Açık Kültür

Yapay Zekanın Üç Patlama ve Durgunluk Dönemi

Bilim kurgunun bizi göklere çıkarırken gerçeğin yere çakması umut kırıcı olsa da hiçbir şeyin abartılmaması gerektiğini hatırlatıyor. Yapay zeka son yılların en önemli ve güncel konularından. Bilim kurgu filmlerinin omurgası. Aslında yapay zeka meselesi çok da güncel bir mesele değil. Daha önce yapay zeka birkaç defa parladı ve söndü. Tabii gidişat hep iyiye ve ileriye oldu.

Hepimizin fark edeceği gibi robotlar çevremizde değil. Tabii kollu bacaklı robotlar yerine tüm otomasyon teknolojilerini robot kabul edersek çevremizde yok demek doğru değil. Yine de şu Corona virüsü günleri şakası olan “Mars’a gidecektik evden çıkamaz olduk.” durumu yapay zeka için de büyük ölçüde geçerlidir.

Tıp, hukuk ve üretim gibi alanlarda yapay zeka kullanılıyor ve geliştiriliyor olsa bile Kubrick’in meşhur filmi 1968 yapımı 2001: A Space Odyssey filmindeki yapay zekalara bile çok uzağız. Westworld 1973 yapım bir film ve oradaki robotlara da çok uzağız.

İnsanlık yapay zeka için çok heyecanlanmış çok da bu heyecanı boşa çıkmış. Şuanda da bilimkurgu filmlerinde gösterilenlerden çok çok uzağız. Hatta süreç bana kalırsa tekrar tıkanmış gibi görünüyor. İzlediğimiz güzel DARPA robotları var ama bunların kurgu videolar olarak bize sunulduğunu unutmamak gerekiyor. Ülkemizde gördüklerimiz ise şimdilik sadece erik dalı oynuyor gibi görünüyor. Yapay zeka insanın yaptığı her şeyi yapabilecekse bile bundan çok uzağız.

1950’ler, 1980’ler ve Günümüz

1950’lerde, her köşede mekanik hizmetçiler ve uşaklar olacakmış gibi görülüyordu. Dama oynayabilen ve matematik problemlerini çözebilen makineler yapılınca bir de isanlar robot kollar görmeye başlayınca bilim dergileri yakın zamanda robot arkadaşların geleceğinden bahsetmeye başlamış. Tam anlamıyla robot hizmetçilerin ve robot arkadaşların olacağı ön görülmüş.

1965’de yapay zekânın mucitlerinden olan Dr. Herbert Simon, açıkça “Makineler 20 yıl içerisinde insanların yapabildiği her işi yapabilecek” dedi. İki yıl sonra, yapay zekânın diğer kurucularından biri olan Dr. Marvin Minsky “bir kuşak içerisinde… ‘yapay zekâ’ yaratma sorunu büyük ölçüde çözülmüş olacak” dedi. Bu aşırı iyimser tablo 1970’lerde çöktü.

Zihnin Geleceği / Michio Kaku

Beklentiler bu yllarda gerçekleşmeyince özellikle 1980’lerde bilgisayar gücünün artması ve Pentagon’un robotik teknolojileri askeriyede kullanmak istemesi sonucu yapay zekaya yönelik yatırımlar arttı. Askeri amaçlarla başlayan yatırımlar tüm insanlık için kazanıma dönüşmek üzere. Sürücüsüz otomobiller ve sürücüsüz nakliye tırları, kargo taşımacılığı için dronelar hizmet vermeye başladı bile. Ve belki de ileride ortaya çıkacak paylaşımlı otomobil teknolojisi gelişiyor şuan.

1985’te yapay zekâya ayrılan yatırımın miktarı; düşman bölgesine girebilen, kendi başına keşif yapabilen, rehine kurtarmak gibi görevleri yerine getirip dost bölgeye geri dönebilen ve akıllı olması beklenen “Akıllı Kamyon” benzeri otonom kamyon projeleriyle birlikte milyarlarca doları buldu. Ne yazık ki, Akıllı Kamyon’un yaptığı tek şey kaybolmaktı. Bu ciddi başarısızlıklar 1990’larda yine bir başka yapay zekâ kışını oluşturdu.

ZİHNİN GELECEĞİ / MİCHİO KAKU

Sürece bakıldığında yapay zeka beklentileri karşılamadığı için gözden düştü ama bir yandan da gelişmeye devam etti. Robotik teknolojiler hizmet alanında da endüstriyel alanda da askeri alanda da kullanılmaya başlandı. Sürücüsüz araçlarla ilgili gelişmeler ümit verici. İnsansız hava ve kara araçları ordular için hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Borsa işlemleri büyük ölçüde talimatlarla gerçekleşiyor. Ciddi durumlarda son karar insana ait olsa da bir röntgeni yorumlamada daha insan doktorlardan daha başarılı yazılımlar var.

Belki robot hizmetçiler ve robot arkadaşlar dönemi de birgün görülecektir. Bilimciler zihnin yapısını daha iyi anladıkça yeni çözümler denemeye başladılar. Bir nesneyi görmek ve o nesneyi tanımak arasında çok büyük bir fark olduğuyla yüzleşildi. Makineler görüyor fakat tanıyamıyor. Bir dizi eylem gerçekleştirilirken bunlardan hangisi önemli hangisi gereksizdir bunu anlayamıyor. Karşılaştırmaya dayalı algoritmalar bir yere kadar iş görüyor. Distopya hikayelerinin vazgeçilmez unsuru her şeye kadir bir yapay zeka ise muhtemelen hiç olmayacak bir şey.

Bir Cevap Yazın