Sovyetler Birliği’nin Dağılışının Bazı Nedenleri

Sovyetler Birliği’nin dağılması çok boyutlu bir olay olsa da bu dağılmanın bazı önemli nedenlerini ortaya koymak mümkün. “Onlar bize para ödermiş gibi yapıyor biz de çalışıyormuş gibi yapıyoruz.” Bu alaycı Sovyet deyişi Sovyetler Birliği’nin dağılmasının nedenlerinden en önemli olan ekonomik neden hakkında ipucu veriyor.

Wikipedia:

Sovyetler Birliği’nin dağılması, 25 Aralık 1991 tarihinde Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un istifa etmesinin ardından Sovyetler Birliği’ni teşkil eden cumhuriyetlerin bağımsızlığını kazanmalarıyla Sovyetler Birliği dağılmıştır.

Sovyetler Birliği Neden Dağıldı?

Emek ve yetenek ödüllendirmeyince çalışmaya ilgili duymayan bir toplum ortaya çıktı.

Sovyetler, emek ya da yeteneği ödüllendirmek yerine ihtiyaçları tatmin etmeyi denediler, ama bunun faturası çalışmaya ilgi duymayan bir toplum oldu. Kaldı ki, bütün komünist toplumlar son tahlilde belli bir miktar sosyal eşitsizliğe, Milo-van Cilas’ın “yeni sınıf diye adlandırdığı parti yetkililerine ve bürokratlara tahammül ediyordu.

Toplum ile devlet arasında hiç aracı kurum kalmamış, halk devlete yabancılaşmıştı.

Bolşeviklerin 1917’de iktidarı ele geçirdiği andan itibaren Sovyet devleti, muhalif politik partiler, basın, sendikalar, özel girişimler ve kilise gibi Rus toplumundaki büün potansiyel rakip otorite kaynaklarına karşı sistematik bir saldırı yürüttü. 1930’larm sonuna gelindiğinde, bu isimleri taşıyan kurumlar hâlâ vardı, ama hepsi rejimin tam kontrolü altındaydı ve hayaletten farksızdı. Toplumun üyeleri “atomize” olmuş, toplum ile bütün gücü elinde bulunduran hükümet arasında hiçbir “aracı kurum” kalmamıştı.

Devlet kendini toplumun her noktasına sokmaya çalıştı. Bu da halkın önceki değerleriyle çatışma zorunluluğunu doğurdu.

Sovyet insanını yeniden yaratmak istiyordu. Devlet aile ilişkilerine, insan yaşamının en kişisel ve özel alanına bile karışıyordu. Ana-babasını Stalin polisine ihbar etmiş olan küçük Pavel Morosov rejim tarafından uzun yıllar örnek Sovyet çocuğu olarak övüldü. Mikhail Heller’in sözleriyle; “Toplumun temel örgüsünü oluşturan insan ilişkileri, yani aile, din, tarih, dil rejimin hedef tahtası haline geldi.

Asıl büyük neden ekonomik nedendi. Sovyetler Birliği açık olarak ekonomik anlamda geri kalmıştı ve geri kalan devlet silahlanma yarışı için gerekli ekonomik kaynağı sağlayamamıştı.

Sovyetler Birliği için ekonomik başarısızlık demokratik devletler için olduğundan çok daha kötüydü, çünkü sistem meşruiyet iddiasını tamamen yurttaşlarına yüksek bir maddi yaşam standard sağlama yeteneğine dayandırmıştı.

Meşrutiyet krizi. Halkın devleti ne kadar benimsediği bir devletin dayanıklılığı ile doğrudan ilgilidir.

Gorbaçov’un da belirttiği gibi Sovyetler Birliği bir krizde değil, “kriz öncesi” bir durumdaydı. Başka devletler çok daha ağır ekonomik güçlükleri aşmayı başarmışlardı.

Uzun yılların resmi propagandalarına rağmen yurttaşlar hükümetin kendilerine yalan söylediğinin bilincindeydi. Halk stalinizm altında çektiği kişisel acılara, büyük öfke duyuyordu. Ayrımsız her, aile kollektifleştirme ya da otuzlu yıllardaki büyük terör sırasında veya Stalih’in dış politikadaki hataları yüzünden etkileri son derece ağırlaşmış olan ikinci Dünya Savaşı‘nda birçok yakınını, ya da dostunu yitirmişti. Stalinizmin kurbanlarının masum olduğunu herkes biliyordu ve Sovyet hükümeti bu dönemin muazzam suçlarının sorumluluğunu hiçbir zaman üstlenmemişti.

Sınıfsız toplum oluşmamış yeni ayrıcalıklı bir sınıf oluşmuştu.

Halk aynı zamanda Sovyetler Birliği’ndeki sözde sınıfsız toplumda yeni bir sınıf sisteminin oluşmuş olduğunun da farkındaydı. Sistemin tepesinde yolsuzluk ve ayrıcalıklar bakımından eski rejimin yönetici tabakasından hiç de geri kalmayan, ama çok daha ikiyüzlü olan bir parti yetkilileri sınıfı vardı.

Merkezi plan ekonomisi uygulanabilir değildi.

Merkezi plan ekonomisinin iflası son tahlilde teknolojik yenilenme sorunuyla bağlıdır. Bilimsel araştırma en iyi insanların özgürce düşünebildiği ve iletişime girebildiği ve, daha da önemlisi, yenilikler için ödüllendirildiği bir özgürlük ortamında gelişebilir. Gerek Sovyetler Birliği, gerekse Çin, özellikle teori ya da temel araştırma gibi “güvenlikli” alanlarda bilimsel araştırmayı desteklediler ve uzay ya da silah teknolojisi gibi alanlarda yenilikleri özendirmek için maddi teşvikler uyguladılar. Ama modern ekonomi yalnızca ileri teknolojilerde değil, hamburger pazarlaması ve yeni sigorta türlerinin geliştirilmesi gibi daha az gösterişli dallar da içinde olmak üzere, bütün alanlarda ve sürekli kendini yenilemek zorundadır.

Sovyet devleti atom fizikçilerini pohpohlarken, yeni ürünleri yeni tüketicilere satması gereken kişiler bir yana, televizyon tasarımcılarına bile verecek 128 pek birşey kalmadığı için, Sovyet televizyon aygıtları durup dururken sık sık infilak ediyordu. Bu tür bir öz girişim alanı hem Sovyetler Birliği’nde, hem de Çin’de eksikti.

Liyakate değil sadakate önem veriliyordu.

Stalin ünlü uçak tasarımcısı Tupolev’i bir seferinde Gulag’a göndermişti; Tupolev en iyi uçaklarından birini burada çizmiştir. Stalin’in halefleri, yönetici ve teknokratların sadakatini, sisteme bağlı olanlara yüksek bir statü ve maddi yararlar sağlayarak güvence altına aldılar.

Tüm bu nedenler Sovyetler Birliği’nin dağılışı ile doğrudan ilgilidir. Alıntılar Francis Fukuyama’nın Tarihin Sonu ve Son İnsan kitabındandır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz. Daha önce düşünmediğiniz şeyleri düşünmenizi sağlayabilecek ender kitaplardan.

Kitaptaki şu son alıntı ile bitireyim yazıyı. “Komünistler şimdi, yirminci yüzyılda varlığını sürdürebilmiş monarşistler gibi, zamanını çoktan doldurmuş eski ve gerici bir toplumsal düzeni savunmak gibi hiç de kıskanılacak olmayan bir durumdadır.”

Admin hakkında 335 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın