Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Umberto Eco’ya Göre Faşizm Nedir Ve Nasıl Tanınır?

Faşizm nedir? Faşizmin tanımı çok geniş olduğu için onu birkaç kelimeye sığdırmak anlamsız. Umberto Eco da bunu söyleyerek faşizmin ortak temelleri üzerine bir yazı yazmış. Bu maddeler faşizmi tanımamız açısından önemli. Özellikle herkesin birbirini faşist olmakla suçladığı bu günlerde doğru bir değerlendirme yapabilmek için. Kaynakta geçen kelime “kök faşizm” ben bu kelimeyi faşizm olarak değiştidim. Umberto Eco buna kök faşizm diyor çünkü faşizm kendini gizleyerek (başka maskelerle) karşımıza çıkablilir. Bu yüzden onu tanımak her zaman mümkün olmayabilir.

Kökfaşizm, bazen sivil giysilere bürünmüş olarak, hâlâ çevremizde dolanıyor. Birisi dünya sahnesine çıkıp, “Auschwitz’i yeniden açmak, Kara Gömleklileri yine İtalyan meydanlarında yürütmek istiyorum,” dese, ne kadar kolay olurdu bizim için. Ne yazık ki, yaşam bu kadar basit değil. Kök-faşizm, en masum kılıklarla geri gelebilir. Görevimiz, onun maskesini düşürüp, tek tek her yeni belirtisine işaret etmektir – her gün ve dünyanın her yerinde. Sözü gene Franklin Roosevelt’e bırakıyorum: Şunu iddia etmek cüretini gösteriyorum: Amerikan demokrasisi yaşayan bir güç olarak ilerlemesini sürdürmez, yurttaşlarının refahını artırmak için gece gündüz çalışmazsa, faşizmin ülkemizdeki gücü artacaktır. (4 Kasım 1938) Özgürlük ve kurtuluş, asla sonu gelmeyecek bir görevdir. Sloganımız şu olsun: “Unutmayın.”

1. Faşizmin ilk özelliği, gelenek kültüdür. Gelenekçilik, faşizmden çok daha eskidir. Hakikat bir kez açıklanmış olup bu açıklama sonsuza dek geçer-lidir; bizim tek yapabileceğimiz şey, bu anlaşılması güç mesajı yorumlamayı sürdürmektir. Önde gelen gelenekçi düşünürleri bulmak için faşist hareketlerin programlarına bir bakmak yeter. Nazi bilgisi, gelenekçi, senkretist, okült öğelerden besleniyordu. Ama Aziz Augustinus’la Stonehenge’i birleştirmek, işte bu, kök-faşizmin belirtisidir.

2. Gelenekçilik, modemizmin reddi anlamına gelir. Hem faşistler, hem Naziler teknolojiye tapıyordu; oysa gelenekçi düşünürler, geleneksel ruhsal değerlerin yadsınması olarak gördükleri teknolojiyi genellikle reddederler. Ne var ki, Nazizm sanayideki başarılarından gurur duymuş olsa da, modernizme düzdüğü övgü “kan ve toprak” [Blut und Boden) üzerine kurulu bir ideolojinin yalnızca yüzeysel bir yönüydü. Modern dünyanın reddi, kapitalist yaşam tarzının eleştirisiyle kamufle edilmişti; ama asıl reddettiği 1789 ruhuydu (ve elbette 1776 Ruhu). Aydınlanma, Akıl Çağı, modern çürümüşlüğün başlangıcı olarak görülüyordu. Bu anlamda faşizm, “irrasyonalizm” olarak tanımlanabilir.

3. Goebbels’e atfedilen “ne zaman kültürden söz edildiğini duysam, tabancamı çekerim” sözünden, “domuz entelektüeller”, “yumurta kafalılar”, “radikal züppeler”, “Üniversiteler komünist yuvasıdır” gibi sık sık kullanılan ifadelere varıncaya kadar, entelektüel dünyaya karşı güvensizlik, her zaman kök-faşizmin bir belirtisi olmuştur. Resmî faşist entelektüeller, modern kültürü ve liberal aydınları geleneksel değerleri terk etmekle suçlamayı bir görev bilmişlerdir.

4. Modern kültürde bilim camiası, görüş ayrılığını bilgilerimizi geliştirmenin bir yolu olarak görür. Kök-faşizme göre görüş ayrılığı ihanettir. Ayrıca, görüş ayrılığı, çeşitliliğin de bir göstergesidir. Faşizm ise, farklılığın yarattığı doğal korkuyu kullanıp abartarak görüş birliği arar. Faşist ya da başlangıç aşamasındaki faşist bir hareketin ilk çağrısı, uyumsuzlara karşıdır. Dolayısıyla, faşizm tanımı gereği ırkçıdır.

5. Faşizm, bireysel ya da toplumsal düş kırıklığından doğar. Bu yüzden, tarihsel faşizmin en tipik özelliklerinden biri, ekonomik bir bunalım ya da siyasal bir aşağılanmadan rahatsızlık duyan ve toplumun alt kesimlerinin baskısından korkan düş kırıklığı içindeki “orta sınıflara” çağrıda bulunmasıdır.

