Türkiye’nin Dış Politikası – Oral Sander

Türkiye’nin Dış Politikası kitabı, Oral Sander’in çeşitli makalelerinin ve konuşmalarının bir araya getirildiği bir çalışma. İlk makale tarihte yöntem konusuyla ilgiliyken diğer konular genel olarak dış politika ve özellikle Türkiye’nin dış politikası hakkında.

Türkiye’nin dış politikası nedir? Bu soru bugünden yarına bile değişebilen bir konu olsa da tarihsel anlamda ele alındığında karşımıza bazı cevaplar çıkacaktır. Bu nedenle Oral Sander’in bahsi geçen kitabı Türk dış politikasını kısaca anlamak için iyi bir kaynaktır.

Kitaptaki çeşitli makalelerde ilgili konular hakkında oldukça öz ve ciddi değerlendirmeler var. Kitaptaki bazı noktalar Türkiye’nin dış politikasının ve ülkemizin “çok yönlü dış politika” ihtiyacının anlaşılması konusunda yardımcı olabilir.

Konuya başlamadan: Notları yanlış almış veya yanlış anlamış olabilirim. Kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Yirminci Yüzyıl Tarihinin Genel Özellikleri

I. Büyük Savaş’ın başladığı günlerde, 1914 Ekiminde, Lodra’da ki ABD büyükelçisi, başkan Wilson’a gönderdiği raporda şunları yazıyordu: “…geçen Temmuzdakinden değişik bir dünya bu; hiçbir şey aynı değil.” Bu cümle doğruydu. İnsanlık bu yüzyılda iki dünya savaşı, dünyayı yok edebilecek bombalar (atom bombası) ve demokrasi ile tanışıyordu.

Atom bombasının kullanılması ile taraflar birbirlerini tamamen yok edebileceklerini anladığında ortaya bir “yılgı dengesi” (korku dengesi), yani büyük zararlara neden olabileceği korkusuyla birbirlerini görmezden gelerek iş yapmamaları durumu ortaya çıkmıştır.

Yirminci yüzyılın en önemli özelliklerinden biri Avrupa’nın eskiden beri gelen üstünlüğünü Amerika ve Asya kıtalarına bırakmasıdır. İki dünya savaşı yapan Avrupa bu savaşlarda ezilmiştir. ABD dışında Japonya, Sovyetler Birliği gibi güçler vardır. “Sovyet ve ABD komutanlarının Avrupa’nın ortasındaki Berlin’de el sıkışıp, Doğu Avrupa ve Batı Avrupa’yı bölüşmeleri (işgal etmeleri) neyin işaretidir?”

Sömürgeci devletler iki dünya savaşından güçlerini yitirerek çıkınca sömürgeleri üzerindeki denetimi kaybetmişler ve bu ülkelere bağımsızlık yolu açılmıştır.

Türkiye’nin Dış Politikasında Sürekliliğin Nedenleri

Bugün Türkiye’nin izlediği dış politikayı açık bir biçimde anlayabilmek için şu temel soru sorulmalıdır: Bugün tüm Ortadoğu ve Asya-Afrika ülkeleri arasında Batı ülkeleriyle sürekli bir bağlaşma ilişkisi içinde olan tek devlet neden Türkiye’dir?

Nedenler şunlar olarak sayılabilir.

1- Atatürk’ün Mirası ve Ulusal Kurtuluş Savaşı

M.Kemal’in batılı filozoflardan, özellikle ulusçuluk akımından etkilenmesi onu Batı tarzı bir politika izlemeye itmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Avrupa tarzı bir ulus devlet olarak kurulmuştur ve bu modelin örnekleri Avrupadadır. Avrupa sistemi ile uyumlu şekilde yaşayan birleşmiş ve uygar bir ulus yaratma isteği de bunda etkilidir.

Atatürk Avrupa’nın değerler sistemine karşı değildi. Kendisinin çok önemli bir gözlemi, Osmanlı’nın çöküşünün, bu devletin Avrupa ile bağlarını kestiği an başlamış olduğudur.

2- Coğrafi Konum ve Güvensizlik Duygusu

Türkiye’nin coğrafi konumu Batıya yakın olması için tek başına önemli bir nedendir. Diğer nedenler ülke güvenliği ile ilgilidir. Richardson’ın teorisine göre bir devletin sınır komşusu sayısıyla yaptığı savaşlar arasında güçlü bir ilişki vardır. Ortadoğu petrol nedeniyle karışık ve tehlikelidir. Uzun süre bu komşulardan birinin SSCB olması gibi bir gerçek Türkiye’yi her zaman dikkat ve ılımlılığa itmiştir. Boğazların denetimini sağlama ve sınır güvenliği amacıyla Sovyetlere karşı Türkiye NATO ile sıkı ilişkiler geliştirmiştir.

3- Ekonomik Gereksinmeler

Türkiye 2. Dünya Savaşı sonrası döneme yalnızca 276 milyon dolarlık döviz ve altın stoğuyla girmişti. Yöneticiler bu sorunu çözmek için dış kredilerden ve uluslararası borçlanmadan başka seçenek bulamadılar. Bu kaynaklar Batıda vardı. Demokrat Parti’nin NATO’ya girme nedenleri arasında liberal ekonomik düzeni koruma isteği de önemli ölçüde etkili olmuştur.

Türkiye’nin Batı Bağlantısı -ABD ve Türkiye

Hocamız bu başlıkta A.B.D ile ilişkilerin tarihini ele almış. SSCB döneminde eşi görülmemiş şekilde sıkılaşan ilişkilerin Kıbrıs bunalımı ile değişmesinden, A.B.D açısından Türkiye’nin önemi, Türkiye açısından A.B.D’nin önemi anlatılmış.

Avrupa’da ki Gelişmeler Açısından Türk Dış Politikası

Türkiye’nin dış politikası üç temel döneme ayrılabilir.

1923-1945 Dönemi

Bu dönemde yeni kurulan devrimci Ankara hükümeti için en önemli konu güvenlik meselesiydi ve çağdaş bir devlet olmanın Batı bağlaşığı olmakla mümkün olduğuna inanılıyordu. İleride yeni bir parçalanma tehdidi altında olmamanın ve Avrupalı bir devlet olmanın yolu “Yurtta barış, dünyada barış.” politikasının benimsenmesini gerektirdi. Güvenliğe odaklı, son derece temkinli ve maceracı olmayan bir dış politika izlendi. Bu da Batı yanlı bir politikaydı.

1950’lerde başlayan Soğuk Savaş Dönemi ve 1980 sonrası yumuşama dönemi

Soğuk Savaş dönemindeki SSCB tehlikesi Türkiye ve A.B.D’yi çok yakın müttefikler olmaya itmiştir. Bu dönemde ortak tehdit olarak algılanan SSCB, dış politikada Avrupa’dan çok A.B.D ile yakınlaşılmasına neden olmuştur. Bu tek yönlü dış politika bazı sorunlara neden oldu. Ekonomik gelişme halkın beklediği şekilde sağlanamadı.

En büyük sorun ise Kıbrıs meselesi ile ortaya çıktı. Tüm yumurtalarını NATO sepetine koyan Türkiye Kıbrıs bunalımı sonrası 1975’te silah ambargosuna maruz kaldığında çok yönlü bir dış politika izlemediği için dünyada yalnız kaldı. 1970’lerden başlayarak çok yönlü dış politika izlenseydi Türkiye uluslararası sisteme çok daha kolay uyum sağlayabilirdi. Bugün yine çok geç kalınmış sayılmaz.

Türkiye bugün izleyeceği dış politikada Batı bağlantısı ne Türkiye’nin hareket alanını daraltan katı bir çerçeve ne de değişikliği önleyecek bir engel olarak algılanmamalıdır. Kısaca belirtmek gerekirse Türkiye kendi ulusal çıkarlarını, Avrupa kimliğinin geliştirilmesini terk etmeden uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun çıkarları ile uyumlu hale getirmelidir.

Türkiye’nin Dış Politikası kitabında daha sonra konuya Türkiye’nin balkan devletleri ile ilişkileri, Ortadoğu ile ilişkilerine ve Türki Cumhuriyetler ile olan ilişkilerine yer veriliyor.

Sonuç olarak;

Türkiye izlediği yol olan Batı yanlısı politikayı korurken dünya ile daha uyumlu, diğer dünyadaki ülkelerle de ilişkileri ileriye götüren bir dış politika izlemelidir. Böylece Batı ile çatışan çıkarları olduğunda dünyadan destek bulabilecek, farklı politikalar izleyebilecektir.

Türkiye’nin Dış Politikası kitabını buradan satın alabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın