Sinema

Nuh Filmi ve Teolojik Alt Metni

Requiem for a Dream, Mother! ve Black Swan filmlerinin de yönetmeni olan Darren Aronofsky’nin yönettiği 2014 yapımı Nuh: Büyük Tufan filmi ilk yayınlandığında ciddi eleştiriler aldı. Öyle ki film Malezya’da yasaklandı. Ülkemizdeki ilahiyatçılar da filmin islami gerçeklerle hiç uyuşmadığını anlattılar. Tabii bu beklenen bir şey. Birincisi filmi yapanlar Müslüman değildi. İkincisi ise belgesel olmayacağına göre filmi daha izlenebilir yapmak için farklı kurgulanacaktı.

Filmin gişesine bakmadım fakat izleyiciye bekleneni verememiş olacak ki imdb puanı 5.8’de kalmış. Belki dini sebeplerle düşük puan da verilmiş olabilir ama film hakkında kısaca akmayan, fantastik yönü zayıf, kurgusu zayıf bir film diyeceğim. Tabii bu yazı Nuh: Büyük Tufan filminin güzelliği hakkında değil teolojik alt metni ile ilgili olduğu için filmin başka bir yönü hakkında yazdım.

Nuh filminin girişinde Adem ve Havva’nın Aden’den kovularak dünyaya gelmelerinden bahsediyor. Animasyonlarla kısaca geçilen bu bölümde elmanın koparılması ve ısırıldığında çıkan sesi bile duyuyoruz. Bu yorum tabii son derece yüzeysel bir yorum. Yasak meyve “bilgi” miydi? yoksa psikanalizci bir yorumla “cinsellik” ile mi ilgiliydi tartışmalarına hiç yüz vermiyor animasyon. Adem ve Havva’nın insanlığın temsili olabileceğine dair bir işaret de yok. Bunların olması gerekmese de Nuh ile ilgili film Adem ve Havva’dan başlatılıyorsa diğer yorumları da dışlamayacak bir animasyon kullanılabilirdi sanırım.

Şehir insanı şeytanlaştırır.

Hikaye şöyle devam ediyor: Adem’in üç oğlu oluyor. Kabil Habil ve Şit. Kabil Habil’i öldürüyor ve Doğu’ya kaçıyor. Bir grup düşmüş melek ona yardım ediyor. Bu melekler sayesinde Kabil’in soyu endüstriyel bir medeniyet kuruyor. Kabil’in kentleri kötülük yayıyor ve dünyayı mahvediyor.

Bu nokta ilginçtir çünkü filmin kahramanı Nuh da dedesi de halktan uzak keşiş gibi yaşamaktadır. Şehir kavramını reddetmişlerdir. Filmde şehir hep kötülük yayan ve insanlara acı veren bir yerdir. Peki neden böyledir? Paganlar yani Romalılar çok önemli şehirler kurdular fakat Hristiyanlık bunu kabul etmemişti. İnanışa göre Habil bir şehir inşaa etmemiştir. Bir hacı gibi gezmiştir hep. Gönül sultanlığını arayan dervişler gibi. Çünkü dervişlerin şehri cennettir. Dünyada misafir gibi yaşarlar, çok yerleşmezler.

Azizlerin neden şehir kurmadığı ve şehrin neden kötülüğün kaynağı olduğunu düşünmelerinin birden fazla sebebi vardır fakat bu gezgin olma fikri Eski Ahit’e dayanır.

Eski Ahit’in insanları kendilerini gezgin olarak görürlerdi. Eski Ahitin Yehova’sı bizatihi gezgin bir tanrıydı, Ahit Sandığı da seyyardı. İlahiyatçı Harvey Cox’un sözleriyle “Sandık en sonunda Filistinliier’in eline geçtiğinde İbrâniler Yehova’nın onda bile bulunmadığını anlamaya başladılar… O Halk’ıyla birlikte ve başka yerlerde geziyordu.” Yehova bir yer değil zaman tanrısıydı, takipçilerine mutsuz yolculuklarının ilahi bir anlamı olduğunu vaat eden bir tanrıydı.

Richard SENNETT / ten ve taş

Tanrının bahçesinde kral yoktur.

Bir diğer alt metni olan sahne de Nuh’un çocuklarından birinin şehrin kralı ile karşılaşma sahnesidir. Nuh’un oğlu kralı tanımaz. Kral ona “Kralını tanımıyor musun?” dediğinde Nuh’un oğlu “Tanrının bahçesinde kral yoktur.” der. Bu cümle de İsa’yla ilgili yaygın bir anlayışı yansıtır. İsa saf inancın peşindeydi. Bu inanç bireysel bir inançtı. İsa bir devlet kurmadı. Bu dünya için değildi onun söyledikleri.

İsa’nın söyledikleriyle bir toplum kurulamazdı. Kral o zamanlar için bir devlet ve toplum simgesiydi diyebiliriz. Kral olmazsa hiyerarşi olmaz. Bürokrasi ve şehir oluşmaz. Bu eksikliği kilise giderecektir daha sonra. İsa tanrı sevgidir der. Sizler Tanrının çocuklarısınız ve o sizi seviyor. Bu düşünce naiftir ama toplum kurmaz. Toplum kurmak için ekmek ve fazlası gerekir. Yine buna bağlı olarak filmdeki krallığın sonu hüsran olacaktır. Ekmek için çaba harcayan toplum sürekli ekmek sıkıntısına düşecektir. Ekmek bulmayı vaad eden kral sadece ölüm getirecektir.

Son olarak; bu yorum Nuh filmi ile çok az bağlantılı olarak değerlendirilmelidir. Yazılanlar kişisel görüşe ve değerlendirmelere dayalıdır.

Bir Cevap Yazın