Türklerin Şark’a Hediye Ettiği Bazı Kelimeler

Osmanlıca Arapça, Farsça ve diğer dillerden kelimelerin daha fazla yer aldığı bir Türkçe’dir. Osmanlıca‘da Arapça ve Farsça kelimelerin bir araya getirilerek oluşturulan kelimeler de vardır. Bunun dışında Osmanlıca’da yani Türkçe’de kullanılan bazı kelimeler vardır ki bunlar arapça kökenli olsalar bile onlara bu anlamı Türkler vermişlerdir.

Topluma yeni giren kurumlar beraberinde kendi terimleriyle gelir. Bu kurumlarla ilk karşılaşan toplumlar ona isimlerini verir ve daha sonra o kurumla karşılaşan toplumlar aynı ismi kullanır ya da ismi kendi dillerine uydururlar. Dilin zenginliği toplumun zenginliğiyle ilgili bir konudur. Kabile dillerinde bazı bankacılık terimlerine ve üniversite terimlerine rastlamayız. Varsayımsal olarak kabile bu kurumlarla tanıştıktan sonra bu terimleri kullanmaya başlayacak ya da bu terimleri kendi dilinden türetecektir.

Bu benzetme kıyas için değildir yanlış anlaşılmasın, kavramların dillere sonradan girebileceğini belirtmek içindir. Başka toplumların da Şark’a kazandırdığı kelimeler olabilir, vardır da.

Osmanlılar Arapça kelimeleri kullanmaktan hiç çekinmemiş hatta ona kelimeleri bambaşka yeni anlamlarla kullanmışlardır. Osmanlı modernleşme (Batılılaşma) sürecine girdiğinde Batı’da ortaya çıkan bu yeni kavram, kurum ve terimleri yeniden ele almak durumunda kalmışlardır. Tarihçi İlber Ortaylı’ya göre “Batılılaşmada Türkiye, Şark’a filolojik hizmetlerde bulunmuştur.” Birçok kelimeyi Osmanlı Devleti Şark’a hediye etmiş, kazandırmıştır.

İlber Ortaylı Avrupa Ve Biz kitabında yer veriyor bu örneklere ve bu alanda hala ciddi bir araştırma yapılmamış olmasından yakınıyor. Kitapta yer alan bazı örnek kelimelere bakalım.

Bazı önemli örnekler

Cumhuriyet

Hani Azerîler, “biz Respublika, siz de cumhuriyet dersiniz” diyorlar, sanki “cumhuriyet Türkçe mi?” diyorlar. Evet, cumhuriyet Türkçedir, niye Türkçedir? Çünkü cumhuriyetin kökü “cumhur”, cemaat anlamında, “people” anlamında, “congregation” anlamında bir Arapça kelimedir; ama o kelimeden cumhuriyeti ve cumhuriyet rejimini türeten Türklerdir. Binaenaleyh mefhumun içeriği tamamıyla Türkler tarafından doldurulduğu için bu çok Türkçe bir kelimedir, öbür Şark halklarına da buradan geçmiştir.

Vatan

Sonra, “Vatan yahut Silistre” diyor. Oradaki vatan Arapça bir kelimedir görünüşte. Eski Araba, “Bu nedir?” diye sorduğun zaman, “Vatan” der, “evimdir, yerimdir, gençliğimdir.” Şiir yazar Ortaçağ Arabı. Ah vatanım, ey vatanım, yani ey gençliğim diye. Buradaki vatanın hiçbir şekilde İtalyanların patria, Fransızların patrie dedikleri anlamdaki bizim bugün kullandığımız vatanla eş olmadığı açıktır. Bunu böyle “vatan” yapanlar, Türklerdir.

Buhran

Sonra bütçe denklenmiyor, kriz var ortada: Crise financière Fransızca tabirdir, bunu “buhran-ı malî” diye, tamamen Arapça kökten, ama Arabın haberi bile yokken türeten Cevdet Paşa’dır, onun buluşudur bu.

Hürriyet, kuvvetler ayrılığı, mevzuat, meclis-i idare…

Sonra hürriyet, sonra tefrik-i kuvva (kuvvetler ayrımı) Araplar için bir şey ifade etmez, bunlar hep Türklerden çıkan anayasal terimlerdir: mevzuat, meclis-i idare vs. saymakla bitmez; yani yüzlerce kavram böyledir.

Kanuni Esasi ve İktisat gibi önemli kelimeler Türklerce türetilmiştir. Bankacılık ve hukuk terimleri de.

Kaynak İlber Ortaylı’nın Avrupa Ve Biz kitabıdır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın