19. yüzyılda, Mekteb-i Tıbbiye sayesinde geldi. Japonya ise, bunu 16. asırdan beri yapıyor, tıpkı Hollandalılar gibi. Tıp ilminin adı Japonya’da “Hollanda bilimi”ydi. Onlar Kant’ı tanıyorlardı. Biz Kant’ı ne zaman tanıdık? 19. yüzyılda ve yanlış olarak tanıdık. Bütün kavramları yanlış çevirmişiz. Japon, Kant’ı ve diğerlerini zamanında tanıyor.

Japonya ise, Osmanlı’ya ve Rusya’ya göre bu konuda daha çabuk davrandı. 1894’te, hem de bizim gibi İsviçre Medenî Kanunu’nu değil; çok daha soyut, karmaşık, daha doğrusu iyi hukuk bilmeyi gerektiren bir ifadeye sahip olan Alman Medenî Kanunu’nu iktibas etmiştir. Biz 1926’da Alman Medenî Kanunu’nu tercüme ve adapte etseydik epey güçlük çekerdik. Bizim o zamanki camianın hukuk bilgileri buna müsait değildi. 1926’da bize Prof. Hirsch veya Prof. Schwarz gibilerinin gelmesi de söz konusu değildi.

İlber Ortaylı / Avrupa ve Biz

Japon feodalizmi hakkındaki yanılgı

Japon modernleşmesi ve Meiji Restorasyonu’na daha farklı bir gözle bakmamızı istiyor Claude Levi-Strauss.

Örnek olarak, Japonya hakkında Batı’ya uzun süre hâkim olmuş fikirlere bakabiliriz. Japonya üzerine II. Dünya Savaşı’na dek yazılmış neredeyse tüm eserlerde, Japonya’nın bütün bir XIX. yüzyıl boyunca, Ortaçağ Avrupası’ndakine benzer bir feodal rejimde yaşadığını; ancak XIX. yüzyılın ikinci yarısında, yani iki üç asırlık bir gecikmeyle, kapitalist çağa girdiğini ve sanayileşmeye kapılarını açtığını okuruz. Bütün bunların yanlış olduğunu biliyoruz artık. Zira her şeyden önce, askeri bir anlayışa sahip, dinamizm ve pragmatizmle dolu olan, Japon “feodalizmi” denen şeyin Avrupa feodalizmiyle ancak yüzeysel benzerlikleri vardır. Aslında son derece özgün bir toplumsal örgütlenme biçimini temsil eder.

Ayrıca daha da önemli başka sebepler var: Daha XVI. yüzyılda Japonya sanayisi olan bir ulustu ve on binlerce zırh, kılıç, bir süre sonra da top ve tüfek üretip Çin’e ihraç etmişti. Aynı çağda, Japonya’da Avrupa’nın herhangi bir ülkesinden çok daha fazla insan yaşıyor, daha çok üniversite bulunuyordu, okuma yazma oranı da daha yüksekti; sonuç olarak, Batı’ya hiçbir şey borçlu olmayan bir ticaret ve finans kapitalizmi, Meiji Restorasyonu’ndan önce gelişme halindeydi. Demek ki iki toplumun aynı gelişim çizgisinde art arda yer alması şöyle dursun, aslında bu iki toplum paralel yollar izlemiş, ama bunu tarihin her ânında muhakkak çakışacak şekilde yapmamışlardır; sanki ellerinde aynı oyun kâğıtları varmış da bunları farklı sırayla oynamaya karar vermiş gibidirler. Yapılabilecek başka pek çok karşılaştırma gibi, Avrupa ile Japonya karşılaştırması da tek yönlü ilerleme fikrine meydan okur.

Kaynak olarak 2018-2019 Tarih 12. Sınıf MEB ders kitabı, İlber Ortaylı / Avrupa ve Biz kitabı ve Claude Levi-Strauss / Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji kitabı kullanılmıştır.

Admin hakkında 335 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın