Açık Kültür

Türk Edebiyatında Bilimkurgu

Bilimkurgunun doğmasında birbirini besleyen iki önemli unsur bulunur. Bunlardan birisi meraktır. İnsanlığın bilinmeze duyduğu merak. İkinci unsur ise insan çocuğunun sınırsız hayal gücü. Bilinmeze duyulan merak iki farklı formda da olagelmiştir. Birincisi geçmişe duyulan merakken ikincisi geleceğe duyulan meraktır. Bilimkurgunun yoğunluğu aslında geleceğe duyulan meraktan beslenmektedir.

Bilimkurgu özellikle bilim ve teknolojinin gelişmesiyle daha görünür daha bilinir bir hale gelmiştir. Yaygın bir görüş olan bilimkurgu metinleri bilim ve teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır görüşü geçersiz bir görüştür çünkü edebi anlamda bilimkurgu örnekleri Antik Yunan’a kadar götürülmektedir. Milattan önce iki binli yıllarda yaşamamış olan Samsatlı Lukianos’un Gerçek Öykü adını taşıyan eseri bu türün ilk örnekleri mahiyetindedir. Bu eserde gezegenler arası savaşlara, uzaylılara ve geleceği gören objelere yer vermiştir.

Dünya edebiyatına bakıldığında bilimkurgu eserlerinin Avrupa’da doğduğu ancak Amerika’da gelişim gösterdiği gözlemlenebilir. Bu durumun da bilim ve teknolojinin gelişim çizgisiyle paralel ilerlemesinin etkisi büyüktür.

Türk edebiyatında bilimkurgunun doğuşunu çeviri faaliyetlerine bağlamak mümkündür. Özellikle Jules Verne’nin çevirileri bu konuda önemlidir. Osmanlı döneminde yapılan çevirilerde Jules Verne için fenni masal yazarı ifadesi kullanılmıştır. Yapılan çeviri faaliyetlerinin dışında müstakil bir bilimkurgu romanı veya herhangi bir kurmaca metin bulunmaz. Türk edebiyatında bilimkurgunun ilk temsilcisi şüphesiz Orhan Duru’dur.

Orhan Duru 18 Aralık 1933 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Edebiyata ilgili lise yıllarında başlamış, ilk öykülerini 1950’li yıllarda yazmıştır. Yayımlanan ilk öyküsü olan “Kadın ve İçki” 1953 yılında “Küçük Dergi”de çıkmıştır. Ölene kadar öykü yazmayı bırakmamış olan Orhan Duru, Türk edebiyatında bilimkurgu teriminin de isim babasıdır. Bilimkurgu ilk zamanlar Türk edebiyatında science-fiction olarak bilinmekteydi. Bu tür için çeşitli öneriler ortaya atılmış, tam bir Türkçe karşılık aranmıştır. İlk olarak “düşbilimsel yapıt” ifadesi önerilmiştir. Bu sözcük daha sonra “düşsel bilim” olarak geliştirilmiş ve tartışılmıştır. 1973 yılında Türk Dili dergisi Bilimkurgu özel sayısına hazırlanır ve bu bağlamda Orhan Duru bir yazı yazar. Yazıya seçtiği başlık ise dikkat çekicidir: “Science-Fiction Sözcüğüne Türkçe Bir Karşılık Arama Denemesi”

Bilim-kurgu sözcüğü ortaya nasıl çıktı?

Orhan Duru bu yazısında bilimkurgu ismini nasıl önerdiğini ve neden bu isimin kullanılması gerektiğini şu şekilde açıklar:

“Science-fiction sözcüğü açık bir biçimde iki sözcüğün birleşmesinden ortaya çıkıyor. “Türkçede de aynı biçimde bir kuruluşa gitmeli miyiz?” sorusu geliyor akla. Aynı biçime gitmekte, söz konusu yazın türü gereği, yarar olduğunu sanıyorum. Bileşik sözcükte yer alan science, yani bilim sözcüğünden Türkçe karşılık ararken cayamayız. Çünkü bu yazın türünün bilimle ya da bilimin uzantıları ve uygulamalarıyla yakın bir ilintisi var. Geriye kalıyor fiction. Bu sözcük için öteden beri çeşitli önerilerde bulunulmuş. Eski bir sözlükte yapıntı karşılığını buldum. Ali Püsküllüoğlu Öz Türkçe Sözlük’ünde uyduru sözcüğünü öneriyor. Bu kez fiction sözcüğünün aslında “kafadan biçimlendirme, kafada kurma” anlamına geldiğini düşünerek kurgu sözcüğünü düşündüm. Kurgu sözcüğünün ne anlamlara geldiğini araştırdım. TDK’nın 1942’de yayımladığı bir felsefe ve dilbilgisi terimleri sözlüğünde speculation karşılığı “kurgu”, speculatif karşılığı “kurgul” sözcükleri öneriliyordu. Gene TDK yayınları arasında çıkan, Yılmaz Çolpan tarafından hazırlanan Ataç’ın Sözcükleri adlı sözlükte Ataç’ın imagination, hayal kuvveti karşılığı olarak kurgu gücü, hayali karşılığı kurgul sözcüklerini kullandığını gördüm. Böylece fiction karşılığı olarak kurgu sözünü kullanmanın daha yerinde olacağı kanısına vardım. Sonuçta science-fiction karşılığı olarak bilim-kurgu sözcüğü çıktı ortaya.”

Orhan Duru öyküleri bilimkurgu edebiyatımızın ilk yetkin ve özgün örnekleri arasındadır. Onun öykülerinde uzaylılardan gelecek senaryolarına, savaşlardan garip yaratıklara kadar geniş bir hayal gücü vardır. Özellikle “Ağır İşçiler”, “Yoksullar Geliyor”, “Şişe”, “Bir Büyülü Ortamda” gibi kitaplarında yer alan öyküler bilimkurgu öğeleri bakımından dikkat çekicidir. Türk edebiyatında bilimkurgunun hareketlenmesinde bazı dergilerin de payı büyüktür. Bunlardan en önemlisi bilimkurgu dergisi olarak çıkarılan “Albemuth” dergisidir. Bu dergi çevresinde Selam Mine, Zühtü Bayar, Süreyya Evren, Müfit Özdeş,  Mehmet Açar ve Haldun Aydıngül gibi isimler dikkat çekmeye başlar.

Edebiyatın son dönemlerine bakıldığında bu tür internet kullanımının yaygınlaşması ve etkileşimin çok hızlı yaşanması bakımından verilen örneklerin özgünlüğü pek fazla bulunamamaktadır. Günümüz yazarlarından Gülten Dayıoğlu bilimkurgu edebiyatında ismi özellikle anılması gereken bir isimdir. “Akıllı Pireler”, “Işın Çağı Çocukları”, “Alacakaranlık Kuşları”, “Mo’nun Gizemi”, “Mo’nun Gizemi 2”, “Mo’nun Gizemi 3” gibi romanlar Gülten Dayıoğlu’nun bu türe dahil edilebilecek romanları arasındadır.

1 Comment

  1. R.N Beldek

    Mmmm, ilk defa karşılaştığım bilgiler 👌🏻

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén

%d blogcu bunu beğendi: