Açık Kültür, Sinema, Sosyal Bilimler

The Avengers : Thanos’un Trajedisi

Marvel filmleri ne kadar tartışmalı olsa da insanlar tarafından çok seviliyor ve bir şekilde mesajları herkese ulaşan filmler. İstedikleri kadrolarla çalışabiliyorlar ve daha fazla insana ulaşmak için ne yapılması gerektiğini elbette iyi biliyorlar. Hikaye her yanıyla bizi çekmeli.

Bir süper kahraman filmindeki en önemli şeylerden biri de şüphesiz villian, yani kötü karakter. Bu yazıda kötü karakter kelimesi yerine villianı tercih edeceğim çünkü villianlar artık basitçe kötü değiller. Kendi karmaşık inançları olan, bir yandan da iyi yanları olduğu için bizi ikilimde bırakan karakterler. Marvel evreninin Avengers serisi için bu karakter Thanos’tu.

Thanos iyi bir seçimdi çünkü popüler kültürde sık sık vurgu yapılan bir meseleyi dert edinmişti. Evrenin yaşayabilmesi için gezegenlerdeki canlıların yarısını yok ediyordu. Günümüzde ve öncesinde de bu tartışma insanların çok ilgisini çekmiştir. Sınırlı dünya kaynakları bitmek üzere, su savaşları çıkacak, yemeye yumurta bile bulamayacağız düşüncesi. Thanos işte bu ortak korkunun vücut bulmuş haliydi ve ilgi çekiciydi. Komplo teorilerine de yer açıyor üstelik. Bizi filmlerle hazırlıyorlar!

Thanos haklı mı?

Peki Thanos haklı mıydı? Hayır değildi, Thanos boşuna yaşadı ve boşuna öldü. Thanos üzerinden dünyadaki kaynakların tükendiğiyle, dünyanın kapasitesinin artık bizi kaldıramadığı fikrini ele alalım. Aslında dünyanın kapasitesinin artık insanlığı taşıyamayacağı düşüncesi çok eskilere dayanıyor ve Malthusçuluk olarak biliniyor. Maltus soyadlı ekonomist dünyanın enerji ve maden kaynaklarının biteceğini savunmuş. Bugün aynı anlayış devam ediyor.

Dünyadaki kaynakların biteceği fikri muhtemelen doğru değil. Yine bir başka ekonomist bu konuya farklı yaklaşmıştı. İnsanların herhangi bir madene veya enerji kaynağına ihtiyaç duyduğu doğru değil. İnsanların ihtiyaçları sabit fakat ihtiyaçlarını karşılamalarının birçok yolu var. Ev yapmamız için demir şart değil. Tahtadan veya camdan da evler yapabiliriz. Besin kaynakları tükenmez çünkü bilim sayesinde meyve ve sebze verimini hem katlayabilir hem de topraktan bağımsız hale getirebiliriz. Petrol yerine başka enerji kaynaklarına geçiş yapabiliriz.

Yeni tür yüksek kalorili besinler, ceviz kabuğundan kıyafetler, karbon fiber evler kurabiliriz. Sıfır atık sistemine geçerek kusursuz bir geri dönüşüm sağlayabiliriz. İhtiyaçlarımız sabit ama onları sağladığımız kaynaklar çok değişken. Tükenebilir enerji kaynaklarından güneşe, rüzgara dönüyoruz. Hammadde kullanımımızı dijitalleşme sayesinde azaltıyoruz.

Uzay madenciliği ve uzayda kolonileşme gibi gündemlerimiz var. Uzayı su yolu yapmaya çalışıyoruz. Çok iyimser bir görüş olacak ama belki ilerde sadece tavukların yaşayacağı bir gezegen tasarlayabiliriz. Kümes gezegeni. Bizim sınırlı kaynaklara sahip olduğumuz tezi doğru olmasa bile elbette bu bize vahşice tüketme hakkını vermemeli.

Thanos Karl Marx mıydı? 🙂

Thanos’un bir yanılgısı da Marksist bir yaklaşımla zaten olacak olanı hızlandırmak gibi bir gaflete düşmesi. Gelecek tahmin edilemez. Yoksa Thanos, Karl Marx’a bir gönderme miydi? Bakın nasıl da uğraşıyorlar hala! Şaka tabii. Demek istediğim eğer dünyada nüfusun azalması gerekiyorsa zaten azalır. Yani iş oraya gelirse demek istiyorum. Yasayla, Çin’in zamanında yaptığı gibi, çocuk kısıtlaması getirilebilir devletlerce. Savaşlar, açlık ve sefalet de nüfusu azaltabilir. Kalabalık ama sefalet içinde yaşamak da bir olasılık ama günümüzde de bu mesele halledilmiş değil.

Thanos bedava bir dava peşinde ömrünü harcadı. Zaten son filmde onu öldürmeye geldiklerinde hiç mecali kalmamıştı. Güç yüzüklerini de yok etmişti. Herhalde yaptığı işin anlamsızlığından şüphelenip hüzünlere gark olmuştu. Yalandan bir iki direnir gibi yapıp öldü zaten.

Bir Cevap Yazın