Monark Ve Korku

İktidarı korumanın yolu insanları korkutmaktan geçiyor. Makyavel’in dediği gibi iktidar için hem sevgi hem korku sağlanamıyorsa korkulmak daha iyidir. İnsanoğlu korktuğuna sevdiğinden daha çok ve daha iyi hizmet eder. Kitle ruhunun da bir özelliği olarak hatırlanmalı ki kitleler zayıf otoritelere isyan eder güçlü otoritelere ise köle olurlar. Bu sosyolojik gerçek elbette monarşilerde geçerlidir, demokrasilerde değil.

Monarkın düşmanlarının yanında dostlarına da korku salması gerekliliği vardır. Tarih bunun ilginç örnekleriyle doludur. En son Daenerys Targeryen’ın (Ejderhaların annesi…) yaptıklarını ele alırsak, şaka tabii. 🙂 Monarkları dostlarına ve hizmetindekilere korku salmaları gerekliliği ilgi çekici bir konudur. Monark ölüm korkusunu canlı tutmalıdır. Bu itirazı ve ihaneti ortadan kaldırmaya yardımcı olur. İktidar pek yumuşaklık kabul etmeyen bir şey monarşilerde. III. Selim’in başına gelenler, Sultan Abdülaziz’in tartışmalı ölümü bunun bir kanıtı olarak değerlendirilebilir.

Korku yaymak için monarkların şedid olmaları yaygındır. Verdikleri cezalar çok korkutucudur. İşkenceye başvurmak yaygındır. İnsan yiyen, kazıkla işkence edenler, sudan sebeplerle insan öldürenler, sadistler vs değil konu. Benim bahsetmek istediğim konu fiziki şiddet değil psikolojik şiddet. Şiddet olduğu belli olmayan bir şiddet hatta. Kişilerin kılına bile dokunmadan ölüm korkusunu onlara hissettirmek.

Monarkların ölüm korkusunu canlı tutmak için başvurduğu yöntemler ilginçtir. Fetih1453 filminde Fatih Sultan Mehmet bir gece yarısı Çandarlı Halil Paşa’yı çağırınca Çandarlı “Bunun Osmanlı devlet geleneğinde tek bir manası var.” diyerek abdestini alır. Çandarlı’yı o anda öldürmeyecektir ama hayatının ellerinde olduğunu hatırlatmıştır. Bir ölüm provasıdır.

Eski Delhi sultanlarından Muhammed Bin Tuğluk da ilginç bir monarktır. Sarayında kendi odasına gidene kadar sağda solda ceset tepecikleri görülür, odasına gelen kişi odaya girdiğinde artık ölümden başka bir şey düşünemez hale gelirmiş.

Domitianus’un Cenaze Yemeği

Domitianus denilen Roma lideri zalim bir liderdi. Caligula gibi bir lider olarak değerlendiriliyor. Bir gece yarısı senatörleri ve şövalyeleri yanlarında adamları olmadan yemeğe davet eder. Kitle Ve İktidar kitabında ortam şöyle tasvir edilir:

Her tarafı, tavanı, duvarları ve zemini simsiyah bir oda hazırladı ve çıplak zeminin üzerine aynı renkte çıplak koltuklar koydurdu. İlk önce her birinin yanına, üzerinde konuğun adı yazılı mezar taşı şeklinde bir tahta ve mezarlarda sallanan türden küçük bir lamba yerleştirdi. Sonra aynı şekilde siyaha boyanmış çıplak erkek çocuklar hayalet gibi içeriye girdiler ve konukların etrafında dehşet uyandıran bir dansla döndükten sonra konukların ayaklarının dibine çöktüler. Bundan sonra, ölenlerin ruhlanna kurban adanırken yaygın olarak sunulan şeylerin hepsi, tabii siyah tabaklar içinde önlerine kondu.

Sonuç olarak her bir konuk korkup, titredi ve sürekli, az sonra gırtlağının kesileceği korkusu içinde kaldı; Domitianus hariç herkes ölüm sessizliği içindeydi, sanki çoktan ölüler âlemine karışmışlardı; imparatorun kendisi de yalnızca ölüm ve katletmeyle ilgili konularda konuşuyordu. Sonunda gitmelerine izin verdi, ama önce girişte bekleyen kölelerini uzaklaştırdı ve onlara arabalarıyla götürmek üzere tanımadıkları başka köleler verdi; bunu yapmakla onları daha da çok korkuttu.

Her bir konuk evine ancak varmış ve tekrar soluk almaya başlamıştı ki, Augustus’tan bir ulağın geldiği söylendi onlara. Bu kez her halükârda sonlarının geldiğini düşünürken, biri gümüşten yapılmış mezar taşını, diğerleri de sırayla, yemekte önlerine konan, çok pahalı bir malzemeden yapılmış olan tabaklar gibi şeyleri getirdi. Armağanları verildi.

Domitianus’un konuklannı içinde tuttuğu sürekli dehşet durumu onları konuşamaz hale getirmişti. Yalnızca o konuştu, ölümden ve öldürmeden söz etti. Sanki hepsi ölmüş, bir tek o yaşıyormuş gibiydi. Bu yemekte konuk kılığında olsalar da konuklar kurbandı. Konuklar ölü gibidirler, ama o hâlâ onları öldürebilecek konumdadır.

Onları bırakarak affetmiş olur; ancak onları tanımadıklan kölelere teslim edince yine korkuyla titrerler. Evlerine ulaştıklarında yine onlara ölüm ulakları yollar; ama bu ulaklar hediyeleri getirir ve hediyelerin içinde en büyüğü, yani yaşam bulunur. Adeta Domitianus onlan hayattan koparıp ölüme yollayabilmekte ve tekrar hayata döndürebilmektedir. Bu, ona düşlenebilecek en yoğun iktidar duygusunu vermiştir ve bunun sonuna kadar tadını çıkarmıştır.

Kitle Ve İktidar / Elias Canetti

Domitianus’un Cenaze Yemeği metninin kaynağı Elias Canetti Kitle Ve İktidar kitabıdır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın