Üç Hikayecik : İmla, Derviş ve İlk Şarkılı Reklam

Bernard Lewis Ortadoğu kitabında yer yer bazı hikayeciklere yer vermiş. Bu hikayeciklerden üçünden çok keyif aldım. Bunlar ilginç olduğu kadar mizahi yanı olan anektodlar. Hikayelerin hepsini İslam tarihiyle ilgili olması da bu hikayeleri bizim açımızdan daha ilgi çekici hale getiriyor.

İlk anektod imla hatalarıyla ilgili komik bir hikaye. İmla ve yazılı anlatım becerisi her devirde mumla aranan bir meziyet olmuş olmalı. Zeki insanların mizahı ve iğnelemesi her devre ulaşarak duyana aynı keydi veriyor. Hikayede bir mektuplaşmanın içeriği yer alıyor. İmladan ve yazılı anlatımdan bihaber sekreterin düştüğü gülünç durum konu edilmiş. XI. YY’daki “komik hatalar” koleksiyonundaki Halep prensinin öyküsü şöyledir:

Prense bağlı olan Antakya valisinin biraz safça olan sekreteri, iki Müslüman gemisinin tüm mürettebatıyla battığını efendisi adına prense şu şekilde iletmiştir: “Esirgeyen ve Bağışlayan Allah adına. Allah, Prens’e kuvvet versin ki iki kayık, yani iki gemi, girdap, yani dalgalar yüzünden, devrildi, yani battı ve herkes kayboldu, yani öldü.” Halep prensi de valisini şöyle yanıtlamış: “Mektubun bize geldi, yani ulaştı ve biz onu anladık, yani okuduk. Sekreterini döv, yani ona vur ve yerine başkasını getir, yani onu kov, çünkü o ahmak, yani aptaldır.Hoşçakal, yani mektup bitti.

İkinci anektod ise dervişlerle ilgili. Sufilerin klasik İslam yorumunun biraz dışına çıktıkları düşünülüyordu kimi çevrelerce. Gazali sufilik ile sünniliği bağdaştırana kadar bu şüpheler muhtemelen daha fazlaydı. İlk anektodda bir dervişin hikayesi yer alır. Hikaye halkın dervişlere olan şüphesini ve dervişlerin toplumdan şikayetlerini konu eder. Hikaya şudur:

Dervişin biri birgün zengin bir adamın evine gidip sadaka istemiş. Dervişin dindarlığından şüphelenen zengin adam, ondan İslam’ın beş şartını sıralamasını istemiş. Derviş kelimei şahadet deyip susmuş. Zengin diğerlerini bilmiyor musun diye sorunca, derviş, “Siz zenginler hacdan ve zekattan vazgeçtiniz, biz yoksul dervişler de namazdan ve oruçtan vazgeçtik, onun için geriye Allah’ın birliğinden ve Hz. Muhammed’in onun peygamberi olduğundan başka bir şey kalmadı.” demiş.

Tarihteki ilk şarkılı reklam

Son hikaye ise şairin ve şiirin rolüyle ilgili. Eskiden hükümdarlar kendi namlarını, iyi meziyetlerini övsün diye şairlere şiir yazdırırlarmış. O zamanlar propaganda yolu buymuş. Bunun yanında şiirlerin başka amaçlar için kullanıldığı da olmuş. İlk şarkılı reklam örneği bir zamanlar Doğu’da yaşanmış olabilir.

Peçe satmak için Medine’ye giden Kûfe’li bir tüccar, siyah olanlar hariç tüm peçeleri satmış. El-Darimi’nin arkadaşı olan tüccar bunu ona anlatmış. O günlerde şiiri ve müziği bırakıp inzivaya çekilmiş olan El-Darimi, tüccara “Sen hiç düşünme, ben sana onları da satırım ” demiş ve şu dizeleri yazmış: Git sor siyah peçeliye Ne yaptın dindar imama? Namaz için cübbesini toplamıştı Sen cami kapısında göründüğünde El-Danmi’nin bestesini de yaptığı, şiiri çok ünlü olmuş ve herkes onun inzivadan çıkıp tekrar şiire başladığını düşünmüş. Medine’deki tüm kadınlar siyah peçe almaya başlamışlar, Iraklı tüccar da elindeki siyah peçelerin hepsini satmış. Bu olaydan sonra, El-Darimi yeniden inzivaya çekilmiş.

Yazıdaki hikayecikler Bernard Lewis’in Ortadoğu kitabındandır. Ortadoğu tarihi hakkında büyük bir çalışma olan kitabı buradan satın alabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın