Meslek Olarak Siyaset (Devlet Nedir?)

Meslek Olarak Siyaset Max Weber’in yazdığı bir denemedir. Weber bu konuşmasında devlet olgusu üzerine fikirlerini anlatıyor. “Devlet nedir?” , “İnsanlar gönüllü olarak yönetilmeyi nasıl kabul ederler?” , “Devletin yönetmek için sahip olduğu araçlar nelerdir?” gibi sorulara cevap veriyor yazar.

Devletin otoristesini sağlamak amacıyla kullandığı araçlar nelerdir?

1- Şiddet.

“Trotsky Brest-Litovsk’da “Bütün devletler güç ve şiddet üstüne bina edilmiştir” demişti. Gerçekten haklıdır. Şiddet kullanmasını bilen sosyal kurumlar olmasaydı devlet kavramı ortadan kalkar, sözcüğün tam anlamıyla anarşi denilen bir ortam doğardı. Elbette şiddet, devletin olağan ya da tek aracı değildir -zaten kimse bunu söylemiyor- ama şiddet kullanımı devlete özgü bir araçtır.”

Öncelikle üç tür otoriteden bahseder Weber Meslek Olarak Siyaset denemesinde.

2- İnsanların çeşitli inançlarla liderliğin hak olduğunu düşünmelidir.

Devlet var olacaksa, egemenlik altındakilerin, egemen güçlerin sahip olduklarını iddia ettikleri otoriteye itaat etmeleri gerekir. İnsanlar ne zaman ve nasıl itaat ederler? Bu egemenlik hangi içsel gerekçelere ve hangi dışsal araçlara dayanır? Baştan belirtelim ki, ilke olarak, egemenliğin üç içsel gerekçesi ve dolayısıyla temel meşrulaştırılması vardır.

Birincisi “Ezeli geçmiş”in otoritesi, yani hatırlanamaya-cak kadar eski uyma ve kabul etme alışkanlıklarının kutsal-laştırdığı göreneklerdir. Bu, partiyarkm ve patrimonyal prensin sahip olduğu “geleneksel” otoritedir.

İkincisi, olağanüstü ve tanrı vergisi kişiliğin (karizma) otoritesi, yani bir kişiye duyulan mutlak bağlılık ve güvene, onun kahramanlığına ya da başka niteliklerine inanmaya dayanan otoritedir. Bu “karizmatik” otoritedir. Peygamberlerin otoritesi ve siyaset alanında seçimle başa gelen komutanın, plebisiter yöneticinin, büyük demagogun ya da siyasal parti liderinin otoritesi böyledir.

Sonuncusu, “yasalara dayanan” egemenliktir. Yasaların geçerliliğine ve rasyonal kurallara dayanan işlevsel “yetki “ye inanmaya başlıdır. Yasalarca konulmuş ödevlerin yerine getirilmesinde itaat esastır.

Lider yönetici kadroyu kendine bağlı tutmalıdır bu nasıl olacaktır?

3- Etrafındakilere çıkar sağlamak.

Yönetici kadroyu elde tutmanın iki yolu vardır ve ikisi de kişisel çıkarlara hitabeder: maddi ödül ve toplumsal onur. Bunları yitirme korkusu, yönetici kadroyla iktidar sahibi arasındaki dayanışanın nihai ve belirleyici temelidir. Şiddet yoluyla yeryüzünde mutlak adaleti yerleştirmek isteyen kişinin, yandaşlara yani bir insan “aygıtı” na gereksinimi vardır. Gerekli psikolojik ve maddi primleri, dini ya da dünyevi ödülleri de vermelidir: Yoksa bu “aygıt” iş görmez.

Karşı taraftakiler karalanmalı ve ihanetle suçlanmalıdır. Dışsal ödüller ise serüven, zafer, yağma, kudret ve ganimettir. Lider ve başarısı tümüyle aygıtın iyi işlemesine bağlıdır, kendi amaçlarına değil. Onun için de primlerin yandaşlara (Kızıl Muhafızlar, muhbirler, kışkırtıcılar) sürekli sağlanması gerekir. Çalışmaları sonunda gerçekten ne kazanacağı liderin kendi elinde değildir; yandaşlarının amaçları tarafından belirlenir, ki bunlar da ahlak açısından genellikle aşağılıktır.

Bütün bu örneklerde, siyaseti asıl meslekleri haline getiren politikacılar nasıl kişilerdi?

