Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Yahudiye ve Roma’nın Ebedi Savaşı

Nietzsche efendi ve köle ahlakı ayrımını yapar. Köle ahlakı dediği ahlak Hristiyan ahlakıdır. Zorluklar karşısında sabretmeyi, sana bir tokat atana diğer yanağını çevirmeyi, bu dünyada kötülüklere katlanıp diğer dünyada rahat etmeyi kasteder. Köle ahlakı dünya nimetlerinden de vazgeçer çünkü çilecidir. Nietzsche nefret eder köle ahlakına sahip insanlardan çünkü onlar aslında söyledikleri gibi değillerdir. Tüm bu değerler yalandır.

Dante cehennemin kapısının girişine “Beni de sonsuz sevgi yarattı.” yazmıştır. Bu bir yanlıştır, Dante oraya “Beni de sonsuz nefret yarattı.” yazmalıydı ona göre. Hristiyan ahlakı zayıflığını örtmek için ve mevcut ahlak anlayışına tepkisel olarak kıskançlıktan doğan nefretin sonucu olarak ortaya çıkmıştır ona göre. Köle ahlakına sahip insanlar aslında söyledikleri değerlere inanmazlar. Güçlüyü durdurmak için, onu pençelerinden utandırmak için bu değerlere inanıyormuş gibi yaparlar. Herhalde fırsatını bulduklarında herkesten daha zalim olabileceklerini kasteder Nietzsche.

Hukuk yalandır. Üstinsan iyinin ve kötünün ötesine geçebilir. Zaten ahlak hukuk gibi kavramlar doğada yoktur. Etimolojik olarak da borçlu ve alacaklı arasındaki ilişkiden türemiştir bu kavramlar. Toplum sözleşmeleri teorileri yalandır. Öyle şen şakrak sözleşme yapan insanlar yoktur. Güçlü bir irade vardır ve o iradenin etrafında toplanır insanlar. İşte o hukukun ötesindeki bir üst insandır.

Buyurabilen, doğası gereği “efendi” olan, edimlerinde ve tavırlarında zorbalık sergileyen kişi – ne işi var böyle birinin sözleşmelerle! Böylesi varlıklar hesaba kitaba gelmezler, yazgı gibi geliverirler, nedensiz, mantıksız, fütursuz, özürsüz, şimşeğin belirdiği gibi beliriverirler, nefret bile duyulamayacak denli korkunç, ani, inandırıcı, “farklı” biçimde.

Ahlakın Soykütüğü / Friedrich Wilhelm Nietzsche

Böyle bir efendi böyle bir şahin kuzulara hesap vermez. Kuzular ise onu bazı değerler icat ederek durdurmaya çalışırlar. Kuzular yani Yahudiye kartalı yani Roma’yı pençelerinden utandırmaya çalışırlar. Nietzsche kuzu koyun kelimesini Hristiyanların “Tanrı bizim çobanımızdır.” anlayışı nedeniyle onlara kuzu demiş olmalıdır.

Yahudiye ve Roma’nın Geçmişteki Savaşları

Yahudiye köle ahlakına sahiptir. Efendiler yani üstinsanlar ise yırtıcı kuşlardır. Tarih bu iki anlayışın mücadelesine tanık olmuştur. Nietzsche kendi döneminde soruyor. Bunlardan hangisi şimdi kazanmış durumda? Ona göre Yahudiye savaşı kazanmıştı.

Nietzche demokrasiyi reddediyor olmalıdır çünkü o kalabalıklara güvenmez. Ona göre Roma anlayışının yani güçlünün hükmettiği, insanların yalanlarla kandırılmadığı o zamanın (Ki bu elbette çok tartışmalıdır.) tarihte ortaya çıktığı zamanlar vardı. Roma Hristiyanlığı kabul edince yıkılmıştı ona göre. Orta Çağ’da Hristiyanlık yani Yahudiye iyice güç kazandı ve kilise olarak ortaya çıktı.

Rönesans’ta Roma tekrar canlanmaya başladı. Görkemli bir yeniden uyanış yaşadı. Klasik ideal güç kazandı ama hemen Fransız İhtilali ile Yahudiye yeniden üstünlüğü ele geçirdi. Fransız İhtilali demokrasi demekti yani kalabalıkların sözünün geçer gibi olması. Aristokratik toplumdan demokrasiye geçilmesini hoşgörmezdi Nietzsche. Fransız İhtilali ile aristokrasi tekrar kaybolacaktı. Roma ruhu Napolyon ile bir şans yakaladı ama bu da bir sonuç vermedi.

Yahudiye klasik ideal karşısında, Fransız Devrimi’yle bir kez daha, o zamankinden daha da can alıcı ve derin bir anlamda zafere ulaştı: Avrupa’daki son siyasal aristokrasi, on yedinci ve on sekizinci yüzyılının Fransız siyasal aristokrasisi, halkın hınç içgüdüleri altında çöktü, – daha büyük bir tezahürat, daha gürültülü bir coşku işitilmedi yeryüzünde!

AHLAKIN SOYKÜTÜĞÜ / FRİEDRİCH WİLHELM NİETZSCHE

Demokrasiye yönelik bu anlayış bugün elbette kabul edilemez. Demokrasi geri dönüşü olmayan bir fikir fakat aynı zamanda savunulması, sahip çıkılması gereken bir fikir. Her nesil onu yeniden kazanmak zorunluluğundadır yoksa kaybolup gidebilir. Zaman zaman önemli bilimcilerin aristokrasi yanlısı olabildiklerini görürüz. Demokrasinin eleştirilecek yönleri elbette vardır yine de elimizdeki en iyi yönetim biçimidir. Eğitimli bir toplum için belki de çok az kusurlu bir yönetim biçimidir.

Bir Cevap Yazın