Platon’un Mağara Alegorisi (Aydınlanma ve Hakikat)

Platon’un mağara alegorisi aydınlanma üzerine onun Devlet kitabında geçen önemli bir örnektir. Sadece gölgeleri gördüğü için onları gerçek sanan biri bir gün gölgeyi değil de aslı gördüğünde ne olur? Platon’un mağara alegorisindeki bu asıl idealar dünyası ile bağlantılıdır. Bu dünyada gördüklerimiz gölgelerden başka bir şey değildir.

Platon’un mağara alegorisi hakkında yüzeysel olarak bilgi sahibi olmak için öncelikle aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz. (Bu videodaki eksik tasviri Dücane Cundioğlu’nun anlatımını okuduktan sonra fark edeceksinizdir.)

Platon’un mağara benzetmesindeki ayrıntıların üstünde durulmalıdır. Teke Tek’te Dücane Cundioğlu Platon’un mağara alegorisini anlatmış, Platon’un mağara benzetmesini bireysel aydınlanma ve toplumsal etkileri açısından ele almıştı. İşte Dücane Cundioğlu’nun  eşsiz anlatımıyla Platon’un mağarası.

Platon’un ünlü mağara metaforunu hatırlayın. Yer altında bir mağara düşününüz. Çocukluklarından itibaren ayaklarından ve boyunlarından zincirlenmiş insanların yaşadığı bir mağara. Başları mağaranın duvarına dönüktür ve arkalarında bir ateş yanmaktadır…

Der ki Platon: Biz oradaki esirlerden birinin zincirlerini çözsek, sonra onu zorla (bu vurgu çok önemli) ayağa kaldırsak ve sonra zorla onu döndürsek. (Bu çevirme hareketi çok önemlidir. Eğitim işte budur.) Esir ışığa doğru bakmakta zorlanacaktır. Sonra onu mağaranın dışına doğru sürüklesek, itsek diyor. Burada dikkatten kaçmış bir taraf var. Bu mağara yer altında bir mağara. Bu yüzden bu mağaradan kurtulan kişi yukarı doğru çıkar. Platon’un da kullandığı ifade yukarı doğru çıkıştır.

Dücane Cundioğlu aydınlanma kelimesini açıklamak için Platon’un mağara alegorisi örneğini veriyor. Daha sonra aydınlanma hakkındaki düşüncelerine şu şekilde devam ediyor:

Dolayısıyla aydınlanmada hep bir yükseliş manası vardır. Arapça’da yükseliş için kullanılan ifade miraçtır. Yani Hz. Peygamber Miraç’ta göğe yükselir. Bu da bir çıkış bu da bir aydınlanmadır. Aydınlanma, karanlıktan çıkıştır. Kant’ın aydınlanma hakkında verdiği daha derin bir açıklama var. Aydınlanma der, önyargılardan, boş inançlardan ve batıl itikatlardan özgürleşmedir.

Platon’un mağara alegorisi örneğine dönersek;

Platon’un zindandan kurtardığı ve zorla, direne direne dışarı çıkardığı şahıs her aşamada direnç gösterir çünkü acı çeker. Bir sonraki sahnede zorla (dört kez “zorlayarak” kelimesini kullanır kitapta Platon. Zorladır çünkü aydınlatma despotik bir eylemdir çünkü bu bir eğitimdir.) Dışarı çıkınca önce güneşe bakamaz, mehtaba bakar ya da sudaki yansımalara bakar. En son güneşe bakar.

Hakikati gördükten sonra artık gezelim burada derse Platon ona: “Hayır, sen kendi kendine aydınlanmadın. Biz senin aydınlanmanı sağladık. Şimdi sen tekrar mağaraya gireceksin ve oradaki diğer insanların senin gibi aydınlanmasını sağlayacaksın.

Esir tekrar mağaraya girdiğinde gözleri kamaşacaktır. Bu sefer karanlıktan rahatsız olacaktır. Platon, “Peki bu esir buradaki yansılamaların masal olduğunu, asıl hakikatin dışarıda olduğunu söylerse bunların gölgeler olduğunu söylerse diğerleri onu öldürürler değil mi?” der. Tabii ki öldürler.

Bütün yorumcular burada öldürülenin Sokrates olduğu hakkında ittifak etmişlerdir. Çünkü Sokrates halkı aydınlatmaya çalıştığı için halk tarafından öldürülmüştür. Bu eğitme meselesinde halk hakikati duymak istemeyecektir. Buna şiddetle tepki verecektir. Halk çocukluğundan beri öğrendiği ve inandığı ethos ve mitosların gerçek olmadığını öğrenmesi onun duygusal olarak parçalanmasına sebep olacaktır.

Daha sonra tasavvuf üzerinden örneklerle konuya devam ediyor konuya Dücane Cundioğlu. Bir örnek verir:

Hz. Peygamber mağarada Cebrail’den gerçeği öğrendiği zaman “Hakikati öğrendim bana yeter.” olmadı. Ona şimdi git ve halka gerçeği anlat dendi.

Konuşmadan parçalı alıntılar yaptığım için yazıda hatalar olabilir. Doğru ve düzgün bir değerlendirme için Teke Tek programının bu harika bölümünü izlemenizi tavsiye ederim. İki buçuk saat göz açıp kapayana kadar geçiyor. Sadece Platon’un mağara alegorisi hakkında değil birçok konuda örnekler var.

Sokrates’in halkı aydınlatmaya çalıştığı için (“Ben bir at sineğiyim.”) öldürüldüğünü Sokrates’in Savunması kitabından anlıyoruz. Sokrates’in Savunması aynı zamanda MEB’in önerdiği yüz temel eserden biri.

1 yorum

Bir Cevap Yazın