Yabancı düşmanlığı faşizmin bir belirtisidir. Kendini mantığa bürür.

6. Bir ulusa kimlik verebilecek tek bir grup vardır: düşmanlar. Bu nedenle, faşizm ideolojisinde, olasılıkla uluslararası nitelikli bir komplo saplantısı vardır. Faşizmin yandaşları, kendilerini kuşatılmış hissetmelidir. Komployu açığa çıkarmanın en kolay yolu da, yabancı düşmanlığı’na başvurmaktır. Ama, komplonun köklerinden biri de içeride olmalıdır;

7. Faşizm yandaşları kendilerini, düşmanların gösterişle sergilenen zenginliğinden ve gücünden aşağılanmış hissetmelidirler. Çocukluğumda bana İngilizlerin “günde beş öğün yemek yiyen halk” olduğu öğretilmişti; daha yoksul ama ölçülü İtalyanlardan daha sık yemek yerlermiş. Yahudiler zengindir ve gizli bir dayanışma ağı sayesinde yardımlaşırlar. Gelgelelim, yandaşlar, düşmanları yenebileceklerinden de emin olmalıdırlar. Böylece, retorik ayarın sürekli değiştirilmesiyle, düşmanlar hem çok güçlü, hem de çok zayıf gösterilir. Faşist rejimler, yapıları gereği, düşmanın gücünü nesnel olarak değerlendirmekten âciz oldukları için, savaşları kaybetmeye mahkûmdurlar.

8. Kök-faşizme göre yaşamak için mücadele edilmez, “mücadele etmek için” yaşanır. Barışseverlik düşmanla işbirliği demektir, barışseverlik kötüdür, çünkü yaşam sürekli bir savaştır. Gene de bu tutum, bir mahşer kompleksini de beraberinde getirir; düşmanlan yenilgiye uğratmak zorunlu ve olanaklı olduğuna göre, faşist hareketin dünyanın egemenliğini eline geçireceği nihai bir savaş kaçınılmazdır. Böyle bir nihai çözüm, ardından bir barış döneminin, sürekli savaş ilkesiyle çelişen bir Altın Çağ’ın gelmesi demektir. Hiçbir faşist lider bu çelişkiyi çözmeyi başaramamıştır.

9. İktidarı demokratik yoldan değil, zorla ele geçirdiğini çok iyi bilen lider, gücünün kitlelerin zayıflığından kaynaklandığını da bilir: O kadar zayıftır ki kitleler, bir “egemen’e gereksinme duyarlar. Grup, (askerî modele göre) hiyerarşik olarak örgütlenmiş olduğundan, her alt yönetici kendi altındakilere tepeden bakar, onlardan her biri de kendi altındakileri hor görür. Bu da kitlesel seçkincilik duygusunu güçlendirir.

Faşizm faşist kahramanlar üretmelidir. (Kara gömlekliler ve şekil değiştirmiş halleri)

10. Kök-faşist kahraman, kahramanca bir yaşamın en güzel ödülü olduğu söylenen ölümü arzular. Kök-faşist kahraman, ölmek için sabırsızlanır. Şunu da belirtelim ki, bu sabırsızlığıyla daha çok başkalarının ölümüne yol açar.

11. Sürekli savaş da, kahramanlık da oynanması zor oyunlar olduğundan, kök-faşist irade gücünü cinsel konulara aktarır. Kadınları küçük görmek ve bekârlık yemininden eşcinselliğe sıradışı cinsel alışkanlıkları mahkûm etmek demek olan machismo’nun kökeni budur. Cinsellik de oynanması zor oyunlardan biri olduğu için, kök-faşist kahraman fallusun ikamesi silahlarla oynar; onun savaş oyunları sürekli bir penis hasedinden kaynaklanır.

12. Tüm Nazi ya da faşist okul kitaplarında, karmaşık ve eleştirel akıl yürütmenin araçlarını sınırlandırmak üzere, son derece kısıtlı bir sözcük dağarcığı ve ilkel bir sözdizimi temel alınıyordu. Ama, masum bir talk-show biçimini aldığında bile yeni-dilin başka biçimlerini teşhis etmeye hazırlıklı olmamız gerekir.

Bu maddeleri Beş Ahlak Yazısı kitabından özetleyerek buraya aktardım. Yazının daha ayrıntılı ve iyi asıl halini ve kitapta yer alan diğer yazıları okumak için Beş Ahlak Yazısı kitabını edinebilirsiniz. Bu kitaba da sanıyorum başka bir kitaptan geçmiş.

Konuyla ilgili olarak şu iki yazıya göz atmak isteyebilirsiniz. Avrupa ve İslamiyet ile ilgili iki yazı da. İlki Sapiens kitabındaki kılık değiştirmiş faşizmi anlatan Irkçılıktan Kültürcülüğe. İkincisi ise İbrahim Kalın’ın Ben, Öteki ve Ötesi kitabıyla ilgili.

Bir Cevap Yazın

Theme by Anders Norén