Politikacı nasıl geçinir? Eskiden sistem şuydu: Normal bir ekonominin koşulları, fatih komutanın izleyicilerini ne denli ilgilendiriyorsa, devrimci kahramanın peşinden giden sokak kalabalıklarını da o denli ilgilendirir. Her ikisi de ganimet, yağma, zoralım, zoraki bağış sayesinde ya da, özünde aynı kapıya çıkan bir uygulama olarak, basılacak değersiz bir paranın kullanımının zorunlu kılınması yoluyla geçinir.

Profesyonel politikacının aynı zamanda ekonomik yönden “vazgeçilebilir” olması gerekir, yani gelirinin, yeteneklerini ve düşüncelerini sürekli olarak tümüyle ya da hiç değilse büyük ölçüde ekonomik kazanç çabasının emrine vermiş olması olgusuna bağlı bulunmaması gerekir.

Verdiği örneklerde girişimcileri ve doktorları daha vazgeçilemez olarak tanımlarken avukatları örgütsel açıdan daha vazgeçilebilir olarak görüyor. (Meslek Olarak Siyaset’de geçen bu ifade dünya liderlerinin eğitim durumları hakkındaki yazıyı hatırlatıyor.)

Tarihin dümenini elinde tutmasına izin verilecek kişi nasıl biri olmalıdır?

Politikacı için başlıca üç niteliğin belirleyici olduğu söylenebilir: hırs, sorumluluk duygusu ve denge. Hırstan kasıt, bir “dava”ya hırsla sarılmak, emrine girilen tanrıya ya da şeytana bağlanmaktır. Ne denli içten gelirse gelsin, salt hırs elbette yeterli değildir. Bir davaya adanmışlık duygusu, o davanın sorumluluğunu yüklenmeyi eyleme yön veren etmen haline de getirmedikçe, salt tutku insanı politikacı yapmaya yetmez.

Politikacının belirleyici psikolojik niteliği, gerçekleri sakin bir biçimde içsel olarak özümleme yeteneğidir. Onun için de olaylara ve insanlara karşı mesafeli olmalıdır. “Mesafeli olmamak” kendi başına, bir politikacı için ölümcül günahlardan biridir. Yaygınlaşması, aydınlarımızın çocuklarını siyasal beceriksizliğe mahkum edecek niteliklerden biridir. Çünkü sorun, ılık bir tutku ile soğukkanlı bir denge ve oran duygusunun aynı kişide nasıl bir araya gelebileceğinden ibarettir.

Politika, iyi, kötü ve ahlak üzerine

Hintliler’in “karma” öğretisi, İranlılar’ın dualizmi, ilk günah ve alın yazısı karvamları hep bu sorundan kaynaklanmıştır. İlk Hıristiyanlar da pekâlâ bilirlerdi ki dünyayı şeytanlar yönetir ve siyasete giren, yani araç olarak güç ve şiddete bulaşan kişi, şeytani güçlerle sözleşme yapmış olur; onun eylemleri için artık iyiliğin ancak iyilikten ve kötülüğün ancak kötülükten doğabileceği sözü doğru değildir, genellikle bunun tersi doğrudur. Bunu anlayamayan, siyasal olarak çocuk kalmış demektir.

Bürokrasi ve profesyonel memurluk üzerine

Weber’e göre bir toplum geliştikçe orada kaçınılmaz olarak bürokrasi artar.

Doğu’da, Sultan’ı devlet işerinde kişisel sorumluluktan alabildiğince kurtarma gereksinimi, “Büyük Vezir” tipini yaratmıştır. Batı’da, her şeyden önce Venedikli elçilerin raporlarının etkisiyle, diplomasinin bilinçli geliştirilen bir sanat olarak ortaya çıkışı V. Charles ve Makyavel zamanındadır.

Yaptığım alıntılar Weber’in Meslek Olarak Siyaset kitabından değildir. Weber’in Sosyoloji Yazıları kitabının ilgili bölümünüden (Meslek Olarak Siyaset) aldım bu alıntıları. Weber’in Sosyoloji Yazıları kitabını buradan, Meslek Olarak Siyaset kitabını ise buradan satın alabilirsiniz. Son olarak Meslek Olarak Siyaset kitabı hakkında kısa bir bilgilendirme videosu.

1 yorum

Bir Cevap Yazın