Orta Çağdaki Bilim Merkezleri

Orta Çağ Batı coğrafyasında Karanlık Çağ olarak anılmaktadır. Skolastik düşüncenin ve kilise baskısının hakim olduğu bu dönem Doğu’da ve Endülüs coğrafyasında yaşananlarla ilgisizdi. Pek çok Müslüman bilginin olduğu Orta Çağ İslam dünyası için verimli bir zamandı. Asyanın Kandilleri isimli belgeselde bu bilginlerden bazılarının hayatını görebilirsiniz. Orta Çağdaki bilim merkezleri denilebilecek üç yer öne çıkıyordu.

Bağdat

Halife Harun Reşid’in hayatın geçirdiği şehir. Binbir Gece Masalları’nın şehri aynı zamanda.

Abbasi Devleti’nin başkenti olduktan sonra İslam dünyasının ilim, kültür ve medeniyet merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Devlet adamlarının himaye ve teşvikleriyle kurulan kurumlarda önemli bilim insanları yetişmiştir. Sultan Alparslan ve veziri Nizamülmülk’ün gayretleriyle külliye şeklinde inşa edilen Bağdat Nizamiye Medresesi İslam tarihindeki ilk üniversitelerdendir.

Endülüs Medeniyeti:

Emevi Devleti’nin Cebelitarık Boğazı’nı aşarak İspanya’da fetihlerde bulunması dünya bilim tarihi ve Avrupa tarihi için önemli etkileri olmuştur. Doğu medeniyetinin batıdaki uzantısı niteliğinde olan Endülüs Emevi Devleti, 711 yılından itibaren yüksek ve parlak bir medeniyet oluşturmuştur. Bu dönemde Endülüs’ün Kurtuba şehrinde 300 hamam, 50 hastane, 80 ilkokul, 17 yüksekokul bulunması ulaşılan medeniyet seviyesinin bir göstergesidir. Avrupalılar, Müslümanların böyle yüksek bir medeniyeti nasıl gerçekleştirdikleri anlayabilmek için Arapça eserleri kendi dillerine tercüme etmeye başladılar. Böylece İslam dünyasında biriken bilimsel zenginlik Batı dünyasına aktarılmıştır. Bu faaliyetler Avrupa’da Rönesans’ın doğmasında etkili olmuştur.

Semerkant ve Buhara:

Semerkant için insanın kaderiyle buluştuğu şehir dermiş eskiler. Bir zamanların en önemli şehirlerinden biri. Semerkant ve Buhara şehriyle ilgili bir hikaye vardır. Hafız bir dizesinde O güzel bize iltifat ederse, onun siyah beni için Semerkant ve Buhara’yı feda ederiz der. Timur Hafız’ın şehri Şiraz’ı ele geçirince Hafız’ı çağırtıp, Semerkan ve Buhara gibi önemli bir şehri bir güzelin benine nasıl değişebileceğini sorarak azarlar. Hafız’da perişan kıyafetlerini gösterip, “Cömertliğimizden bu hallere düştük ya” der.

Semerkant’ta Uluğ Bey Medresesi yer alıyor. “İslam güneşinin kızıl gün batımını temsil eder Uluğ Bey Medresesi.” diye bir cümleyi aktarmış İlber Ortaylı Semerkant hakkında. Hayal kurmak için gidin diyor.

Semerkant isimli bir romanı var Amin Maalouf’un. Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah arasındaki ilişkileri anlatan çok güzel bir kitap.

İslam dünyasında astronomi çalışmaları diğer ilimlere göre daha erken bir dönemde başlamış ve daha hızlı ilerlemiştir. Bunun sebeplerinden biri de ibadet vakitlerini hassas bir şekilde tespit edebilme ihtiyacıdır. Astronomi alanında yapılan çalışmalarda Semerkant ve Buhara Medreselerinde yetişen bilim insanlarının büyük katkısı vardır.

Semerkant Rasathanesi Uluğ Bey tarafından inşa edilmiş üç katlı bir gözlemeviydi. Bu rasathane Güneş, Ay, yıldızlar ve gezegenler üzerine gözlemler yapmak için kullanılmıştır. Zamanının en ileri gözlem araçlarından bir kısmına sahipti. Semerkant’taki gök bilimciler bir yılın 365 gün, 6 saat, 10 dakika ve 8 saniye olduğunu hesap etmişlerdir. Yaptıkları bu hesaplama günümüz hesaplamasına oldukça yakındır.

Yüzyıllarca Orta Asya’da Türk devletlerinin siyasi ve kültür merkezlerinden olan Buhara, yetiştirdiği bilim ve din adamlarıyla “İslamiyetin Kubbesi” unvanını almış bir şehirdir. Şehirde 140’tan fazla mimari eser olması, Ortaçağ’dan itibaren önemli merkezlerden birisi olduğunun göstergesidir.

Bir zamanlar bilim merkezi olan, hikayelere konu olan bu şehirler şimdi ne halde? Şairin dediği gibi belki yeniden şenlenirler. Ortaçağdaki bilim merkezleri hakkındaki bu yazıdaki alıntılar MEB 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı’ndandır.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın