Teknolojinin ve Modernleşmenin İtici Gücü: Savaş

Savaş ve teknoloji arasında gözle görülür bir ilişki vardır. Bugün günlük hayatta kullandığımız navigasyon, uçak, internet gibi teknolojilerin başlangıçta savunma sanayi için geliştirildiği daha sonra toplum için kullanıldığı söylenmektedir. İnsanı eyleme geçiren en güçlü duygulardan birisi korku. Savaşta üstün olmak ise öteki uluslardan korunmayı sağladığı için savaş teknolojileri her devletin ve her dönemin en önemli konusu olmuş.

Savaşta başarılı olmak için savunma teknolojileri geliştirebilecek elitlere ihtiyaç vardı. Elitleri yetiştirmek için eğitim hizmetleri yayıldı. Yeni eğitimli kuşak aldıkları eğitim gereği daha fazla özgürlük talep ediyordu. Devletin kendilerine saygı göstermesini istiyor devlet karşısında temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasını istiyorlardı. Bu da savaşın modernleşmeyi getirmesi demekti. Üstelik insanları savaşa ikna etmek için onlara oy hakkı verilmesi önemliydi.

Savaşın dünyada modernleşmeyi nasıl etkilediğiyle ilgili örneklere bakalım:

Osmanlı Devleti’nin yenileşmesi askeri alanda başlamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Japonya’da benzer bir süreç yaşandı. Napoleon’un komutasındaki bir Fransız ordusunun 1798’de Mısır’ı işgal etmesi, Mısır toplumunu derinden sarstı ve Osmanlı Paşası Mehmet Ali yönetiminde kapsamlı bir askeri reforma yol açtı. Ali’nin Avrupalıların yardımıyla eğitilen yeni ordusu o kadar başarılı oldu ki, Yakın Doğu’nun büyük bir bölümünde Osmanlı egemenliğini tehdit eder hale geldi. Bu ise Osmanlı Sultanı II. Mahmut’u radikal reformlar başlatmaya zorladı. Mahmut, önceki iki yüzyılda Avrupalı kralların yaptığı reformların aynısını gerçekleştirdi. 1826’da geleneksel askeri güç olan Yeniçerileri safdışı ederek, bir dizi dünyevi okul açarak ve merkezi bürokrasinin yetkilerini çok büyük ölçüde arttırarak eski feodal düzeni ortadan kaldırdı.

Japonya modernleşmesi

Japon daimdar (yerel beyler) da ülkelerini dış rekabete açmak zorunda olduklarına, ancak amiral Perry’nin filosunun üstün ateş gücüyle ikna oldular. (Ama modernleşme sancısız olmadı: Şuhan, Batı askeri teknolojisinin alınmasını savunduğu için hapse atılıyordu.) Yeni Japon yönetimi, “Zengin ülke. Güçlü Ordu” sloganıyla zorunlu eğitimi başlattı, eski tapınak savaşçılarının yerine köylülerden oluşan bir düzenli ordu koydu. Meici Restorasyonu sırasında bütün Japon toplumunun dönüşmesi ve Japon devletinin yeniden merkezileşmesi, ülkenin, Batı teknolojisini almayı öğrenmediği takdirde, ulusal bağımsızlığını getireceği ve Çin gibi Avrupa sömürgeciliğine yem olacağı korkusundan gerçekleşti.

Başka örnekler

Başka örneklerde utanç verici savaş yenilgileri toplumsal reformun itici gücü oldu. Prusya’daki Stein, Scharnhorst ve Gneisenau refomları, Napoleon’un Jena-Auerstadt’da sadece Prusya devletinin geri kalmışlığı ve devlet ile toplum arasındaki toptan yabancılaşma nedeniyle bir zafer kazandığının görülmesi sayesinde gündeme geldi. Zorunlu askerliğin getirilmesi gibi askeri reformlara parelel olarak Prusya’da Code Napoleon da uygulamaya kondu.

Çar Petro’nun modernleşme hareketi

Rusya’da son 350 yıldaki bütün modernleşme ve reform süreçleri öncelikle askeri tutku ve yenilgiler tarafından motive edilmiştir. Büyük Petro’yu, Rusya’yı modern bir Avrupa monarşisi haline getirmeye yönelten şey askeri nedenler olmuştur.

Sovyetler Birliği ve Perestroyka

Savunmacı modernleşmenin en yeni örneği, Mihail Gorbaçov’un “perestroyka” (yeniden yapılanma) sıdır. Gorbaçov’un ve öteki Sovyet yöneticilerinin yazı ve konuşmalarından açıkça görülmektedir ki, ilk başta Sovyet ekonomisinde köklü bir reform amaçlamalarının nedeni, özellikle, böylesi reformlar olmadan Sovyetler Birliği’nin 21. yüzyılda ekonomik ve askeri bakımdan rekabet edebilir kalmada büyük zorluklarla karşılaşacağını kavramış olmalarıdır.

Özellikle Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma İnisiyatifi (SDI) Sovyetlere ciddi bir meydan okumaydı, çünkü bununla Sovyet atom silahlarının bütün bir kuşağı işe yaramaz hale gelecek ve iki süper güç arasındaki rekabet, mikro elektronik ve öteki yeni teknolojiler gibi, Sovyetler Birliği’nin büyük ölçüde geri olduğu alanlara kayacaktı. Sovyet yöneticileri, bu arada bir çok asker, kendilerine Brejnev’den miras kalan yozlaşmış ekonomik sistemin SDI’ın hükmettiği bir dünyada rekabet edebilir durumda olamayacağını kavrayıp uzun vadede ayakta kalabilmek için kısa vadeli kısıtlamaları göze alabildiler.

Örnekler Francis Fukuyama’nın Tarihin Sonu ve Son İnsan kitabından alıntılanmıştır. Bunun yanında, modernleşmenin ve teknolojinin itici gücünün korku dolayısıyla savaş olduğunu söylemek savaşa övgü olarak değerlendirilmemeli. Savaş ihtimali bazı konularda ilerlemeyi sağlarken savaşın kendisi sadece yıkım getirecektir.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın